Görmezden Gelinen Hakikat: Makedonya Türklerinin Eşitlik Mücadelesi
Balkanlar, tarih boyunca çok dilli, çok kültürlü bir mozaiğin adı oldu. Ne var ki bu mozaiğin bazı taşları, parıldaması gerekirken bilinçli biçimde gölgede bırakıldı. Kuzey Makedonya’daki Türk varlığı, bunun en çarpıcı örneklerinden biridir. Asırlardır bu topraklarda yaşayan, kültürün taşıyıcısı, şehrin kurucusu, ekonominin orta direği olan bir topluluk… Ama gelin görün ki hâlâ kendi yurdunda misafir muamelesi görmeye zorlanıyor. Makedonya’da demokrasi konuşuluyorsa, öncelikle yapılması gereken, gözümüzü bu hakikate çevirmektir:
Türklerin sesi hakkından daha düşük çıkıyor.

Demografi Değişmedi, Siyaset Değişti; Ama Eksik Olan Hep Aynı
Bugün Üsküp’ten Gostivar’a, Plasnica’dan Merkez Jupa’ya kadar Türkler canlı, üretken ve görünür bir topluluk. Ancak temsil mekanizmalarına bakıldığında tablo bambaşka: Türkler ne yerel meclislerde güç bulabilecek kadar sandalye sahibi, ne karar alma süreçlerinde etkili, ne de hak ettikleri saygınlıkla masada yer alıyorlar. Siyasi partiler, Türk oyunu talep ederken sahada birden “dost”, mecliste ise birden “unutkan” oluveriyor. Bu unutkanlık tesadüf değil; yapısal bir ihmalin adıdır. Türk toplumu bir yandan kültürel haklarını korumaya çalışırken diğer yandan demokrasiyi ayakta tutuyor. Çünkü unutulmasın: Görmezden gelinen her azınlık, aslında demokrasinin eksik kalan parçasıdır.
Dil: Bir Halkı Ayakta Tutan Son Kale
Bugün Türkçe eğitim veren okulların bir kısmı öğretmen eksikliği, idari yetersizlik ve politik ilgisizlikle karşı karşıya. Gençler anadillerinde eğitim almanın güçleştiği bir ortamda büyüyor. Dil, bir halkın hafızasıdır; hafıza kaybı da kültürel yok oluşun ön adımıdır.
Peki, soralım: Bir halk kendi dilinde geleceğini yazamıyorsa, o ülkede eşitlikten söz edilebilir mi? Türkler bu sorunun cevabını çoktan verdi: Hayır. Ama mücadele bitmiş değil.
Demokrasi, Azınlığın Güvende Hissettiği Yerdir
Bir devlet, kendisini çoğulcu, demokratik ve kapsayıcı olarak tanımlıyorsa bunun ilk testi azınlıklardır. Eğer o küçük görünen topluluk güvende, temsil edilmiş ve değerli hissediyorsa, o ülkede demokrasi vardır. Aksi hâlde “çoğulculuk” sadece bir kampanya sloganından ibarettir.
Bugün Makedonya’nın demokrasi karnesinde en zayıf notların başında, Türklerin temsili geliyor. Ve bu yalnızca Türklerin değil, Makedonya’nın Avrupa Birliği geleceğinin de önündeki engellerden biri. Çünkü Avrupa’ya yönelen her ülkenin ilk sorumluluğu, kendi vatandaşını eşit yurttaş kılmaktır.
Değişim Kapıda: Mazlum Olmaya Niyetli Bir Halk Yok
Makedonya Türkleri sabırlıdır ama sessiz değildir; barışçıldır ama edilgen değildir. Tarih boyunca olduğu gibi bugün de haklarını diplomasiyle, hukukla ve demokratik kanallarla aramaya devam ediyorlar. Fakat bir gerçek artık daha yüksek sesle dile getiriliyor:
Bu topraklarda misafir değiliz; kurucu unsurlardan biriyiz!!!
Bu cümle sadece kimlik beyanı değil, aynı zamanda siyasal bir taleptir: Eşit temsil, eşit fırsat, eşit saygınlık.
Son Söz: Hakikat, Eninde Sonunda Kendini Duyurur
Görmezden gelinen gerçekleri sonsuza kadar bastırılamaz...
Bugün Makedonya Türklerinin yaşadığı görünürlük ve temsil sorunu, yarın ülkenin demokrasi vitrinindeki en belirgin çatlak olacaktır. Ve hiçbir ülke, kendi geleceğini bu çatlaklara emanet edemez. Türklerin mücadelesi sadece kendi kimlikleri için değil; Makedonya’nın daha adil, daha eşitlikçi ve daha onurlu bir geleceğe kavuşması içindir.
Bu yüzden sesleri kısık gibi görünse de umutları gürdür. Çünkü bilirler ki:
Hakikat gecikir, ama gizlenemez…
Dr. Reyhan Rahman
Uluslararasi Iliskiler - Harran Üniversitesi













































Yorum Yazın
Facebook Yorum