KUR. YZB. MUSTAFA KEMAL’İN BENJAMIN FRANKLIN (1706-1790)’DEN NOTLARI
Hilmi Özden[1]

General Ali Fuat Cebesoy, “Sınıf Arkadaşım Atatürk” isimli hatıralarından Harbiye’den mezuniyetlerini şu satırlarla anlatmaktadır: 1904 yılı Aralık ayında Harp Akademisi'ni bitirdik. Kurmay Yüzbaşı olarak diploma aldık. Mustafa Kemal'in 11 Ocak 1905'te mezun olduğuna dair yazılan biyografiler doğru olmasa gerektir. Harp Akademisi'nin birinci sınıfında kırk üç kişiydik, yalnız on üç arkadaş, kurmay olma hakkını kazandık. Hatırımda yanlış kalmadıysa, üç yıllık ders notlarına göre, sıra şöyleydi: Birinci İhsan Cihangir (Birinci Dünya Savaşı sonlarında 6. İstiklal Savaşı'nda, Büyük Taarruz'dan kısa bir süre önce 1. Ordu Kumandanlığında bulunan General Ali İhsan Sâbis)., İkinci - Asım Kütahya (Genelkurmay İkinci Başkanlığından emekli Orgeneral Asım Gündüz)., Üçüncü - Tevfik Selanik (Mustafa Kemal'in ve benim en yakın arkadaşlarımızdan biri olan pek değerli bir kurmay subaydı. Genç yaşında Selanik'te vefat etti)., Dördüncü- Hayri Davutpaşa, (rahmetli, General)[2]., Beşinci- Mustafa Kemal Selanik (Atatürk)., Altıncı Mustafa İzzet Çanakkale (rahmetli emekli Albay)., Yedinci - Ali Şeydi Kavak (rahmetli Albay)., Sekizinci Ali Fuat Salacak (General Ali Fuat Cebesoy)., Dokuzuncu - Şevki Kıztaşı (rahmetli Binbaşı)., Onuncu - Süleyman Şevket İzmir (rahmetli Prag Sefiri)., -On Birinci - Sedat Üsküdar (rahmetli General)., On İkinci - Kemal Ohri., On Üçüncü - Müfit Kırşehir (Cumhuriyet döneminde Milletvekili Müfit Özdeş). Eğer derece son sınıfta alınan notlara göre olsaydı, Mustafa Kemal birinciydi. Ne önemi var? Okulda olmadı ama hayatta birinci, en birinci oldu[3]. Ord. Prof. Dr. A. Süheyl Ünver bu ifadeyi Ahmed Güner Sayar’la sohbetlerinde şu şekilde ifade etmektedir: 9. III.1979 günü TTE' de gerçekleşen sohbette, talebelere hitaben; “...İçinizde en yaşlı benim. Geçen yüzyıldan iki sene alacağım var. Yetiştiğim ve kendileriyle sohbette bulunduğum Millî Mücadele'nin üst rütbeden kuvvet komutanlarına sormuştum: “Kurtuluş Savaşı'ında neden Mustafa Kemal Paşa tek adamdı?” Bu soruma aldığım cevap aynı idi: “İkincisi yoktu[4].”
Mustafa Kemal, Harp Okulu ve Harp Akademisi öğrencilik yıllarından itibaren not defterlerine çeşitli konulardaki bilgileri kaydetmiş ve bu alışkanlığını 5'inci Ordudaki görevi esnasında da sürdürmüştür. Yüzbaşı Mustafa Kemal, "sunuf-ı selase (üç sınıf, piyade, süvari ve topçu)"de kurmay stajı yapmak üzere merkezi Şam'da bulunan 5'inci Ordu Komutanlığına bağlı 30'uncu Süvari Alayına tayin edilmiştir. Mustafa Kemal'in sınıf arkadaşı Kurmay Yüzbaşı Müfit (Özdeş) Şam'da bulunan 29'uncu Süvari Alayında, Ali Fuat (Cebesoy) ise Beyrut'taki Süvari Alayında görevlendirilmiştir. Ali Fuat Cebesoy'un yazdıklarına göre Mustafa Kemal, Müfit ve Ali Fuat istanbul'dan deniz yoluyla Beyrut'a gitmişler ve 5 Şubat 1905 tarihinde görev yerlerinde stajlarına başlamışlardır[5]."

