MENU
  • BK TEKNOLOJI
  • Türkiye Seçime Özel 2023
  • BELCIKA SIYASET ARENASI
  • TaXiBXL
  • SERAP'IN LEZZET SOFRASI
  • FOTO HABER
  • BRUXELLES KORNER BASIM 2016
  • BRUXELLES KORNER 2017 BASIM
  • YAZARLAR
  • FOTO GALERİ
  • WEB TV
  • HABER ARŞİVİ
  • YOL TRAFIK DURUMU
  • BİYOGRAFİLER
  • RÖPORTAJLAR
  • Künye
  • Gizlilik Politikası
  • İLETİŞİM
  • Foto Galeri
  • Web TV
  • Yazarlar
  • Anketler
  • Nöbetçi Eczaneler
  • Seri İlanlar
BRUXELLES KORNER BLOG COPYRIGHT 2015-2025 AEPI ASBL
DOLAR16.7682
EURO18.0052
GR ALTIN998.07
ÇEYREK1642.4
Afyonkarahisar
BRUXELLES KORNER BLOG COPYRIGHT 2015-2025 AEPI ASBL
BRUXELLES KORNER BLOG COPYRIGHT 2015-2025 AEPI ASBL
  • BELÇİKA HABER - ACTUALITE BELGIQUE
  • TAX MAN BRUXELLES
  • ORTA ASYA - ASIE CENTRALE
  • HABER TÜRKIYE - ACTUALITE TURQUIE
  • BRUXELLES KORNER PROGRAMLARI
  • SAGLIK - SANTE
  • KÜLTÜR SANAT & SPOR - CULTURE ET SPORT
  • BIYOGRAFI
Kapat

TOBB Brüksel temsilcisi: İkili inşa sürecine girmeliyiz

Ana SayfaYazarlarFIKRET AYDEMIR
16 Mart, 2023, Perşembe 18:18
  • yazdıryorum yazfont küçültfont büyüt

TOBB Brüksel temsilcisi: İkili inşa sürecine girmeliyiz

Türkiye’nin hem deprem bölgesini hem de AB-Türkiye ilişkilerini yeniden inşa etmesi gerektiğini vurgulayan Nuray, “Bu ikili yeniden inşa süreci, eski paradigma üzerine inşa edilmiş olan Türkiye-AB ilişkilerini onarmak ve günün gerçeklerine uygun hale getirmek için bir fırsat olabilir” dedi.

 

Fikret AYDEMİR

TOBB Brüksel Temsilcisi Haluk Nuray “derin dondurucuda tutulan” Avrupa Birliği - Türkiye ilişkilerini DÜNYA’ya değerlendirdi.

İktisadi Kalkınma Vakfı’ndan (İKV) sonra Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) Brüksel Temsilcisi olarak 35 yıldır Brüksel’de görev yapan Hazine kökenli Nuray, 80’in üzerinde “AB Zirvesi” izledi. Bu süre içerisinde 11 AB Daimi Temsilcisi Büyükelçimiz ile birlikte çalışan, Türkiye’den sorumlu 7 AB Komiseri ve 9 AB Komisyonu Türkiye Masası Şefi ile mesai yapan Haluk Nuray ile AB-Türkiye ilişkilerini konuştuk.

“AB’de ‘barış’ demek siyasi suç oldu”

Avrupa Birliği, II. Dünya Savaşı sonrası aslında “bir barış projesi” olarak kuruldu. Ve bugün Avrupa Birliği, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın tam ortasında yer alıyor. Bu paradoks çerçevesinde gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsun?

 

AB’yi öncelikle bir “barış projesi” ve “egemen devletlerin gönüllü işbirliği” modeli olarak görenler açısından tek kelimeyle hayal kırıklığı. İnsan, sınırlarının hemen dibindeki savaşı engelleyemediklerine mi kızmalı yoksa aradan geçen bir yıla ve on binlerce can kaybına rağmen Avrupalı siyasetçilerin barış kelimesini yüksek sesle dillendirememelerine mi bilemiyor.

AB siyasetçileri için “barış” diye haykırmak neredeyse siyasi bir suç işlemek gibi algılanıyor. En çok bunu yadırgıyorum. Hele de bizatihi barış sloganı üzerine inşa edilen Yeşillerin savaş çığırtkanlığında başı çekiyor olmaları anlaşılır gibi değil.

