MENU
  • BK TEKNOLOJI
  • Türkiye Seçime Özel 2023
  • BELCIKA SIYASET ARENASI
  • TaXiBXL
  • SERAP'IN LEZZET SOFRASI
  • FOTO HABER
  • BRUXELLES KORNER BASIM 2016
  • BRUXELLES KORNER 2017 BASIM
  • YAZARLAR
  • FOTO GALERİ
  • WEB TV
  • HABER ARŞİVİ
  • YOL TRAFIK DURUMU
  • BİYOGRAFİLER
  • RÖPORTAJLAR
  • Künye
  • Gizlilik Politikası
  • İLETİŞİM
  • Foto Galeri
  • Web TV
  • Yazarlar
  • Anketler
  • Nöbetçi Eczaneler
  • Seri İlanlar
BRUXELLES KORNER BLOG COPYRIGHT 2015-2025 AEPI ASBL
DOLAR16.7682
EURO18.0052
GR ALTIN998.07
ÇEYREK1642.4
Afyonkarahisar
BRUXELLES KORNER BLOG COPYRIGHT 2015-2025 AEPI ASBL
BRUXELLES KORNER BLOG COPYRIGHT 2015-2025 AEPI ASBL
  • BELÇİKA HABER - ACTUALITE BELGIQUE
  • TAX MAN BRUXELLES
  • ORTA ASYA - ASIE CENTRALE
  • HABER TÜRKIYE - ACTUALITE TURQUIE
  • BRUXELLES KORNER PROGRAMLARI
  • SAGLIK - SANTE
  • KÜLTÜR SANAT & SPOR - CULTURE ET SPORT
  • BIYOGRAFI
Kapat

AYARLARIMIZLA OYNANMIŞ BİZİM

Ana SayfaYazarlarDr. Güngör Gökdağ
04 Eylül, 2019, Çarşamba 22:10
  • yazdıryorum yazfont küçültfont büyüt

AYARLARIMIZLA OYNANMIŞ BİZİM

 

Biz eskiden dosdoğru insanlar idik. Yedi düvel insanlığımıza ve yaşamımıza hayran idi. Ne oldu ise değiştik zaman içerisinde.

İnandığımız değerleri benimsemez, günah bildiklerimizden çekinmez olduk. Anlam duygusunu yitirdik, niye yaşadığımızı unuttuk. Dağdaki aç kurtları, havada uçan kuşları besliyor iken günümüzde komşumuzun ahvâlini sormaz olduk. Hayvanları bile severken, bugün insanları sevmez olduk.

 

"Komşusu açken tok yatan bizden değildir" anlayışından, bizden olmayanı, bizim gibi düşünmeyeni düşman bilir olduk.

Kutsal kitabımız; "hiç akletmez misiniz?" derken, akledip, sorgulama yapanı hâinlikle suçlar, dışlar olduk. Farklılıkları habire törpüledik, yozluğun nirvanasını gördük.

 

Makam-mevki, mal-mülk, dünya hırsı ruhumuzu sarmış, yüce yaratıcıyla içten bir iletişim kuramaz olduk.

Sadaka ve zekat vermeyi, yardımlaşma ve infak etmeyi unuttuk. Her işimizde menfaat, her hareketimizde çıkar gözetir olduk.

 

İnce ayarlarımız bozulmuş bizim...

Sobasına odun atmadan önce "böcek, karınca falan varsa düşsün de yanmasın" düşüncesiyle odunu, kovanın kenarına vuran naif bir milletten; yolda yatan köpeğe depik atan, silahıyla kendine hedef yapan bir hale dönüştük.

 

Helal olanla yetinmez, haramlardan sakınmaz olduk...

Zorda kalınca yalan söyleyen, sinirlenince küfreden, fırsat bulunca kul hakkına girenlerden olduk. Cüzdanlarda sayısız bankanın kredi kartları, işimizi ve ticaretimizi fâizle yürütür olduk.

Bu durumu dahi saklamaktan hayâ etmez, konuşmaktan gocunmaz olduk.

 

Görüntüsü ihtişamlı; içi ise boş, derinliği, etkisi, kalıcılığı ve ahlâki düzeyi son derece zayıf insanlardan olduk.

Hemen her konuya atlayan, kendi alanında bile ihtisası olmayan, bilirkişi gibi konuşmaktan da geri durmayan, ilimsiz-irfansız, özü-sözü farklı insanlar olduk.

 

Her taraftan damla damla dökülüyoruz...