Kurmay Yüzbaşı Mustafa Kemal, Suriye'de (11 Ocak 1905-13 Ekim 1907) yaklaşık 3 yıla yakın (2 Yıl 8 ay) süren görevi esnasında ordunun yetersizliğini, bölgede vergi adaletsizliğini, ordunun başına buyruk hareketlerde bulunmasından dolayı halkın devlete olan güveninin sarsıldığını yakından görerek, isyanların asıl sebebini ayrıntılarıyla tespit etmiştir. Mustafa Kemal bu görevi esnasında Suriye ve Filistin coğrafyasını, bölge halkını, halkın devletten beklentilerini yakından tanıma ve öğrenme fırsatı bulmuştur. Onun burada edindiği tecrübeler, daha sonra Makedonya bölgesinde 3'üncü Ordu Komutanlığındaki görevi, Birinci Dünya Savaşı yıllarında Filistin ve Suriye bölgesinde 7 nci Ordu Komutanlığı ve Yıldırım Ordular Grup Komutanlığı sırasında orduyu sevk ve idaresinde işine yarayacaktır[6].
Kurmay Yüzbaşı Mustafa Kemal bu not defterine, 13 Temmuz 1905 tarihinden itibaren 15 Ağustos 1907 tarihine kadar olan süreçte 5'inci Ordu mıntıkasındaki gelişmeleri, günlük hayatta karşılaştığı olayları, görevle ilgili hususları, bölge halkının ve idarecilerin tutumlarını kaydetmiştir. Ayrıca not defterine Şam'da bulunduğu sürede okuduğu kitapların adlarını, bunlardan önemli gördüğü konuları ve ilgisini çeken kısımları kısa notlar halinde defterine yazmıştır. Defterde yer alan kimi şiir ve şarkı sözleri bir genç subay olarak onun duygularının dışa yansıması olarak değerlendirilebilir. Defterde bundan başka yaptığı harcamalarla ilgili kısa notlar ve bazı hesaplamalar da yer almaktadır[7].
Mustafa Kemal, Amerika Birleşik Devletleri'nin Kurucu Babalarından biri olan, Bağımsızlık Bildirgesi'nin hazırlayıcısı, bilim insanı, paratonerin keşfini yapan Benjamin Franklin (1706-1790)'in biyografisini ve bu keşfin nasıl gerçekleştiğini anlatan bir kitap okumuş, kitapta bahsi geçen ve Benjamin Franklin'in insanların uymasını istediği on üç erdemin neler olduğunu, not defterine[8] kaydetmiştir[9]:

Teşrîn-i evvel 1321 Cumartesi (11 Kasım 1905 Cumartesi)
Fahri nâmında birinin 1307’de yazmış olduğu “Benyamin Franklin” eserini okudum.
Eser-i mezkûr 79 sahîfeden ibâretdir. Paratonerin mûcidi olan Franklin'in tercüme-i halinden bahisdir.
Âdi (sıradan, tanınmamış) bir familyadan iken sa'y u gayret, sebat u ikdâm (sebatlı gayretli çalışmayla) sayesinde dünyanın perestiş-kârı (sevilen, hayran olunan) olmuşdur.
Franklin vâcib-ül-ittibâ'(uyulması gereken) olan fazaili (faziletler, erdemler) on üçe taksim ediyor:
“1- Riyâzet (Ölçülü olma[10]) - rahatsız olacak kadar yeme, sersemleşecek kadar içme (Tıka basa yeme; kendini kaybedecek kadar içme.)
2- Sükût (Sükünet) - Kendine ve sâir mukayyed olabilecek şeyler üzerine konuş, tenbel-ane olan sohbetlerden ictinab edin(Başkalarına ya da kendine faydası olmayacaksa konuşma; önemsiz konuşmalardan kaçın).
