ABD, ÇİN, SELÇUK BAYRAKTAR
Tonyukuk BORAN
İkinci Dünya Savaşı; Almanya’nın Polonya’ya saldırması ile 1 Eylül 1939 tarihinde başladı. Ancak Mayıs 1940’a kadar Almanya-Fransa sınırı hattında Yalancı Savaş olarak tanımlanan dönem yaşandı. Ülkeler birbirine savaş ilan etse de nerede ise bölgede karşılıklı eylemde bulunmadılar. İsrail/ABD-İran Savaşı ise tarihe belki de Yalancı Ateşkes olarak girecek. Zira İsrail’in Lübnan saldırıları, İran’a karşı zaman zaman kaynağı belirsiz saldırılar ve İran’ın karşı saldırıları devam etmektedir. En son olarak ABD’nin AH-64 Apache helikopterinin düşürülmesini bahane ederek İran’a karşı geniş bir saldırı başlatması Yalancı Ateşkes’in pamuk ipliğine bağlı olduğunu ve ABD’de halen İsrail destekçilerinin kararlarda etkili olduğunu göstermektedir.

Birçok uzman ABD-İran Savaşı’nı ABD-Çin mücadelesinin bir aşaması olarak görmektedir. Ancak ekonomi cephesinde ise ABD’nin özellikle finansal ve teknolojik gücü sebebi ile Çin’in ABD ile yarışamayacağı birçok liberal yazar tarafından paylaşılan bir fikirdir.
Bir ekonominin gelişimine en büyük etki eden faktörlerden bazıları; bilimsel gelişme, üretim kapasitesi ile girişimciliğin desteklenmesidir.
Bilimsel gelişmeler açısından bakıldığında; ABD teknolojik anlamda Çin’in önünde gözükmektedir. Özellikle üniversite markası, Nobel, atıf geleneği ile özel sektör inovasyonunda Çin’in ilerisinde yer almaktadır. Ancak Çin’in makale sayısı, patent sayısı, üniversitelerin hızlı gelişimidevlet desteklerinin de yüksek olması sebebi ile ARGE ölçeğinde ABD’yi yakalamış veya kısa sürede yakalayacak seviyededir. Çin’in öne geçiren bir husus ise bilimsel gelişmelerin hızla uygulamaya sokulmasıdır. Örnek vermek gerekirse Microsoft tarafından araştırılan yapay zeka terminallerinin su içinde yapılması ile soğutma giderlerinin düşürülmesi yöntemi geçtiğimiz günlerde dünyada ilk olarak Çin tarafından uygulanmıştır. Ayrıca Çin’in insan gücünün büyük olması ve bu insan gücünün iyi eğitilmesi ile ilerleyen dönemlerde ABD ile en azından mücadele edebilecek seviyeye ulaşacağı öngörülmektedir.
Üretim kapasitesi ekonomiyi etkileyen bir başka kritik husus olmakla beraber uzun süreli bir mücadelede en büyük etken olacağı açıktır. Nitekim ABD’nin İran’a karşı savaşta kullandığı kritik mühimmatın (Hava ve Füze savunma Füzeleri (SM-3,SM-6, THAAD Patriot PAC-3), uzun menzilli füzeleri (AGM-158 JASSM ve AGM-86 Tomahawk/CALCM)) yerine konmasının normal süreçte 5 yıl civarında olacağı birçok kaynakta belirtilmektedir. Buna karşılık ABD Savaş Bakanlığı üretim kapasitesinin artırılması için milyarlarca dolarlık kaynak ayırmaktadır.
Çin, dünya imalat sanayinde % 30 civarında bir paya sahip iken ABD’nin payı yaklaşık % 15’tir. Çin tek başına ABD, Almanya, Japonya ve Güney Kore’nin toplam kapasitesi ile yarışabilmektedir. Ayrıca tedarik zincirinin en önemli halkası olan gemilerin inşasında Çin tüm dünyadan daha fazla üretim yapabilmektedir.
