Pazar Yazısı
SALGARA
Salgara...
Çocukken annem,rahmetli babam ve akrabalarım bu kelimeyi çok kullanırlardı. Kulağıma da hoş gelirdi.
Ben de Fransızcadaki “sale”, yani “pis” kelimesiyle bir bağlantı kurduğumdan dolayı, sanırım başka bir anlamı olduğunu düşünürdüm. 
İç Anadolu'da kullanılan bir kelime.
Başka yörelerde de kullanılıyor mu, açıkçası bilmiyorum.
Peki nedir salgara?
Öyle çok hesap kitap yapmadan...
Biraz rastgele, biraz gelişine, biraz da “olursa olur, olmazsa bakarız” diyerek yaşamaktır salgara.
Hayatın önüne ne koyduğunu fazla sorgulamadan devam etmektir.
Tam yüzde yüz şans değil...
Hani şans ile azıcık planın arasında bir şey.
Plan yok, program yok... Biraz tesadüf, biraz şans, biraz da “hayırlısı”...
Emirdağ'dan taksiye bindim köye gideceğim, kemeri bağlıyorum, taksici abi ne gerek var bişey olmaz dedi. Kaza yaparsan görürsün gereğini dedim,biraz kemerin önemi üzerine konuşunca abi valla biz salgaraya yaşıyoruz dedi
.
Adamın söylediği aslında sadece emniyet kemeriyle ilgili değildi.
Biraz düşündüm... Galiba çoğumuz hayatın birçok alanında salgaraya yaşıyoruz.
Herşeyi önceden planlayamıyoruz. Her ihtimali hesaplayamıyoruz.
Ve hayat da bize zaman zaman, hiç hesapta olmayan şeyler çıkarıyor.
İşte salgara biraz da böyle bir şey.
Peki, çocukken hayatımızı bu kadar salgaraya bırakacağımızı biliyor muyduk?
Tabii ki hayır.
Çocukken hepimizin planları vardı...
Sonra hayat kendi planını yaptı.
Bizim yaptığımız planların bir kısmını çöpe attı, bir kısmını değiştirdi, bazılarını da hiç ummadığımız şekilde önümüze koydu.
Zaten salgara sadece yaşanmaz.
Salgara kazanılır...
Salgara kaybedilir...
Salgara bir yerlere gelinir...
Salgara bir fırsat yakalanır...
Salgaraya yani pisi pisine ölünür...
HEM ŞANSTIR HEM ŞANSSIZLIK !
Hatta bazen insan, yıllarca uğraşmadan, hiç hesapta yokken salgaraya bir mevki sahibi bile olabilir.
Ama burada biraz dikkat etmek lazım.
Kendi hayatımızı biraz salgaraya yaşayabiliriz.
Bazen planı bırakıp akışına da bırakabiliriz.
Biraz şans, biraz tesadüf, biraz “hayırlısı”...
Bunda bir sakınca yok.
Ama iş başkalarını seçmeye, bizi yönetecek insanları belirlemeye gelince...
O kadar da salgaraya bırakmamak lazım.
Çünkü biz birilerini salgaraya seçersek...
Onlar da bir yerlere salgaraya gelirlerse...
Sonra hep birlikte salgaraya yönetilmiş oluruz.
İşte orada emniyet kemerini biraz daha sıkmak gerekiyor.
Çünkü takside “Bir şey olmaz abi” demek başka...
Memleketi, Hükümeti ,Belediyeyi “bir şey olmaz” diye yönetmeye bırakmak başka.
O yüzden hayatı biraz salgaraya yaşayabiliriz ...
Ama geleceğimizi, çocuklarımızı ve bizi
yönetecekleri seçerken biraz daha hesap kitap yapalım.
Sonuçta...Direksiyona kimin geçeceğini şansa bırakmamalıyız.
Brüksel'den güneşli bir pazar dilerim .
Sait Köse
Brüksel , 6 Eylül 2026




















































Yorum Yazın
Facebook Yorum