Toplumumuzda; aldığı borcunu ödemeyen, verdiği sözü tutmayan, gıybetle muharramâta dalan, randevusunda dikkatsiz, trafikte kuralsız, kânunda nizamsız, yüzüne gülen, arkandan çekiştiren, edep kurallarını takmayan insan tiplerinin gittikçe arttığını görüyoruz.

 

Kendisi, ailesi, mensup olduğu cemaat ve cemiyetinin çıkarları için her türlü kul hakkını, her zaman ihlal eden, sürekli makam-mevki, paralı iş, proje, ihale ve avanta kovalamaktan emr-i bil-ma'ruf nehy-i ani'l-münker yapmaya, düzgün insan olmaya, hakka ve hakikate çağırmaya, cemaatle camide namaz kılmaya, yetimhanedeki öksüz ve yetimlerin başını okşamaya, bir

insanın sıkıntısını gidermeye, sosyal bir projenin ucundan tutmaya günümüz insanının gönüllü olmadığını görüyoruz.

 

Ruhumuzu da çaldılar bizim...

Ufacık bir makama erişince mutasyona uğrayıp değişen, yukarıdakileri tanrı, aşağıdakileri köle olarak gören, görüşmeleri hemen resmiyete döken, iftarlarına fakir-fukara yerine, varlıklı ve nüfuzluluları davet eden, düğün-sünnet gibi etkinliklerde zenginleri ve makam sahiplerini öncelikli ağırlayan bir insan profiline dönüştük. Davranış ve tutumlarımızla ne geleneklerimize ne de dinimizin özüne uygun davranmıyoruz artık.

 

Hayatın birçok alanında anlam kaybı yaşıyoruz...

Akraba, arkadaş, komşu, toplum ve çevre gibi kavramlar her nedense artık çok fazla anlam taşımıyor. Çünkü sevdiklerimize ve çevremizdekilere ayıracak yeterince zamanımız olmuyor.

Sosyal ilişkilerimizi de derin ve geniş tutamıyor, çabucak yıpratıyoruz. "Kullan-At" zihniyetiyle çevremizi de hızlıca bitiriyoruz.

Bir yandan kendimize de yabancılaşıyor, giderek yalnızlaşıyoruz. İşte bu yalnızlık ve güçsüzlük duygusu içinde ürkek ve korkak, fakat saldırgan bir kişiliğe bürünüyoruz.

 

Sanal bir dünyada yaşıyor, modern çağda mutlu olamıyoruz...

Çünkü olduğumuz gibi davranmıyoruz. Durmadan kişiliğimizi cilalatıp parlatıyoruz. Ortalıkta göründüğümüz, gündemde olduğumuz kadar var olduğumuzu zannediyoruz.

Acı ve tatlı duygularımızı, en özel mahrem anlarımızı, gündelik yaşamımızı fotoğraf selfieleriyle sosyal paylaşım sitelerinde yaşamaya çalışıyoruz. Esasında bu davranışlarımızla derin tabuları yıkıyor, mutluluğu yanlış yerlerde arıyoruz.

 

Şükürsüz, gayesiz, amaçsız ve bilinçsiz bir yaşam tarzı oluşturmuşuz kendimize...

Bu nedenle de insanımızın bir çoğunda mutsuzluk, stres, anksiyete ve başarı kaygısı hayatlarının bir parçası olmuş. Çünkü bir çoğumuz bu dünyada neden var olduğumuzu, yaşamımızı neyin aydınlattığını ve niçin yaşadığımızın bilincine yeterince vâkıf değiliz?

 

Dinimiz; "Merhamet etmeyene merhamet olunmaz" diyor...

Fakat toplumun bir kısmı merhamet duygusunu neredeyse yitirmiş görünüyor. İnsanlar birbirine karşı son derece acımasız ve tahammülsüz. İnsan olarak hoşgörü, tolerans ve anlayış duygumuzu kaybetmişiz.

Her gün yakılan ormanlar, her gün işlenen kadın cinayetleri, trafikte yaşanan arbedeler hâl-i pür melalimizi zaten ortaya koyuyor.

Velhasıl affetmeyi, şefkatle yaklaşmayı ve merhamet etmeyi yeterince beceremesekte, öç almayı ve intikamı adeta bir zaruret, hatta vücûbiyet olarak görüyoruz.