Yapay zeka alanında ise ABD ve Çin aralarında mücadele ederken, Çin’in çip üretiminde ABD’nin gerisinde olsa da gelişim hızının aşırı yüksek olması sebebi ile aradaki farkı kapatma yönünde çok büyük adımlar atmaktadır. Yapay zekanın diğer bir girdisi olan enerji alanında ise; dünyada güneş panelleri üretiminde dünya birincisidir. Ayrıca nükleer enerji kapasite artışı ve yeni nükleer teknolojiler konusunda da birçok çalışma yapmakta ve süratle hayata geçirmektedir.
Ekonomiyi büyüten bir diğer etkili faktörde yenilikçi iş alanlarında girişimcilerin ekonomiden elde ettikleri faydanın büyük olması ve bunun da diğer girişimcilere örnek olması ile kar topu etkisi ile ekonominin büyümesidir. Kısacası Amerikan rüyası olarak tanımlanan olgudur. Forbes zenginler listesine bakıldığında; ABD’nin en zenginleri listesinin % 80 ila 90 civarında iken Çin’in karma ekonomiye yeni geçmesinin de etkisi ile bu oran % 90 üzerindedir.
Ülkemizde girişimci olarak Türkiye’nin en zenginler listesine girerek dikkati çeken kişi Cumhurbaşkanımızın damadı Selçuk BAYRAKTAR’dır. Babasının başlattığı insansız hava araçlarını bizzat geliştirilmesinde de yer alarak bir servetin sahibi olmuş ve gelişimine de devam etmektedir. Bürokratik engellerden dolayı yakınması da zaman zaman açıklamalarında yer almaktadır. Ancak muhtemelen kendisinin dahi farkına varmadığı bir diğer hususa dikkat çekmek gerekmektedir. Zira bürokraside yer alan statükocu karar vericilerin (Başımıza icat çıkarma diyen zihniyet) normal şartlarda kırk dereden su getirecekleri olaylarda Cumhurbaşkanımızın damadı olması sebebi ile daha olumlu yaklaşmaktadır. Nitekim bu ülke zamanında Nuri DEMİRAĞ, Şakir ZÜMRE gibi nice girişimciyi koruyup güçlendirmeyerek gelişmesini kendisi sekteye uğratmıştır. BAYRAKTAR kardeşlerin kamuoyunda bilinen İHA’lar ile sınılı olduğunu düşünmek ise onların vizyonlarına hakaret olur. Gelecekte İHA’lardan daha çok Fergani olarak bilinen uzay çalışmaları ile ön plana çıkacaklarına kuşku bulunmamaktadır. Selçuk ve Haluk BAYRAKTAR kardeşlerin girişimleri ülkemizin ekonomi, bilim ve teknoloji, askeri ile siyasi gücüne doğrudan olumlu etki etmektedir.
Ekonomi bilimindeki gelirler ücret (çalışanların geliri), kâr (girişimcinin geliri) ve rant (Toplumumuzda her ne kadar konu gayrimenkul olarak görülse de tanımsal olarak sermayenin elde ettiği geliri tanımlamaktadır.) olarak sınıflandırılmaktadır. Ekonominin gelişimi için milli gelir içinde kârın artırılması ve rantın düşürülmesi önem taşımaktadır.
Sonuç olarak; ekonomik alanda Çin’in gelişiminin üretim, bilimsel ve girişimcilik faktörleri ile de desteklendiği görülmektedir. ABD’den geride olduğu alanlarda gelişim hızının yüksek olması nedeni ile de orta vadede sürdürülebilir bir şekilde ABD’yi yakalayıp geçeceğini öngörmek isabetli olacaktır. Ancak ABD’nin bir çıkar birliği olduğu, Çin tarihinin ise iç savaşlar tarihi olduğunu da hatırdan çıkarmamak gerekmektedir.
















































Yorum Yazın
Facebook Yorum