3- İntizâm (Düzen) - Her işin zamanı, her şeyin mevkii muayyen olsun( Her şeyin bir yeri olsun; işindeki her parçanın bir zamanı olsun).
4- Metanet (Azim) - Başladığın işi her türlü muşkilata müdafaa ederek sebat ve basîretle itmâm et( Yapman gerekeni yapmakta kararlı ol; azmettiğini hatasız gerçekleştir.).
5- Tasarruf(Tutumluluk )- Parayı kendinin ve sâirlerinin husül-i menafii yolunda sarf edilmek üzre iddihar et, zinhar müsrif olma(Başkalarına veya kendine faydası olmayacak hiçbir masraf yapma; yani hiçbir şeyi israf etme).
6- Sa'y (Çalışkanlık) - Tenbellikden ictinab et, daima lüzûmlu bir işle meşgul ol (Zaman kaybetme; her zaman faydalı bir şeyle meşgul ol ve gereksiz tüm eylemleri bırak).
7- İstikamet (Samimiyet) - Ne hayâlâta dal, ne yalancı ol. Hakikî ve ciddi düşün, düşündüğün gibi söyle(Asla kötülük düşünerek hareket etme; masum ve adilce düşün ve eğer konuşuyorsan, buna göre konuş).
8- Hakkaniyyet (Adalet) - Nefsine ve sairlerine musirr olabilecek şeylerle iştigal etme, kudretin yetdiği kadar hem-cinsine muâvenet ve müzaheretde bulun[11](İnsanları istismar ederek ya da üzerine düşen görevleri ihmal ederek onları incitme).

9- İ'tidal (Denetleme)- Her husûsda ifratdan ictinab et (Aşırılıklardan kaçın; hak ettiklerini düşünsen bile kırgınlıklardan kaçın).
10-Nezafet (Temizlik)- Vücûdunda, elbisende, evinde nezafete riayetde kusûr etme(Bedende, giysilerde veya yaşadığın yerde hiçbir pisliğe müsamaha gösterme).
11- Sükûn (Sakinlik)- Sademat-ı dehriyye (zamanın, devrin veya hayatın yıpratıcı vuruşları, sarsıntıları, dertleri ve felaketleri)den muztarib olma. Her ne üzerine olursa olsun istirahat-ı derûn (gönül huzuru, iç rahatlığı veya ruh dinginliğ)la icra-yı muhakeme (muhakeme yaparak uygula) et (Önemsiz şeylerden, sıklıkla yaşanan ya da kaçınılmaz olan kazalardan rahatsız olma).
12- İffet - Hiçbir husûsda nâmûsu unutma.
13- Tevazu(Alçakgönüllülük)– “......”[12]
Kur. Yzb. Mustafa Kemal tırnak içinde “ ……” gösterdiği Benjamin Franklin’in eserinde bulunan “İsa’yı ve Sokrates’i kendine örnek al[13]” ifadesini Not Defterinde boş bırakmıştır.
Kur. Yzb. Mustafa Kemal notlarına şu cümlelerle devam eder:
“Franklin neşriyyatında “Tenbel olan bir insan için vatandaşlarına yararlık gösterebilmek mümkün olamaz” diyor.
Bu büyük zat; duvarcılık, tornacılık, matbaacılık, muharrirlik, ediblik, diplomatlık kademelerinden sıra ile geçmişdir. Vashington en sevdiği dostu idi.
Paratonerin keşfi tecrübelerini en evvel uçurtmada yapmıştır. Şöyle ki çocuğunun uçurtmasını re'sine bir demir parça ilave ve ipini (kendir) ve bunun da ucunu ipekden yapıb fırtınalı havada şehrin haricine çıktı. Saikanın bu uçurtma üzerindeki te'siratıtedkik ve ta'mik fikrinin isabetini isbat etdi.
