Geçmişteki Acılar Bugünü de Etkiliyor
Son zamanlarda sokaklarda birçok kavga, isyan ve olay görüyoruz. Paris, Brüksel savaş alanı gibi görünüyor. Sokağa çıkma yasakları, sert tepkiler...
İnsanlar neden bu kadar öfkeli? Neden bazıları şiddete başvuruyor? Bu soruların cevabını bulmak için sadece bugüne değil, geçmişe de bakmamız gerekiyor.
Özellikle Afrika'daki bazı ülkeler yıllarca sömürgecilik ve baskı altında yaşadı. Bu kolay kolay insanların unutacağı bir şey değil. Örneğin Kongo, Belçika tarafından uzun yıllar sömürüldü. Halkı büyük acılar çekti, ülkenin zenginlikleri kullanıldı ve insanlar çok ağır şartlarda yaşamak zorunda kaldı. Elleri kesildi, beyazlardan hamile kalan kadınların çocukları annelerinden alındı.
Böyle bir geçmişin etkileri bir anda yok olmaz. Yaşanan acılar, yoksulluk ve adaletsizlik sonraki nesilleri illa ki etkiliyor. İnsanlar geçmişte yaşananları unutsa bile, bunun sonuçları toplumda devam etmekte.
Elbette bu, şiddeti haklı çıkarmak anlamına gelmez. Kimse başkalarına zarar verme veya sokaklarda olay çıkarma hakkına sahip değildir. Ancak insanların neden bu kadar öfkeli olduğunu anlamaya çalışmak da önemlidir. Çünkü bir sorunu çözmek istiyorsak, sadece sonuçlarına değil, nedenlerine de bakmalıyız.
Bir de savaşlardan kaçan insanlar var. Bu insanlar çoğu zaman kendi ülkelerini isteyerek terk etmiyor. Evlerini, ailelerini ve hayatlarını geride bırakmak zorunda kalıyorlar. Çünkü ülkelerinde savaş var, bombalar patlıyor ve hayatları tehlikede. Silahları satan ülkelere sığınmak zorunda kalabiliyorlar.
Peki, burada büyük bir çelişki yok mu?
Bazı Avrupa ülkeleri savaştan kaçan insanlara kapılarını açıyor. Ancak aynı zamanda bu ülkeler, dünyanın başka yerlerindeki savaşlarda kullanılan silahları da satabiliyor. Yani insanlar bir yandan savaştan kaçarken, diğer yandan bu savaşların devam etmesine katkıda bulunabilecek bir silah ticareti de sürüyor.

İşte burada kendimize şu soruyu sormalıyız: Savaştan kaçan insanlara yardım ederken, savaşların devam etmesine katkıda bulunan politikaları da destekliyorsak, bu ne kadar doğru?
Dünyada yaşanan her şeyden tamamen bağımsız olduğumuzu düşünemeyiz. Geçmişte yapılanlar, bugün aldığımız kararlar ve ekonomik çıkarlarımız başka ülkelerde yaşayan insanların hayatlarını etkilediğini unutmamalıyız.
Her insan kendi davranışından sorumludur. Bir insanın geçmişi veya geldiği ülke, şiddeti haklı çıkarmaz. Kurallara uymak ve başkalarına saygı göstermek herkes için önemlidir.
Ama sadece insanları suçlayarak da hiçbir şeyi çözemeyiz. İnsanlara fırsat vermek, eğitim imkânı sunmak, onları toplumun bir parçası olarak görmek ve geçmişte yaşanan adaletsizlikleri anlamak da gerekir. İlk fırsatta onları ayrımcılığa maruz bırakınca, her sorunda suçlu onlar olursa sorgusuz sualsiz, ilk onları vuran sorunlarda tepkinin de oradan geleceğini bilmek gerek. Kaybedecek daha fazla bir şeyi kalmayan insanlar için olaylara karışmak daha kolay.
Burda bir insanın neden öfkeli olduğunu anlamaya çalışmak, onun yaptıklarını onaylamak değildir.
Gerçek çözüm, hem şiddete karşı durmak hem de insanları bu noktaya getiren nedenleri anlamaktır.
Sonuçta, sadece öfkeyi cezalandırıp onun nedenlerini görmezden gelirsek sorun ortadan kalkmaz. Belki bir süre sessizlik olur ama asıl sorun çözülmediği için ilk fırsatta yeniden ortaya çıkar.
Daha adil bir dünya istiyorsak, sadece insanların bugün ne yaptığına değil, onları bu noktaya getiren geçmişe ve bugünkü şartlara da bakmalıyız.
Çünkü adaletsizlikle mücadele etmeden kalıcı bir barış kuramayız.
Nerkiz Sahin






















































Yorum Yazın
Facebook Yorum