Kanatsız Melekler de Bu Dünyada Yaşar
UZM. ZUMULAİTİ ABDUWAILİ
Bazen bir insan, hiç farkında olmadan başka bir insanın hayatına yeniden umut olur.
Dünyada bazı şeyler vardır; insan bazen söylemek ister ama kelimeler boğazında düğümlenir. Bazı duygular ise insanın içinde sessizce büyür ve bir gün mutlaka dile gelmek ister.
Bugün benim içimden de böyle bir duygu geldi. Uzun zamandır düşündüğüm, gözlemlediğim ve kendime sorduğum bazı soruların ardından, artık bunları yazmak istiyorum.
Ben bu dünyada hâlâ kanatsız meleklerin olduğuna inananlardanım. Belki de hayatın telaşı içinde böyle insanları fark etmekte zorlanıyoruz. Oysa bazen bir insanın davranışları, sözlerinden çok daha fazlasını anlatır.
Başkasına uzattığı bir el, karşılık beklemeden yaptığı bir iyilik, ailesine gösterdiği sevgi veya mazlumun yanında duruşu, onun nasıl bir insan olduğunu anlamaya yeter.
Ben de son zamanlarda böyle bir insanı daha yakından tanıma fırsatı buldum: Bir akademisyen hocamızı.
Daha önce kendisini tanıyor, biliyor ama belki de yeterince dikkat etmiyordum. İnsan bazen çevresindeki güzellikleri fark etmek için zamana ihtiyaç duyuyor. Son zamanlarda hocamızın insanlara yaklaşımını, ailesine olan sevgisini, yaşadığı topluma karşı sorumluluğunu ve insanlarla kurduğu samimi ilişkileri daha yakından gözlemlemeye başladım.
Beni en çok etkileyen özelliklerinden biri, insanlara karşı gösterdiği içtenlik oldu. Günümüzde birçok insan mazlumların, ihtiyaç sahiplerinin ve mağdurların yanında olduğunu söyler. Fakat söylemek başka, bunu hayatının bir parçası hâline getirmek bambaşka bir şeydir. Ben, bu hocamızın sözlerinin davranışlarına yansıdığını gördüm.
Özellikle maddi imkânları kısıtlı, ihtiyaç sahibi ve zor durumda olan öğrencilere karşılık beklemeden yardım ettiğini öğrendiğimde çok düşündüm. Kendi kendime, “Bir insan bunu neden yapar? Hiçbir karşılık beklemeden, kimse görmese bile neden başka insanların hayatına dokunur?” diye sordum.
Belki de cevabı çok basitti: Çünkü o, insanlığın ne demek olduğunu unutmamış bir insandı.
Ancak beni derinden etkileyen yalnızca başkalarına yaptığı iyilikler değildi. Onun aile hayatına, evladına duyduğu sevgiye ve bir baba olarak gösterdiği sabra da tanıklık ettim. Ailesinde özel gereksinimli bir evladının olduğunu öğrendim. Bir baba ile evladı arasındaki sevgi bağını, sabrı ve şefkati gördüğümde içimde tarif etmekte zorlandığım duygular oluştu.
O an içimden ağlamak geldi.
Bu gözyaşları üzüntüden değildi. İnsana duyduğum saygıdan, hayranlıktan ve insanlığın hâlâ güzel bir yüzünün olduğuna yeniden şahit olmaktan kaynaklanıyordu. Bir babanın evladına gösterdiği sevgiyi, sabrı ve fedakârlığı görmek bana çok şey düşündürdü. İnsan bazen başkasının hayatına bakarken kendi hayatını da yeniden sorguluyor.
Ben de kendi payıma düşeni aldım. Çünkü göçmenlik hayatı insana bazen kendisini unutturabiliyor. Yeni bir ülke, yeni bir dil, yeni bir çevre ve bitmeyen mücadeleler... İnsan bir süre sonra yalnızca hayatta kalmaya, ayakta durmaya ve günlük sorunlarını çözmeye çalışıyor. Bu koşuşturmanın içinde kim olduğunu, neler yapabileceğini ve aslında içinde ne kadar güç taşıdığını unutabiliyor.
Ben de zamanla kendimi unutmuşum.
Fakat bazı insanlar hayatımıza yalnızca kendi hikâyeleriyle girmezler; bize kendimizi de yeniden hatırlatırlar. Bir akademisyen hocamızın insanlara yaklaşımını, ailesine olan sevgisini, evladına gösterdiği sabrı ve ihtiyaç sahibi insanlara karşı duyarlılığını gördükçe ben de kendime yeniden dönmeye başladım.
Adeta yeniden ayağa kalkıyorum.
Belki de onun bana dokunan en büyük iyiliği budur. Bana doğrudan bir şey vermesinden daha önemlisi, içimde unuttuğum duyguları ve gücü yeniden hatırlatmaktır.
İnsanın içinde hâlâ umut olduğunu, iyiliğin hâlâ mümkün olduğunu ve bir insanın başka insanların hayatına dokunabileceğini yeniden hissettirdi.
Bu yazıyı bir övgü olsun diye yazmıyorum. Bir insanı kusursuz göstermek ya da onu başkalarından üstün tutmak da istemiyorum. Yalnızca gördüğüm, hissettiğim ve bende iz bırakan bir güzelliği paylaşmak istiyorum.
Çünkü güzel insanların hikâyeleri de anlatılmalı.
İyilik yapan insanların iyilikleri görünür olmalı. Evlatlarına sevgiyle sarılan babaların, ihtiyaç sahibi öğrencilerin elinden tutan insanların ve mazlumun yanında duranların hikâyeleri unutulmamalı. Çünkü bazen bir insanın yaptığı iyilik, hiç tanımadığı başka bir insana bile umut olabilir.
Bugün bir akademisyen hocamıza gönülden teşekkür etmek istiyorum.
Belki kendisi benim içimde nelerin değiştiğini hiçbir zaman tam olarak bilemeyecek. Belki de bu yazının benim için ne ifade ettiğini tahmin edemeyecek. Ama ben yine de söylemek istiyorum:
Sizi tanımak, insanlığın güzel taraflarını yeniden hatırlamama vesile oldu.
İnsanlara olan yaklaşımınızdan, ailenize duyduğunuz sevgiden, evladınıza gösterdiğiniz sabırdan ve ihtiyaç sahibi insanlara uzattığınız karşılıksız yardım elinden çok şey öğrendim.
Bazen dünyada kanatsız meleklerin olmadığını düşünürüz.
Oysa belki de vardırlar. Sadece kanatları görünmez.
Ben kendi hayatımda böyle bir insana rastladığıma inanıyorum. Onun hayatına tanıklık etmek bana yalnızca başka bir insanı takdir etmeyi değil, kendimi yeniden bulmayı da öğretti.
Teşekkür ederim hocam.
İnsanlığınız, sabrınız, sevginiz ve başkalarının hayatına dokunan güzel yüreğiniz için...
Belki bu yazı sizin için küçük bir teşekkürdür. Ama benim için, uzun zamandır içimde taşıdığım büyük bir saygının ve minnetin ifadesidir.
İyi ki hâlâ iyiliğiyle örnek olan insanlar var. İyi ki onların hikâyeleri, başkalarının yüreğine umut olabiliyor.
UZM. ZUMULAİTİ ABDUWAILİ























































Yorum Yazın
Facebook Yorum