Söylediğin gibi, AB’nin bir savaş makinası olmadığı zaten biliniyordu ama karşı karşıya kaldığı ilk savaş ortamında bu kadar çaresiz kalacağını da düşünmüyordum doğrusu. Umarım AB savaş sona erdikten sonraki süreçte barış ve yeniden inşa deneyimini sahaya yansıtmakta daha becerikli ve aktif olur.

“Son bekletme tarihi var”

Türkiye-AB ilişkilerinin resmine, büyük resmine baktığımız zaman ne veya neleri görüyoruz?

 Geçtiğimiz yıl, AB ile ilişkilerin, bir önceki yıla göre daha iyiye doğru gittiğini söylemek mümkün değil. Eğer salt katılım süreci açısından bakarsak geçtiğimiz on iki ayı -en azından resmen halâ içinde bulunduğumuz “adaylık” statüsü açısından- tereddütsüz kayıp yıllar kategorisine kaydedebiliriz.

Aynı değerlendirmeyi son dört, beş yılın tümü için yapabilirim. Bunların tamamını yan yana koyunca da ortaya o bahsettiğiniz büyük resim çıkıyor. Bu büyük resimde AB açısından uygulamada bir “ortak” olmaktan ziyade “giderek uzaklaşan bir komşu” olarak algılandığımızın o kadar çok göstergesi var ki!

Öte yandan, bizim de dış politikada AB’yi artık “vazgeçilmez bir çıpa” ve “içinde yer almak istediğimiz bir yapı” olarak görmediğimizin işaretleri giderek artıyor. Çok yerinde bir benzetme ile son beş yılda AB’ye katılım sürecimiz önce buzdolabına, oradan da derin dondurucuya kaldırıldı. Şu an derin dondurucuda beklemede ama şunu hatırlatmak isterim ki derin dondurucuda tutulan ürünlerin de bir son bekletme -kullanma- tarihi vardır.

“Realist tahminler yapmak çok güç”

 Çok bilinmeyenli bir denklem ama bir yıl sonraki AB-Türkiye ilişkileri hakkında sizden sürrealist bir tablo çizmenizi istesem, nasıl bir tablo çıkar karşımıza?

Hem dünyanın hem de ülkemizin çok sayıda -bir kısmı hiç beklenmedik- sorunlarla boğuştuğu ve seçimlerin yaklaştığı bir zaman diliminde geleceğe dönük -sürrealist demiş olsanız dahibir tahmin yapmak çok riskli. Aslında sürrealist tablo tanımını da yerinde kullandınız, çünkü realist tahminler yapmanın çok güç olduğu bir zaman dilimindeyiz.

Yine de elimizdeki somut verileri yan yana dizerek bazı genel değerlendirmeler yapılabilir. Elimizdeki birinci kesin olgu “deprem.” Yıktı ve bitti ama etkilerini onarmak yıllar alacak. Türkiye şu an dünya tarihinde az görülmüş bir doğal afetin enkazını kaldırıp, bölgeyi ve yıkılan (ve yeni bir afette yıkılma olasılığı yüksek) binalar ve altyapının yeniden inşa edilmesi yükü ile karşı karşıya.

Bu yük hem maddi hem manevi ve hem de çok ağır ve yüksek maliyetli. İkinci kesin olgu ise -şu an kesin tarihini bilmiyoruz ama- yaklaşan “seçimler.” Seçim sonucu ne olursa olsun, yakın gelecekte yönetimi üstlenecek olanlar sadece yıkılan binaları değil, yıpranan kurumları da yeniden onarmak veya inşa etmek zorunluluğu ile karşı karşıya kalacaklar.

"AB Reform Paketleri çıkarırdık, yine yaparız"

İşte bu ikili yeniden inşa süreci, eski paradigma üzerine inşa edilmiş olan Türkiye-AB ilişkilerini onarmak ve günün gerçeklerine uygun hale getirmek için bir fırsat olabilir.

Eğer o noktada Türkiye, AB ilişkilerini derin dondurucudan çıkarma konusunda bir irade beyan eder ve bunun gereklerini yerine getirmeye başlarsa AB’nin buna olumlu karşılık vereceğini düşünüyorum. Gerekleri derken de 2000’li yılların ortalarında yapılanlara benzer bir AB reformları hamlesini kastediyorum. Bu ikili yeniden inşa sürecini biraz açar mısın?

