Pazar Yazısı
ÖZGÜRLÜK
Ortaçağ filmlerinde görürüz,birisinin özgürlüğünü aldıklarında zincire vururlarmış şimdi şarj kabloları milyarlarca insanı bağlamaya yetiyor .
Telefonumuz yanımızda değilse eksik hissediyoruz.
Cebimizde taşıdığımız şey bir iletişim aracı mı,
yoksa modern bir tasma mı, emin değilim.
Eskiden kaybolduğumuzda adres sorardık,
şimdi navigasyon kapalıyken kalbimiz sıkışıyor.
Grand Place doğru inerken yolunu arayan bir turiste yol tarif etmenin ayrı bir keyfi vardı,şimdi ise herkes turist,herkes rehber.
Google:
Bizi bizden iyi tanıyor.
Daha düşünmeden ne arayacağımızı tahmin ediyor.
Bazen reklamlar geliyor ve diyoruz ki:
“Biz bunu sadece düşündük.”
Arama geçmişimiz var, izleme geçmişimiz var,neredeyse çocukken ne düşündüğümüzü dahi bilecek.
Para:
Nakit paradan vazgeçmemeliyiz!
Sessizdir, iz bırakmaz, kimseye hesap vermez.
Ama artık pek sevilmiyor.
Kart var, temassız var, uygulama var.
“Kolaylık” diyorlar adına.
Kolay
Ama hafızası kuvvetli.
Nerede, ne zaman, ne kadar…
Hepsini hatırlıyor.
Seneler sonra bile nerede ne ödediniz ,ne yediniz, nerede kaldınız önünüze uzun bir hesap gibi dökülebilir.
Altın:
Son günlerin en çok konuşulan maddesi .
Bizim kültürde altın sadece yatırım değildir.
Güvendir.
Yastık altıdır, düğündür, zor gündür.
Şimdi altın alırken kimlik sorulacakmış, kaynak sorulacakmış.
Kaynak nereden ?
Emeğin cevabı yetmiyor artık.
Büyüklerimiz altın alırken kimlik vermezdi.
Çünkü kimlik belliydi:
Alın teri.
Avrupa'da yaşıyoruz.
Burada her şey daha düzenli, daha sakin, daha sessiz.
Kimse bağırmıyor,
Sistem fısıldıyor.
Türkiye’de kurallar yüksek sesli.
Avrupa’da nazik.
Ama ikisi de aynı şeyi bekliyor bizden,neyi bekliyor ?
Alışmamızı.
Sosyal medyada özgürüz mesela.
Herkes konuşuyor.
Kimse susamıyor..
Biz özgürlüğümüzü daha tam kaybetmedik belki de.
Biz onu yavaş yavaş kaybediyoruz.
Biraz konfor keyf, birazda haz karşılığında.
Birazda “zaten herkes böyle” diyerek.
Kimse zorla almıyor,
Biz veriyoruz elimizle .
Fakat,
hâlâ bir şans var.
Özgürlük her zaman büyük devrimler değildir.
Bazen sadece durup sormaktır:
“Ben bunu gerçekten istiyor muyum"
Belki özgürlük,telefonu bir süreliğine kapatabilmektir.
Belkide cebindeki nakittir.
Ve kesinlikle şunu diyebilmektir:
“Hayır,bana sessizce dayatılan bunlara alışmak istemiyorum.”
Pazarınız özgür olsun .
Sait Köse
Brüksel, 1 Şubat 2026
Dipnot: fotoda telefon görünsün istedim ,bağımlılığımızın ispatı olması için .














































Yorum Yazın
Facebook Yorum