Kitabe-i seng-i mezarını kendisi yazıb bırakmışdır. “Şu mevzi-i tenhayi[14]de matbaacı 'Benyamin Franklin'in cesedi, evrakı koparılmış ve sername-i müzehhibi[15] silinmiş fersûde[16] bir kitab gibi kurtlara me'kel[17] olarak gunûde-i hak-i sükûn[18]dur. Hâl böyle ise de eser mahv u zail[19] olmayacakdır. Çünkü: Medfûn[20]un i'tikadınca[21] müellifin[22] -maksad-ı müellif-i kainat-[23] dest-i ciyadet-peyvestiyle[24] alem-i cavidaniye[25]”[26]. (Mezar taşı yazısını kendisi yazıp bırakmıştır. “Şu ıssız, tenha, gözlerden uzak yerde matbaacı 'Benyamin Franklin'in cesedi, evrakı koparılmış ve sanatçının imzası silinmiş, eskimiş, yıpranmış bir kitap gibi kurtlara (solucanlara) yemek, besin olarak sessizlik toprağında uyumaktadır (huzur/sükûnet toprağına uzanmıştır). Hâl böyle ise de eser (kişi) tamamen yok olmuş, ortadan kalkmış, silinip gitmiş olmayacaktır. Çünkü: Mezarda yatan kişinin inancına göre yazarın (Tanrı’nın) -kâinatın yazarının (yani yaratıcısının) amacı, gayesi/ muradı) onun iyilik, cömertlik maharet dolu ebedî âlemine (sonsuzluk dünyası/ âhiret) kişi kavuşacaktır”).
Kur. Yüz. Mustafa Kemal’in notları buraya kadar tutmuştur. Benjamin Franklin “Özyaşam Öyküsü”nde şu sözlerle devam etmektedir: Bütün bu erdemleri alışkanlık haline getirmek niyetinde olsam da, tamamını tek seferde hayatıma sokarak dikkatimi dağıtmayıp her seferinde bir tanesine odaklanmanın daha iyi olacağı kanaatine vardım. Bir tanesine iyice hâkim olduğum zaman, bir başkasına geçecektim ve bu şekilde on üçünü de tamamlayacaktım. Bazılarının önceden edinilmesi, başka birkaç tanesinin edinilmesini kolaylaştırabileceğinden, onları yukarıda belirttiğim şekilde, bu bakış açısıyla sıraladım. Önce ölçülü olmak geliyor, çünkü sürekli tetikte olunması, eski alışkanlıkların bitmek bilmeyen çekiciliğine ve daimi cazibenin gücüne karşı konulması gereken durumlarda bize lazım olan soğukkanlılığı ve berrak zihni ölçülülük sağlayacaktır. Ölçülü davranma alışkanlığını edinip hayata geçirince, sükûnet daha kolay gerçekleşecekti ve arzum, erdemler konusunda geliştikçe bilgimi de artırmak, konuşmalar sırasında dilimden ziyade kulaklarımı kullanmaya başlamaktı. Beni sadece küçük sohbetlere dâhil eden gevezelik, kelime oyunları ve şakalar yapma alışkanlığımı kırmak istiyordum ve bu sebeple sükûneti ikinci sıraya koydum. Bu ve sonraki erdem olan düzenin, projeme ve çalışmalarıma yoğunlaşmak için bana daha fazla zaman tanıyacağını umuyordum. Azim bir kez alışkanlık haline geldiğinde, sonraki tüm erdemleri elde etme çabalarımda beni diri tutacaktı; tutumluluk ve çalışkanlık, beni kalan borçlarımdan kurtaracak, refah ve bağımsızlık sağlayacak; samimiyet, adalet vb.'nin uygulanmasını daha kolay hâle getirecekti. O halde bunu, Pisagor[27]'un Altın Ayetler'indeki tavsiyesine uygun olarak tasavvur etmek, günlük olarak da sorgulamak gerekiyordu[28].
