18 yıl
Dün katıldığım bir etkinlikte, 25 yıllık bir serüvenin kutlanmasına tanıklık ederken kendi yolculuğum üzerine düşünme fırsatı buldum bir anda. Sohbet ilerledikçe masadaki arkadaşlarla, benim ilk sergimin tam 18 yıl önce açıldığını fark ettik. Aslında bu da başlı başına önemli bir eşikti.
Konu konuyu açtı derken arkadaşlardan biri, biraz da takılarak, “Sen aslında kendi kutlamanı ıskalamışsın,” dedi.

İlk başta gülüp geçtim ama söylediklerinin içinde ciddi bir gerçek payı vardı aslında.
Düşününce, insan hayatında 18 yaş nasıl ki bir dönüm noktasıysa, reşit olmanın, birey olmanın sembolüyse ve çoğu zaman kutlanıyorsa, benim için de o ilk sergiden buyana geçen zaman benzer bir anlam taşıyordu. Kendi yolculuğumda bağımsız bir adım attığım, üretimimi görünür kıldığım, belki de “ben buradayım” dediğim bir andı.
Ama ben o anın değerini o zamanlar yeterince fark etmemiş, onu özel bir dönüm noktası olarak görmeyi bile akıl etmemiştim. Öylesine gelişen bir an gibi gelip geçmişti. Biraz ürkek, endişeli, özgüven eksikliğiyle dolu bir gündü sanki.
Şimdi geriye dönüp bakınca, sadece büyük ve yuvarlak rakamların değil de, insanın kendi hikâyesinde anlam taşıyan her eşiğin çok değerli olduğunu daha iyi anlıyorum.
25 yıl elbette etkileyici bir süre; emek, sabır ve sürekliliğin sembolü. Ama 18 yıl da bir o kadar kıymetli, hatta daha kişisel olduğu için, daha samimi bir anlam taşıyor benim için.
Belki de mesele, ne kadar zaman geçtiğinden çok, o zamanın içinde ne biriktirdiğimiz ve hangi anların bizi biz yaptığıdır. Bu farkındalıkla bakınca, evet, biraz geç kalmış olabilirim ama fark etmek de önemli bir adım. Çünkü bazı şeylerin değeri, onları fark ettiğimiz anda başlar.
Şimdi bunu biraz daha ileriye taşıyabileceğimi hissediyorum. Belki bu “gecikmiş” farkındalık, aslında daha bilinçli, daha içten bir duruşun ifadesi olur. O ilk sergideki ürkeklikten ziyade, heyecanı, belirsizliği, cesareti yeniden hatırlamak; o günkü halime dönüp teşekkür etmek için bir fırsat gibi bakmalı.
Sadece geçmişi anmak değil, bugüne nasıl geldiğimi görmek ve bundan sonrası için de kendime yeni bir alan açmak…
Belki küçük bir buluşma, belki sessiz bir içsel an, belki de yeniden üretime daha güçlü bir bağ kurduğum bir başlangıç. Ama her ne şekilde olursa olsun, bu kez farkında olarak, isteyerek ve sahiplenerek durmak.
Çünkü bazen en anlamlı kutlamalar veya anmalar, tam zamanında yapılanlar değil; insanın gerçekten hazır olduğu anda yaptığı diye düşünüyorum. Ve sanırım ben şimdi tam da o yerdeyim...
Nerkiz Şahin















































Yorum Yazın
Facebook Yorum