Pazar Yazısı
NETEKİM ..80’ler (2. Bölüm)
12 Eylül 1980 sabahı radyolarımızı açtığımızda daha önce pek duymadığımız bir ses duyduk. Genelkurmay Başkanı Kenan Evren konuşuyordu.
Türk Silahlı Kuvvetleri Yönetime El Koydu...Netekim diye devam eden konuşmalar senelerce devam edecekti ( nitekim demez netekim derdi ).
TÜRKİYE
Türkiye 70’lerin siyasi ve sağ sol çatışmalarından sonra yeni ve bambaşka bir döneme giriyordu. 1974 Kıbrıs Harekatından sonra konan ambargolar ekonomiyi zor durumda bırakmıştı .
Askeri darbe ile Meclis feshedildi, siyasi faaliyetler durduruldu ve 1982 Anayasası’nın ardından 1983’te yeniden seçimlere gidildi.
1983 seçimlerinde Turgut Özal ve ANAP iktidara geldi.
.jpg)
Özal dönemiyle birlikte Türkiye ekonomide ve dış dünyayla ilişkilerinde önemli bir değişim sürecine girdi. 80’lerin Türkiye’sini Özal’dan ayrı düşünmek kolay değil.
Ama siyasette ilginç bir şey vardır:
İktidarların ilk yıllarındaki değişim heyecanı,pozitif ekonomik hamleler zamanla yerini iktidarın konforuna bırakabiliyor.
Netekimde öyle oldu ve Anap Türkiye siyasetinden kaybolup gitti.
80 darbesi silahlı sağ sol çatışmasına son vermişti ama 84'ten sonra ve günümüze kadar sürecek başka türlü terör olaylarının başlamasına engel olamamıştı .
BELÇİKA
Belçika’da ise başka bir dönüşüm yaşanıyordu.
Wilfried Martens’in 1979'da 1992ye tam 9 kez başbakanlık (Süleyman Demirel'i geçmiş
)yaptığı yıllarda Belçika’nın devlet yapısı yeniden şekilleniyor, Brüksel’in bugünkü bölgesel yapısına giden süreç ilerliyordu.
1988-89 reformlarıyla Brüksel Bölgesi'nin kendi kurumları ve hükümeti oluşturuldu.
Kurulduğu ilk yıllarda Brüksel'in çevresini değiştiren yatırımlar yapan hükümet özellikle 2004'ten sonraki 20 yıllık PS Başbakanlığının maalesef şehrin gelişmine katkısı olmadığı gibi tüm bölgeyi paralize etti .
Burada yaşayan kimse bunun tersini söyleyemez.
80’ler Belçika’da iyiki sadece siyaset değildi.
1985: Liverpool -Juventus maçında yaşanan Heysel faciası.
1986: Meksika'da düzenlenen Dünya Kupasında Pfaff'lı Scifo'lu Belçika'nın Dünya dördüncülüğü.
1986: Sandra Kim 15 yaşında "J'aime la vie " parçasıyla Eurovision şarkı yarışması birinciliğini ülkemize kazandırıyordu .
1987: Eurovision bu sefer Belçika'ya geliyordu .
1986: Avrupa Bayrağı ,Avrupa Bayrağı Brüksel'deki Avrupa Toplulukları Komisyonu önünde göndere çekildi .
Hüzünlü ve mutlu anıları unutmamak lazım.
DÜNYA
1979 sonu–1980'ler: Sovyetler Birliği Afganistan’a müdahale etti. Savaş 80’ler boyunca devam etti ve Sovyet askerleri 1989’da Afganistan’dan tamamen çekildi. Aynı yıllar Gorbaçov'un gelişi,Perestroyka Glasnost derken Sovyetler Birliğinin silinmesi .
1980: Irak-İranSavaşı başladı. Yaklaşık sekiz yıl süren savaş, 1988’de ateşkesle sona erdi.Dünya İran -Irak savaşı der ama ben özellikle Irak-İran yazdıö çünkü savaşı birilerinin gazı ile başlatan Saddam Hüseyin'di ve sonunu hwpimiz biliyoruz .
1987: Filistin’de Birinci İntifada başladı. İşgal altındaki Filistin topraklarında başlayan bu süreç, Filistin meselesini yeniden dünyanın gündeminin merkezine taşıdı.Taşıdı ama sorun bi türkü hallolmadı .
1989: Berlin Duvarı yıkıldı. Doğu Avrupa’da komünist rejimler birbiri ardına değişmeye başladı.
1980–1990: Yugoslavya’da Tito’nun 1980’de ölümünün ardından siyasi ve ekonomik sorunlar giderek büyüdü veya büyütüldü.
Yugoslavya henüz 80’lerde dağılmamıştı; parçalanma 1991’de başladı.
Pozitif bakalım :
Müzik demişken...
80’ler sadece siyaset, savaşlar ve değişen dünyadan ibaret değildi. Michael Jackson’ın Billie Jean (1982), Beat It (1983) ve Thriller (1983) gibi şarkıları da sadece o yıllara değil bu güne kadar müzik hafızalarımıza damga vurmaya devam ediyor .
Bir tarafta Kenan Evren, Özal, Martens,PS, İran-Irak Savaşı, Yugoslavya...
Diğer tarafta Michael Jackson, Sandra Kim ve “J’aime la vie”...
İşte 80’ler biraz da böyle bir dönemdi. Hayat bir taraftan değişirken, müzik de bize eşlik ediyordu.
Bu iki Pazar boyunca 80’lere hem günlük hayatımız açısından, hem de bugünkü dünyamızı şekillendiren siyasi gelişmeler açısından biraz göz attık.
Tabii burada anlattıklarım 80’lerin tamamı değil. Yazıyı iki üç kez kısaltmak zorunda kaldım. Çünkü o yıllarda yaşananların hepsini buraya sığdırmak mümkün değil.
Umarım 80’lere birlikte yaptığımız bu kısa yolculuğu beğenmişsinizdir.
Ben yine de bir şeyi söyleyerek bitireyim:
Sandra Kim ne demişti:
J’aime la vie...
Hayatı seviyoruz.
Herkese seveceği bir Pazar diliyorum.
Sait Köse
Brüksel, 20 Eylül 2026




















































Yorum Yazın
Facebook Yorum