“Küçük bir kitapta her erdem için bir sayfa ayırdım. Her sayfaya kırmızı mürekkeple, haftanın her günü için bir tane olmak üzere toplam yedi sütun çizdim ve her sütuna o gün için bir harf yazdım. Bu sütunları on üç kırmızı çizgiyle kesip her satırın başlangıcına da erdemlerden birinin ilk harfini yazdım. Böylelikle günlük sorgulamamı yaparken, bir erdeme uygun davranmadığımı görürsem ilgili satıra karşılık gelen sütunu küçük bir siyah noktayla işaretleyebilecek, her hatayı oraya geçirebilecektim[29]” demektedir. Franklin bu sistemi uygulamaya çalışır.
Diğer taraftan alçakgönüllülük konusunda şu yazdıkları da önemlidir: “Erdemler listem ilk başta on iki erdemden oluşuyordu ama bir Quaker[30] arkadaşım nazikçe, genel itibariyle gururlu biri olarak görüldüğümü ve gururumun sohbette kendini sık sık gösterdiğini, herhangi bir noktayı tartışırken haklı olmakla yetinmediğimi, daha ziyade üste çıktığımı ve küstah davrandığımı söyledi. Birkaç örnek vererek de beni buna ikna etti. Elimden geldiğince bu kötü huydan ya da budalalıktan kurtulmak için çabalamaya karar verdim ve kelimeye geniş bir anlam vererek alçak gönüllülük'ü listeme ekledim. Bu erdemin hakikatini elde etmede pek başarılı olmakla övünemem, ama görünüşüyle ilgili epey bir şey elde ettim. Başkalarının duygularıyla her türlü çelişkiden ve kendi olumlu iddialarımdan kaçınmayı bir kural haline getirdim[31]”. Benjamin Franklin “Ahlâkî Kusursuzluğa Erişme Planı” olarak tespit ettiği erdemler hakkındaki düşüncesini şu cümlelerle özetlemektedir: “Şu anda, bunu doğru bir şekilde yapanın ve iyi niteliklere sahip olanın, Tanrı'yı memnun etmekten ve başarıya ulaşmaktan geri kalamayacağını düşünüyorum”.
Franklin bu projeyi (Ahlâkî Kusursuzluğa Erişme Planı) bundan sonra üstleneceğim şekilde kafamda evirip çevirerek, koşullarım bana gerekli boş zamanı sağladığında, buna saygı duyarak aklıma gelen düşünceleri sayfalara döktüm dedikten sonra her inancın onaylayacağı şu cümlelerle düşüncelerini ifade eder: “Her şeyi yaratan tek bir Tanrı vardır”. “Dünyayı kendi takdiriyle yönetir”. “O'na hayranlık, dua ve şükranla tapınılması gerekir”. “Ama Tanrı katındaki en makbul hizmet, insana iyilik yapmaktır”. “Ruh ölümsüzdür”. “Ve Tanrı, elbette ki burada da, ahirette de fazileti mükâfatlandıracak ve kötülüğü cezalandıracaktır[32]”.
Genç olsun yaşlı olsun insanların; hayata katkı sağlamış âlimlerin, akademisyenlerin, mucitlerin, edebiyatçıların, gazetecilerin, siyasi yahut askeri liderlerin ve hangi meslekten olursa olsun daha birçok erdemli şahsiyetin özgeçmişlerden okumalar yapmaları suretiyle kendileri için aydınlatıcı yollar bulacakları çok açıktır. Atatürk’ün hayatı ve okuduğu eserler incelendiğinde bu özelliğin onda da etkilerinin görüldüğü anlaşılmaktadır. Tabii ki her insan için kişilik özellikleri ile tecrübenin önceliği unutulmamalıdır.
Kaynaklar
Ahmed Güner Sayar, A. Süheyl Ünver'le Sohbetler (7. ΧI. 1968-25. ΧII. 1985), Ötüken Yayınevi, İstanbul, 2021.
Atatürk’ün Not Defterleri X, Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları, ATAREM, T. C. Genelkurmay Başkanlığı Ankara, 2009.
