Çin’in Sınav Ordusu mu, Türkiye’nin Genç Potansiyeli mi Kazanır? Eğitimde Büyük Karşılaştırma
Merhaba sevgili okurlarım, takipçilerim, öğrencilerim. Bir ülkenin kaderini en çok ne belirler? Para mı, teknoloji mi, ordusu mu? Hayır, bana göre cevap şudur: En çok eğitim sistemi belirler, bugün size iki önemli ülkenin eğitim sistemini yan yana koyup, karşılaştıracagım.

Biri Türkiye Cumhuriyeti ve diğeri Çin Halk Cumhuriyeti. Biri disiplinle, sınavla, milyonlarca gençle dünyayı sarsıyor; diğeri eşitlik hayâliyle, genç nüfusuyla ve bitmeyen reform sancılarıyla yıllardan beridir yol almaya çalışıyor. Hangisi daha başarılı? Hangisinden ne öğrenebiliriz? Geliniz, biraz bu konu üzerinde sohbet edelim...
İki Farklı Başlangıç Hikâyesi
Çin’de eğitim 1949 Devrimi’yle birlikte Parti’nin ideolojik silahı hâline geldi. Bugün 9 yıl zorunlu eğitim vardır yani 6 yıl ilkokul + 3 yıl ortaokuldur. Sistem demir gibi merkezidir, Milli Eğitim Bakanlığı her dersi, her kitabı, hatta her öğretmenin ağzından çıkacak cümleyi bile belirliyor. Xi Jinping Düşüncesi artık matematik problemlerinin bile satır aralarına sızmış durumda. Lise sonunda Gaokao denen dev sınav var; tek bir puanla milyonlarca gencin kaderi yazılıyor. Erişim %99 yani inanılmaz bir rakam ama kırsalda hâlâ “Hukou Sistemi” yüzünden şehir okullarına gidemeyen çocuklar vardır.
Türkiye’de ise hikâye 1923’te başlıyor, Eğitim, Cumhuriyet’in en güçlü eşitlik aracı olarak doğdu. Bugün 12 yıl zorunlu eğitim var: 4+4+4, Müfredat ulusal/millî ama son yıllarda “Türkiye Yüzyılı Eğitim Modeli” gibi girişimler biraz nefes aldırmaya çalışıyor. Üniversiteye geçiş yine merkezi sınav YKS ile oluyor. Erişim %95 fena değil, ama Doğu’da hâlâ Batı’nın zengin/çeşitli imkânları yoktur
Kısaca Çin kısa, sert ve disiplinli bir yol çizmiş; Türkiye daha uzun, daha kapsayıcı ama biraz dağınık bir yol seçmiş görünüyor. İkisinde de ortak nokta, her şey başkent Ankara’dan ya da Pekin’den yönetiliyor.
Sınıfta Hava Nasıl Bakalım?
Çin sınıfı genellikle sessiz, öğrenciler önlerinde, öğretmen tahtada, STEM (bilim-teknoloji-mühendislik-matematik) kokusu ağır basıyor. Ezber hâlâ güçlü, ama son yıllarda “yaratıcılık” kelimesi de yeni yeni duyulmaya başlandı. Yapay zekâ destekli öğrenme platformları yaygınlasıyor. Öğrenci/öğretmen oranı 1:15, öğretmenler devlet memuru, maaşları iyi, toplumda saygınlıkları yüksek olup, Çin’de öğretmen olmak hâlâ bir onurdur.
Türkiye sınıfı daha canlı, bazen biraz gürültülüdür. Yeni müfredat “beceri odaklı” diyor ama öğretmenler hâlâ “konuyu yetiştirelim” telaşındadır. Dijital araçlar var (EBA), ama köy okullarında internet bazen rüya gibi kalıyor. Oran 1:16 seviyesindedir, öğretmen maaşları düşük, atama bekleyen on binlerce genç var ve tükenmişlik çok yaygındır.
Çin’de öğretmen “saygın bir memur”, Türkiye’de “fedakâr ama yorgun bir kahramandır”.
Peki PISA Masasında Kim Önde?
PISA 2022 sonuçları çok net konuşuyor. Çin (en iyi bölgeler: Pekin, Şanghay, Jiangsu, Zhejiang) matematikte 552, bilimde 543, okumada 510 puanla dünyada zirvede ama dikkat edelim: Nitekim bu skorlar/rakamlar ülkenin tamamını değil, en parlak bölgelerini gösteriyor. Gerçek ortalama muhtemelen daha düşüktür.
Türkiye matematikte 453, bilimde 476, okumada 456 puan aldı yani OECD ortalamasının altındadır. En çarpıcı olan, zengin aile çocuğu ile köydeki çocuk arasında uçurum vardır. Eşitlik endeksi çok düşüktür, yani Çin sınav makinesi gibi çalışıyor ve sonuç alıyor. Türkiye eşitlik için çabalıyor ama verimlilikte geride kalıyor.
Üniversite ve Gelecek Vizyonu
Çin üniversiteleri artık küresel arenada devdir. Tsinghua ve Pekin Üniversitesi QS sıralamasında ilk 20’dedir. Araştırma bütçesi devasadır, yani uluslararası öğrenci sayısı yarım milyona yakındır. Gaokao’yu kazanan gençler bu okullara yerleşiyor.
Türkiye’de ODTÜ, Boğaziçi, İTÜ hâlâ bölgesel liderdir. Ama araştırma bütçesi düşüktür, uluslararası sıralamalarda genellikle 400-600 bandında kalıyoruz. Türkiye’de beyin göçü hâlâ en büyük yaradır.