Türkiye’de -deprem bölgesi başta olmak üzere- bina ve kurumların yeniden inşa edilmesi ve AB-Türkiye ilişkilerinde “yeniden reform” hamlesi nedir? Kastettiğim kısaca şu: İlişkilerin derin dondurucuda bekletildiği dönemde hem AB hem Türkiye hem de dışımızdaki dünya değişti.

Bu noktadan sonra eğer AB ilişkileri yeniden ayağa kaldırmak istiyorsak ilk bulmamız gereken yeni yapının üzerinde yükseleceği sağlam bir zemin. Seksenli yılların başında da benzer bir durumla karşı karşıyaydık. O zaman zemin olarak askıda bekleyen Gümrük Birliği’nin (GB) canlandırılmasını kullanmıştık.

Ama artık ne Gümrük Birliği ne de Ortaklık Antlaşması bu görevi yerine getiremez. Biri 54, diğeri 60 yaşındaki iki hukuki metin de günümüzün ihtiyaçlarına cevap veremeyecek kadar eskidi. Oysa bugün Türkiye bir yeniden inşa (binalar ve alt yapı) ve yeniden kurgulama (kurumlar) ihtiyacı içinde.

AB ise yeryüzünde bu iki konuda da en deneyimli ve başarılı örnek. Yani ihtiyaç ortada. Cevap da hemen dibimizde. Eğer bu kâğıt üzerinde çok münasip duran paylaşım için ortak bir siyasi irade ortaya çıkarsa, onun ilişkileri canlandırmak için en uygun zemin olacağını düşünüyorum.

Bu zemin üzerinde gerçekleşecek değişiklikler ise haliyle reform hamleleri olacaktır. Bunların da neleri içereceğini biliyoruz. Ben “yeniden reform” vurgusunu “yeniden” kelimesi üzerine yapmak istemiyorum. Hatırlarsın, 2004-2009 yılları arasında AB Reform Paketleri çıkarırdık. O zaman yapmıştık, yine yapabiliriz.

 

kaynak 

Dünya Gazetesi

YAYINLAMA08 Mart 2023 00:05

 

 

