Korkma Sönmez
Anayasa’nın 3. maddesinde Cumhuriyetimizin nitelikleri sayılırken, ‘’Millî marşı “İstiklal Marşı”dır.’’ hükmüne yer verilmiş, değiştirilmesi teklif edilemeyecek ibaresiyle karara bağlanmıştır. Düşmanlara karşı ordu ve millete cesaret vermek isteyen İstiklal Marşımızın şairi Mehmet Akif Ersoy, şiirine “Korkma!” diye başlar. “Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk’ın/Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın.” mısraları da ümitli zafer bekleyişini ve geleceğe olan inancını gösterir.

Korku , bir tehlike anında hayatta kalmayı sağlayan temel bir duygu mekanizmasıdır.İnsan vücudu tehdit algısına farklı tepkiler gösterir.Doğal bir tepki olan korku, ancak kahramanlık gösterilerek ortadan kaldırılır. Kahramanlık, cesaretli olmanın çok ötesindedir. Cesur, içindeki korkusuzluğu davranışa dönüştürdüğünde kahraman olur. Kahramanlık ‘kut’ almış Türk milletine Tanrı’nın bir armağanıdır. Türk’ün kahramanlığı, sadece tarih sayfalarında kalan bir hatıra değildir. Türk, tarih sahnesine çıktığı zamandan bu yana kahramanlığını her zaman göstermiştir. Aradan yüzyıllar geçse de Türk’ün kahramanlık ruhu her dem taptazedir. Kırk yoldaşıyla Çin sarayını basan Kürşad’ın kahramanlığıyla Mehmetçiklerimizin gösterdiği kahramanlıklar arasında fark yoktur.
Sözlüklerde kahraman: ‘Savaşta yiğitlik ve cesâret göstererek korkusuzca dövüşen kimse, yiğit, bahadır. Mukaddes bildiği şey uğruna büyük fedakârlıklara katlanan, gayretli, gözü pek ve cesur kimse’’olarak açıklanmıştır. Türkçe’de yiğit, alp, bahadır, er kelimeleri kahraman kavramıyla eşanlamlı olarak kullanılmaktadır.
Atsız Ata’nın dizelerinde kahramanlık anlamını bulur:
Sızlasa da gönüller düşenlerin yasından
Koşar adım gitmeli onların arkasından.
Kahramanlık: İçerek acı ölüm tasından
İleriye atılmak ve sonra dönmemektir.
Mehmet Akif, İstiklal Marşını ‘’Kahraman Ordumuza’’ armağan etmiştir. Bu hitap, kahramanlık üzerine ne varsa bünyesinde toplayan Milli Ordumuza gerçek anlamda çok uygundur.
Şair, buradaki ‘’Korkma’’ sözünün esinlenmesini Yüce Peygamberimizin Hicret sırasında sığındıkları Sevr Mağarasında müşriklerden endişelenen Hz. Ebubekir’in elini tutarak söylediği sözden almıştır: "Korkma, Allah bizimle beraberdir"
Eski Türklerde bir tevekkül sözü olarak zikredilen; "Tengri biz menen" (Tanrı bizimledir.) deyişi de bu benzerlik bakımından ilgi çekicidir. Keza "Korkmadık, savaştık" sözü, Türk’ün düşmanlarına karşı bir meydan okuma haykırışıdır. Bu ses, 725 yılından Bilge Tonyukuk atamızdan miras olarak 1921’de Mehmet Akif Ersoy dilinde İstiklal Marşımızın ilk sözü olur. Namık Kemal de ‘korkma’ sözünün kaynağını şu dizeyle belirtir: ‘"Fıtrat değişir sanma, bu kan yine o kandır.’’
Korkma, sen kanından, tarihinden ve manevi değerlerinden aldığın cesaret ile her zorluğu yenersin. Tarihine dön, kendine dön.
Şiirin birinci dörtlüğünde söz konusu olan; “al sancak” tır. Al sancak, Türk milletinin sembolüdür. Türk bayrağının al rengi, şairde alev izlenimi uyandırmıştır. Bu alev “sönmez” dir. Zira onun çıktığı kaynak her Türk ailesinin evinde yanan “ocak” tır
Bayrağımızdaki dikkati çeken ikinci sembol; “yıldız”dır. Birinci dörtlüğün üçüncü dizesinde Şair, bu yıldız ile gökteki yıldızı birleştirir. Gökteki yıldıza kimsenin eli dokunamayacağı gibi, “Türk milletinin yıldızı” olan al bayrağın yıldızına da kimse el süremez. Burada yıldız, , baht ve talih anlamında da kullanılmıştır. Ayrıca inanışa göre her insanın gökte bir yıldızı bulunmaktadır. Bu inanış Şair tarafından Türk milletinin yıldızı olarak verilmek istenmiştir. Yıldız, Türk milletinin sembolüdür.
İstiklal Marşımız, bağımsızlık ve hürriyetimizi elimizden almak isteyen yedi düvele karşı verilen namus savaşının en sıcak günlerinde yazılmıştır. Mehmet Akif, bu millet destanını Safahat’a almamış, ‘“O benim değil milletimindir” diyerek Türklüğe armağan etmiştir. Son günlerinde “Allah bu millete bir daha İstiklâl Marşı yazdırmasın” dileğinde bulunmuştur.
Marşımızda milli ve dini kavramlar lirik/hamasi ifadelerle belirtilerek savaşın neler uğruna yapıldığı vurgulanmıştır. Bayrak, hilâl, yıldız, hak, hürriyet, istiklâl, yurt, millet, ırk, vatan, kahramanlık gibi millî kavramlarla iman, şehâdet, helâl, cennet, hudâ, ezan, mâbed, vecd gibi dini değerler birbiriyle uyum halinde zengin bir belâgatla kullanılmış, böylece Millî Mücadele’yi gerçekleştiren Türk milletinin ruh ve şuuru ortaya konulmuştur.
İstiklal Marşımız, 12 Mart 1921’de TBMM tarafından ‘Milli Marş’ olarak kabul edilmiştir. Bu kutlu günün 105. Yıldönümünde atalarımızı rahmet ve şükranla anıyoruz.
Mehmet Kaplan Hocamızın tarihimizin her döneminde gerçek kahramanlarımız olan Mehmetçiklerimiz için söylediği sözler kendi gök kubbemizde parlak bir yıldız misali parlamaktadır:’’Bu milleti, bütün mazisi, halihazırı ve istikbali ile bütün gerçeği,ideali ve hayat felsefesi ile temsil eden müşterek, gerçekten millî bir sembol varsa, o, Mehmetçik'tir.
AHMET URFALI














































Yorum Yazın
Facebook Yorum