Reform Rüzgârları ve Acı Gerçekler
Çin 2021’de “Çift Azaltma” diye bir politika çıkardı: okul dışı dershaneleri büyük ölçüde kapattı, çocukların uykusuzluğunu ve stresini azaltmaya çalıştı. Şimdi sınıflara yapay zekâ giriyor ama hâlâ en büyük şikâyet aşırı rekâbet ve gençlerdeki intihar oranlarıdır.
Türkiye’de 2024’te yeni model gelmiştir: Beceri odaklı, değerler / etik eğitimi güçlüdür. Ama öğretmenler “yine mi müfredat değişti?” diyorlar. Müfredat istikrarsızlığı, öğretmen motivasyonu ve mülteci entegrasyonu hâlâ çözülmemiş yaralar vardır...
Peki Ne Yapmalı? Gerçekçi Öneriler
Çin bize şunu öğretiyor: Disiplin, merkezi planlama ve kaynak odaklılık gerçekten sonuç veriyor. Ama bedeli ağırdır, yaratıcılık eksikliği, aşırı stres, bireysel özgürlüklerin gölgede kalmasıdır.
Türkiye bize eşitlik ve kapsayıcılık konusunda samimi bir çaba gösteriyor. Genç nüfusu, kültürel zenginliği ve demokratik zemini büyük avantaj ama merkeziyetçilik, istikrarsız reformlar, düşük öğretmen motivasyonu ve bölgesel uçurumlar hâlâ önümüzde duruyor.
BEKÂMIZ icin çok önemli olan eğitim konusu bir akademisyen/bir öğretmen olarak benim ANA BÜYÜK DERTLERİMDEN biridir. Benim somut önerilerim şöyledir, elbette bunlara ilerleyen süreçte baska ekleyeceklerim de olacaktır:
♦ Öğretmen maaşlarını ciddi şekilde artıralım, Çin’de öğretmen olmak bir onur; bizde de öyle olmalıdır. Maaş artışı + sürekli eğitim zorunluluğu getirilmelidir.
♦ Dijital altyapıyı kökten güçlendirelim, EBA’yı Çin’in yapay zekâ platformları seviyesine taşımak için ciddi yatırım şarttır.
♦ Doğu illerine özel eğitim fonları ayıralım, öğretmenlere kırsalda ek prim verelim, okullaşma oranını yükseltilmesi gerekmektedir.
♦ Sınav baskısını azaltalım, Çin’in “Çift Azaltmasından” ilham alıp okul dışı yükleri hafifletelim, beceri odaklı değerlendirme sistemleri yaygınlaştıralım. Tek büyük bir sınav değil aşamalı yani kademeli 3’lü sınav sistemi getirilmelidir. Tek ve büyük bir sınav sonucuna göre bir insanın HAYATINA - KADERİNE karar verilmesi yanlış/hatalı bir uygulamadır, en azından 3’lü yani kademeli sistem depresyonu, travmayı, baskıyı azaltır. 1. sınavı kazanan, 2. sınava girme hakkı elde eder, 2. sınavı kazanan 3. sınava girer...
♦ Araştırma ve uluslararasılaşmayı artıralım, üniversitelerde ortak Çin-Türkiye öğrenci değişim programları başlatalım. Erasmus benzeri bir “İpek Yolu Bursu” hayâl edelim. Yurtdışına sadece öğrenciler değil, egitimcilerin de gitmesi, kendilerini geliştirme-yetiştirme vb. birçok yararı olacağından yurtdışı deneyimlere devlet daha çok destek vermesi gerekmektedir.
♦ Ruh sağlığını ciddiye alalım, pandemi sonrası artan kaygı ve depresyonu görmezden gelemeyiz, okullarda rehberlik hizmetlerini güçlendirilmesi gerekmektedir.
♦ Herkez üniversite okuyacak diye bir SAÇMALIK yerine bilim, hayatın gerçekleri, insanların özellikleri vb. göz önünde bulundurularak dünya hayatının, sanayinin, faprikaların, özel sektörün ihtiyaç duydugu ve duyacağı TEKNİK ELEMANLARIN ihtiyaca cevap vereceği oranda gençleri, ortaokul veya liseden sonra 3 ila 4 yılda, bir mesleğin erbabı olacak şekilde yetiştirmek zaruriyeti vardır.
♦ Üniversitelerde birçok bölümün 4 yıl olması bilimsel gerçeklere aykırıdır, hele de digital devrimin, yapay zeka, otamasyon hatta çok yakında bütün dünyayı saracak olan süper zeka döneminde, 4 yıllık fakültelerin bazılarının süresinin 2 veya 3 yıla düşürülmesi gerekmektedir.
Eğitim olgusu bir milletin, bir ulusun, bir halkın , bir devletin en önemli BEKÂ konusudur. İyi, sağlam kaliteli, gerçekci, uygun bir eğitim sistemiyle DEVLETLER kendi insan sermayesini en verimli şekilde değerlendirmiş olur. Aksi durumda insan sermayesi adeta carcur olur, harcanır...
Eğitim bir yarış değil, bir medeniyet inşasıdır, Çin bize disiplini ve planlamayı, Türkiye bize eşitliği ve umudu hatırlatıyor. İkisinin en iyi yanlarını birleştiren bir sistem, belki de 21. yüzyılın en güçlü modeli olur. Sizler ne dersiniz? Çin’in sınav ordusu mu, Türkiye’nin genç ve dinamik potansiyeli mi daha umut vericidir?
Yorumlarda buluşalım.
Muhabbetle/Sevgiyle Kalınız/Başarılar/Kolaylıklar Diliyorum...
Dr. Bedri ŞAHİN - Almanya NRW
Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler
Eğitim Bilimleri ve Uzakdoğu Çalışmaları Uzmanı













































Yorum Yazın
Facebook Yorum