 

Günümüz insanı bireyi, insan olmasından öte; avukat, doktor ve esnaf gibi mesleği ve mensup olduğu cemiyeti ile değerlendiriliyor. Pozisyonuna, mali gücüne ve nüfuzuna göre de saygı ve itibar gösteriyor.

İhlâs, samimiyet, dürüstlük ve erdemlik gibi sıfatlar ise, bu saygı ve itibar kriterleri arasında yer almıyor. İnsanlık kalitesine ise zaten hiç bakılmıyor.

İşte kalite profilinin sıkıntılı olduğu bir toplumda ilerleme ve yükselmeden söz etmek, nitelikten bahsetmek büyük bir yanılgıya düşmektir.

 

Gerçekleri istemesekte artık görmeliyiz…

Suçu ve suçluyu sürekli başkalarında ve dış mihraklarda aramayı artık toplumca bırakmalıyız. Biz, nerede yanlış yaptık diyerek önce içe bakmalıyız. İçeride derin bir nefis muhasebesi yapmalıyız.

 

Günümüzde inançlar değerlerini yitirmiş, güven olayı toplumda bitmiş, akrabalık bağları kopma noktasına gelmiş, birçok aile parçalanmış, gelenek ve göreneklerimiz unutulmaya yüz tutmuş, hepsinden önemlisi yaşama sadece çıkar ilişkileri egemen olmuştur.

Karşı karşıya kaldığımız bu çöküş ve yıkımın karşısında sorumluluk alacak yekpâre bir kurum yahut müessese de yoktur. Bu durumun karşısına koyabileceğimiz başka bir alternatifte?

 

Dolayısıyla, millet ve ümmet olarak geçmişte bizim yakmış olduğumuz meşale, asırlar boyu bütün dünyayı aydınlatmış, medeniyet ve adâlet dağıtmış iken, şimdi karanlıklarda kalacak, topyekun dağılacak değiliz…

İçinde bulunduğumuz bu ahvâli değiştirmeye elbette yine muktediriz. Yeterki özümüze dönelim ve gaflet uykusundan uyanalım. Birlik ve beraberliğimizi sağlam tutalım, milli ve manevi değerlerimizi baş tâcı yapalım.

Okuyarak, çalışarak, üreterek ve imanımızda teslim olarak yine geçmişteki büyük ihtişamımıza kavuşabiliriz.

Yeryüzünde hakkı, yeniden hâkim kılabiliriz. Geçmişte bunu yaptık, yine yapabiliriz. Yeter ki buna inanalım. Değişim için gerekli olanları yapmaktan geri durmayalım.