Benjamin Franklin, Özyaşam Öyküsü, Çevirmen: Derya Engin Nalıncı, Fihrist Yayınları, Ankara, 2026.
General Ali Fuat Cebesoy, Sınıf Arkadaşım Atatürk, İnkılâp Yayınevi, İstanbul, 2018.
Robert Lawrence Smith, A Quaker Book of Wisdom, ttps://cdn.bookey.app/files/pdf/book/en/a-quaker-book-of-wisdom.pdf.
[1] ESOGÜ Türk Dünyası Uygulama ve Araştırma Merkezi Kurucu Müdürü
[2] General Ali Fuat Cebesoy, Sınıf Arkadaşım Atatürk, İnkılâp Yayınevi, 2018, İstanbul., s. 87.
[3] A.g.e., s. 88.
[4] Ahmed Güner Sayar, A. Süheyl Ünver'le Sohbetler (7. ΧI. 1968-25. ΧII. 1985), Ötüken Yayınevi, İstanbul 2021., s.24.
[5] Atatürk’ün Not Defterleri X, Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları, ATAREM, T. C. Genelkurmay Başkanlığı Ankara, 2009, s. 3.
[6] A. g. e., s. 4-5.
[7] A. g. e., s. 5.
[8] 928-479-1-39 76, 928-479-1-40 78
[9] A. g. e., s. 7.
[10] Sadeleştirilmiş metinler şu eserden alınmıştır: Benjamin Franklin, Özyaşam Öyküsü, Çevirmen: Derya Engin Nalıncı, Fihrist Yayınları, Ankara, 2026, s. 102.
[11] Atatürk’ün Not Defterleri X , s. 184.
[12] A.g.e, s. 185.
[13] Derya Engin Nalıncı, a. g. e., s. 102.
[14]Issız, Tenha veya Gözlerden Uzak Yer.
[15]Sanatçının İmzasının, Mahlasının ya da Eser Başındaki Tezhibin/Serlevhanın Kimin Elinden Çıktığını Belirten Başlık
[16]Eskimiş, Yıpranmış
[17]Yemek, Besin
[18]Sessizlik Toprağında Uyuyan" veya “Huzur/Sükûnet Toprağına Uzanmış”
[19]Tamamen Yok Olmuş, Ortadan Kalkmış, Silinip Gitmiş
[20]Mezarda Yatan Kişinin
[21]İnancina Göre
[22]Yazarin
[23]Kâinatın Yazarının (Yani Yaratıcısının) Amacı, Gayesi veya Muradı
[24]Kavuşacaktir Onun İyilik, Cömertlik Maharet Dolu Eliyle
[25]Ebedî Âlem", "Sonsuzluk Dünyası" veya "Âhiret"
[26] Atatürk’ün Not Defterleri X , s. 186.
[27] Benjamin Franklin, a. g. e., s. 103. M.Ö. 582-500 yılları arasında yaşamış ünlü Yunan filozof. Burada ona atfedilen Altın Ayetler muhtemelen daha sonraki bir zamana aittir. “Onun bu iş için tavsiye ettiği vakit, akşam vakti ya da yatma vaktidir. Öyle ki, günün koşturmacasını vicdanın hükmüyle bitirelim, konuşmalarımızın muhakemesini Tanrı'ya bir akşam ezgisiyle yapalım”.
[28] A. g. e., s. 102-103
[29] A. g. e., s. 103.
[30] Hristiyanlığın Protestan kollarından biri olan ve resmi törenleri reddedip içsel aydınlanmaya inanan Dini Dostlar Topluluğu (Quaker) üyesi bir kişiyi ifade eder (Robert Lawrence Smith, A Quaker Book of Wisdom, https://cdn.bookey.app/files/pdf/book/en/a-quaker-book-of-wisdom.pdf).
[31] Benjamin Franklin, a. g. e., s. 110.
[32] A. g. e., s. 113.




















































Yorum Yazın
Facebook Yorum