Alışkanlığınızdan tutuklusunuz!!!
Alışkanlıklarınızın Tutsağı Olmayın
İnsanların bazı alışkanlıkları zamanla öyle bir boyuta ulaşabiliyor ki, adeta hayatlarını bir hapishaneye çeviriyor.
Alıştıkları her neyse, ellerinden alındığında “özgürlüklerini kaybettikleri” korkusuna kapılıyorlar.

Oysa özgürlük nedir?
Bana göre özgürlük; bir insanın özgürlüğünün, başka bir insanın özgürlüğünün başladığı yere kadar sürmesidir.
Bir de çok yaygın başka bir mesele var:
“Beni olduğum gibi kabul et” sözü…
Ne kadar klişe ve ne kadar boşaltılmış bir ifade.
Hepimizin onlarca rolü varken insan gerçekten kimin yanında tamamen kendisi olabiliyor ki?
Anne-baba rolü, eş rolü, evlat, komşu, arkadaş, ortak, esnaf…
İnsan toplum içinde kendini kabul ettirme çabasıyla yaşarken, öncelikleri çoğu zaman üstlendiği roller oluyor.
Bazı alışkanlıkları törpülemek, hatta tamamen hayatımızdan çıkarmak bazen bir ömür sürebiliyor.
İnsan, alışkanlıklarının gözünün içine dik dik bakabilmek için önce kendini tanımalı.
Kendini tanımak, kendini kabul etmek ve ilerleyebilmek ciddi bir emek ister.
Bu, hayatın kaçınılmaz gerçeklerinden biridir.
Sonuç olarak şunu söylemek isterim:
Eğer bir insan, bir alışkanlığının bedelini kendi huzuruyla ve sevdiklerinin huzuruyla ödüyorsa, o alışkanlık mutlaka hayatından çıkarılmalıdır.
İnsan bazen kendi değerini, karşı tarafın neleri feda ettiğine bakarak ölçebilir.
Hayatınızın kontrolü kendi elinizde olduğunda, yaşam çok daha keyifli bir serüvene dönüşür ve insana yepyeni hikâyelerin kapısını açar.
Alışkanlıklarınızın esiri olmayın.
Bu geniş dünyayı kendinize dar etmeyin.
Liliya Geisler

















































Yorum Yazın
Facebook Yorum