Dr. Güngör Gökdağ

    iletişime geç

    Dr. Güngör Gökdağ

    Köşe Yazarları
    Kadir Duran French
    Kadir Duran French Bruxelles : un nouveau casting, mais un scénario inchangé ?
    Ahmet Urfali
    Ahmet Urfali BENGÜ TAŞLAR  
    Kadir Duran
    Kadir Duran Brüksel Şerif'i iş başında
    Ferda (Boz) Güneri
    Ferda (Boz) Güneri EMLİK KUZULARI
    FİKRİYE AYRANCI KEPER
    FİKRİYE AYRANCI KEPER Bir Annenin Gözünden Epstein
    Sait Kose
    Sait Kose ÖZGÜRLÜK
    Prof. Dr. Hilmi Özden
    Prof. Dr. Hilmi Özden ZİYA GÖKALP BUGÜNE NE SÖYLER?
    Dr. Bedri ŞAHİN Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni
    Dr. Bedri ŞAHİN Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Çin’in Sınav Ordusu mu, Türkiye’nin Genç Potansiyeli mi Kazanır? Eğitimde Büyük Karşılaştırma
    Dr. Mehmet Arslan - Tarihci / Bagimsiz Akademisyen
    Dr. Mehmet Arslan - Tarihci / Bagimsiz Akademisyen ÇANAKKALE’NİN YANKISI: 62 YIL ÖNCEKİ BİR RÖPORTAJIN İZİNDE
    Dr. REYHAN RAHMAN
    Dr. REYHAN RAHMAN Görmezden Gelinen Hakikat: Makedonya Türklerinin Eşitlik Mücadelesi
    Tonyukuk Boran (Uluslararası Stratejist)
    Tonyukuk Boran (Uluslararası Stratejist) KARTAL İLE EJDERHA SATRANCINA YENİ HAMLELER YENİ PEARL HARBOR OLACAK MI?
    Bülent Güven
    Bülent Güven İran krizi, İsrail ve bölgesel yansımaları
    Gulten Abaci
    Gulten Abaci HAYATI ERTELEMEYİN.!GÜZEL ŞEYLER SONRAYA BIRAKILMAYACAK KADAR KIYMETLİDİR
    Ayla Coşkun Ceren
    Ayla Coşkun Ceren Nergise Övgü
    Nerkiz Sahin
    Nerkiz Sahin Tadilat mı tamirat mı?
    Derya Soysal
    Derya Soysal Kazakhstan and the U.S.: Expanding Cooperation for the Future
    TAYFUN ANIL ( BRUXELLES AVUKAT )
    TAYFUN ANIL ( BRUXELLES AVUKAT ) Şirket kapatıldıktan sonra hissedar vergi borçlarından sorumlu olabilir mi?
    Muhammad Ali Pasha
    Muhammad Ali Pasha His Excellency Atadjan Movlamov Highlights Deepening Turkmenistan–Pakistan Ties in Exclusive Interview
    Hammad Hassan
    Hammad Hassan The Currency of Sacrifice
    Dr. Güngör Gökdağ
    Dr. Güngör Gökdağ Arap Dünyası İran-İsrail Savaşında Neden Sessiz?
    Prof Dr Ali Vural Cengiz Arizona GCU Öğretim Üyesi
    Prof Dr Ali Vural Cengiz Arizona GCU Öğretim Üyesi İsrail-İran Savaşındaki Büyük Resim
    Yüksel Çilingir
    Yüksel Çilingir Flowing through place and memory
    Duran Kadir
    Duran Kadir Biliyor muydunuz? Henry "Box" Brown kimdir ?
    FIKRET AYDEMIR
    FIKRET AYDEMIR AB “ticaret savaşı”na hazır
    KARMA YAZARLAR KÖŞESİ
    KARMA YAZARLAR KÖŞESİ Hakiki Kabakçı : EMİRDAĞ’LIYIM BEN DEME
    NASREDDİN HOCA FIKRALARI
    NASREDDİN HOCA FIKRALARI 5 YENI NASREDDİN HOCA FIKRALARI
    T.C Huseyin Avni Gelendost
    T.C Huseyin Avni Gelendost DOST BİRİKTİRİN..
    ERDOĞAN KAHYA
    ERDOĞAN KAHYA Turizmde Herşey Dahil Sistemi tartışılmalı
    Kamil Sayın
    Kamil Sayın Kamil Sayın'dan HAKİKİ KABAKÇI
    Avukat Mehmet Taş ( TR )
    Avukat Mehmet Taş ( TR ) T.C 'de kiralayan ve kiracı arasındaki ilişkiler
    Hüseyin Ekmekçi
    Hüseyin Ekmekçi İNİŞLE DÜŞÜŞ ARASINDA BİR AĞIT
    Zehra Özer
    Zehra Özer Yüreğime dokunmadı desem yalan olur...
    Ramazan Kurt
    Ramazan Kurt "Yabancı Kökenli Sahte Sosyalistler: Yeter Artık PS'in Sırtından İnin!"
    Serap Yenici
    Serap Yenici Kirmi Kir !
    Bahattin Gemici
    Bahattin Gemici ALMANYA SİYASETİNE AĞIRLIĞIMIZI KOYALIM
    Ansa Suoğlu
    Ansa Suoğlu "En kötü barış, en haklı savaştan daha iyidir." Cicero
    Murat Topoglu
    Murat Topoglu ORUÇ TUTMANIN SAĞLIĞA ETKİLERİ
    BELMA TEK
    BELMA TEK Kadın ve Gül
    Hakan Erzurumlu
    Hakan Erzurumlu Belçika için oturum ve çalışma izni ...
    Zekiye Dogan
    Zekiye Dogan BİR ERKEĞE DÖRT KADIN
    DOMINIQUE DESERRANO
    DOMINIQUE DESERRANO Brand Revenue in the Business-to-Business World:
    Bizi Takip Edin
    Facebook
    Twitter
    Instagram
    Youtube
    BRUXELLES KORNER BLOG COPYRIGHT 2015-2025 AEPI ASBL
    KünyeGizlilik PolitikasıRSSSitemapSitene EkleArşivİletişim
    SOSYAL MEDYA BAĞLANTILARI
    FACEBOOKTWITTERINSTAGRAMLINKEDINYOUTUBE

    © 2025 S-B-E Ltd AEPI ASBL | Yazılım: Onemsoft

    Haber GönderFirma Ekleİlan Ekle