Yorum Yazın

Facebook Yorum

FIKRET AYDEMIR

iletişime geç

FIKRET AYDEMIR

Köşe Yazarları
Sait Kose
Sait Kose HİZMET
Kadir Duran French
Kadir Duran French Civilisation oui… mais pas la Belgique : le virage idéologique de Bart De Wever
Abdulhamid Hamid Al-Kba
Abdulhamid Hamid Al-Kba Kazakhstan: The Leading Investment Destination in Central Asia – Achievements from the UNCTAD Report and Lessons for
Ahmet Urfali
Ahmet Urfali NEVRUZ BAYRAMI
Ferda (Boz) Güneri
Ferda (Boz) Güneri BEYAZ PAPUÇLU BAYRAM
Kadir Duran
Kadir Duran Arefe: Koşuşturmanın Durduğu, Kalbin Hatırladığı Gün
FİKRİYE AYRANCI KEPER
FİKRİYE AYRANCI KEPER Çocukluğumun Bayramları Bir Başka Güzeldi 
Tonyukuk Boran (Uluslararası Stratejist)
Tonyukuk Boran (Uluslararası Stratejist) ABD’NİN İRAN SALDIRISI NASIL VE NE ZAMAN
Prof. Dr. Hilmi Özden
Prof. Dr. Hilmi Özden “SOYAĞACI” IŞIĞINDA EPSTEIN BATAKLIĞI
Duran Kadir
Duran Kadir Pourquoi des ministres non élus gouvernent-ils Bruxelles et la Belgique ?
Dr. Bedri ŞAHİN Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni
Dr. Bedri ŞAHİN Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Çin’in Sınav Ordusu mu, Türkiye’nin Genç Potansiyeli mi Kazanır? Eğitimde Büyük Karşılaştırma
Dr. Mehmet Arslan - Tarihci / Bagimsiz Akademisyen
Dr. Mehmet Arslan - Tarihci / Bagimsiz Akademisyen ÇANAKKALE’NİN YANKISI: 62 YIL ÖNCEKİ BİR RÖPORTAJIN İZİNDE
Dr. REYHAN RAHMAN
Dr. REYHAN RAHMAN Görmezden Gelinen Hakikat: Makedonya Türklerinin Eşitlik Mücadelesi
Bülent Güven
Bülent Güven İran krizi, İsrail ve bölgesel yansımaları
Gulten Abaci
Gulten Abaci HAYATI ERTELEMEYİN.!GÜZEL ŞEYLER SONRAYA BIRAKILMAYACAK KADAR KIYMETLİDİR
Ayla Coşkun Ceren
Ayla Coşkun Ceren Nergise Övgü
Nerkiz Sahin
Nerkiz Sahin Tadilat mı tamirat mı?
Derya Soysal
Derya Soysal Kazakhstan and the U.S.: Expanding Cooperation for the Future
TAYFUN ANIL ( BRUXELLES AVUKAT )
TAYFUN ANIL ( BRUXELLES AVUKAT ) Şirket kapatıldıktan sonra hissedar vergi borçlarından sorumlu olabilir mi?
Muhammad Ali Pasha
Muhammad Ali Pasha His Excellency Atadjan Movlamov Highlights Deepening Turkmenistan–Pakistan Ties in Exclusive Interview
Hammad Hassan
Hammad Hassan The Currency of Sacrifice
Dr. Güngör Gökdağ
Dr. Güngör Gökdağ Arap Dünyası İran-İsrail Savaşında Neden Sessiz?
Prof Dr Ali Vural Cengiz Arizona GCU Öğretim Üyesi
Prof Dr Ali Vural Cengiz Arizona GCU Öğretim Üyesi İsrail-İran Savaşındaki Büyük Resim
Yüksel Çilingir
Yüksel Çilingir Flowing through place and memory
FIKRET AYDEMIR
FIKRET AYDEMIR AB “ticaret savaşı”na hazır
KARMA YAZARLAR KÖŞESİ
KARMA YAZARLAR KÖŞESİ Hakiki Kabakçı : EMİRDAĞ’LIYIM BEN DEME
NASREDDİN HOCA FIKRALARI
NASREDDİN HOCA FIKRALARI 5 YENI NASREDDİN HOCA FIKRALARI
T.C Huseyin Avni Gelendost
T.C Huseyin Avni Gelendost DOST BİRİKTİRİN..
ERDOĞAN KAHYA
ERDOĞAN KAHYA Turizmde Herşey Dahil Sistemi tartışılmalı
Kamil Sayın
Kamil Sayın Kamil Sayın'dan HAKİKİ KABAKÇI
Avukat Mehmet Taş ( TR )
Avukat Mehmet Taş ( TR ) T.C 'de kiralayan ve kiracı arasındaki ilişkiler
Hüseyin Ekmekçi
Hüseyin Ekmekçi İNİŞLE DÜŞÜŞ ARASINDA BİR AĞIT
Zehra Özer
Zehra Özer Yüreğime dokunmadı desem yalan olur...
Ramazan Kurt
Ramazan Kurt "Yabancı Kökenli Sahte Sosyalistler: Yeter Artık PS'in Sırtından İnin!"
Serap Yenici
Serap Yenici Kirmi Kir !
Bahattin Gemici
Bahattin Gemici ALMANYA SİYASETİNE AĞIRLIĞIMIZI KOYALIM
Ansa Suoğlu
Ansa Suoğlu "En kötü barış, en haklı savaştan daha iyidir." Cicero
Murat Topoglu
Murat Topoglu ORUÇ TUTMANIN SAĞLIĞA ETKİLERİ
BELMA TEK
BELMA TEK Kadın ve Gül
Hakan Erzurumlu
Hakan Erzurumlu Belçika için oturum ve çalışma izni ...
Zekiye Dogan
Zekiye Dogan BİR ERKEĞE DÖRT KADIN
DOMINIQUE DESERRANO
DOMINIQUE DESERRANO Brand Revenue in the Business-to-Business World:
Bizi Takip Edin
Facebook
Twitter
Instagram
Youtube
BRUXELLES KORNER BLOG COPYRIGHT 2015-2025 AEPI ASBL
KünyeGizlilik PolitikasıRSSSitemapSitene EkleArşivİletişim
SOSYAL MEDYA BAĞLANTILARI
FACEBOOKTWITTERINSTAGRAMLINKEDINYOUTUBE

© 2025 S-B-E Ltd AEPI ASBL | Yazılım: Onemsoft

Haber GönderFirma Ekleİlan Ekle