Pazar Yazısı
2026
Aslında yılın ilk Pazar Yazısını geçen hafta Venezeuela üzerine yazacaktım ama Facebook ile yine başım belaya girmesin diye vazgeçtim.
Takvimler 2026’yı gösterirken insan ister istemez durup düşünüyor:
Biz nereye gidiyoruz, dünya nereye gidiyor?
Her yeni yıl umutla gelir ama aynı zamanda yükle gelir.
Çünkü geçmişten devreden sorunlar, sadece yıl değişince ortadan kalkmıyor.
Burada yazacaklarım gözlemlerimden ibarettir, bilgi ve tecrübelerim dahilinde öngörülerimdir.
BELÇİKA:
Belçika’da 2026, kağıt üzerinde “tasarruf yılı” olacak.
Hükümet kararları, bütçe dengeleri,Brüksel'de yeni koalisyon arayışları …
Ama sokakta konuşulan dil çok daha farklı.
İşsizlik ödeneklerinin sınırlandırılması,
sosyal desteklerin yeniden şekillendirilmesi,
LEZ'de 1 Ileri 2 geri atılan adımlar ,ve günlük hayatın daha da pahalılaşması…
Devlet harcamalarını kısmak, sistemi sürdürülebilir kılmak isteniyor.
İnsanlar ise “biraz daha yalnız bırakılıyoruz” hissini yaşıyor.
Brüksel’de kurulması beklenen yeni hükümet, sadece rakamları değil,
bu hissiyatı da yönetmek zorunda.
Çünkü ekonomi, sadece bütçe tablolarından ibaret değildir;aynı zamanda insanların sabah işe giderken taşıdığı kaygıdır.
TÜRKİYE :
Temkinli Bir Umut
Türkiye’de 2026’ya girerken havada tuhaf bir duygu var:
“Belki bu kez biraz daha iyi olacak…”
Ekonomide bazı göstergeler toparlanma sinyali veriyor.
Ama hayat pahalılığı hâlâ herkesin ortak cümlesi.
Market rafları, kiralar, faturalar;
istatistikten çok daha hızlı konuşuyor.
Burada mesele siyaset üstü aslında.
İktidar ya da muhalefet tartışmasının ötesinde,
insanlar sadece nefes almak istiyor.
Daha az hesap yapmak,
ayın sonunu düşünmeden yaşayabilmek istiyor.
Analitik veriler iyileşme dese bile,
Vatandaş henüz ikna olmuş değil.
Dünya:
2026 dünyası sakin bir dünya olmayacak.
Ukrayna savaşı hâlâ son hız devam ediyor.
İran’daki belirsizlik bu satırları yazdığım esnada sokakarı savaş alanına çevirmiş durumda ve Suriye ile Orta Doğu’yu sürekli tetikte tutuyor.
Venezuela’daki karışıklık ve ABD müdahelesi enerji piyasalarını etkilemeye devam ediyor .
Çin–Tayvan gerilimi ise küresel ekonominin sinir uçları ile oynuyor: bunun başlıca sebebi ise dünyanın en büyüklerinden belkide en büyük çip üreticisinin Tayvan olmasıdır.
Bunların hepsi bir araya geldiğinde şu sonucu doğuruyor:
Dünya daha pahalı, daha tedirgin ve daha kırılgan hale geliyor.
Altın:
İnsanlık tarihine bakarsak bir şey hiç değişmedi:
Belirsizlik arttıkça altın parlar.
Altın fiyatları sadece yatırım tercihi değildir.
Aynı zamanda insanların geleceğe dair korkusunun ölçüsüdür.
Güven azaldığında, insanlar somuta sarılır.
Ve altın, yüzyıllardır bu rolü oynar.
2025’de altın fiyatlarının yükselmesinin sebebi
dünyanın kendini güvende hissetmemesidir.
2026 bize şunu söylüyor:
Yeni yıl, mucizeler getirmez.
Ama doğru dersleri alabilenler için,
daha sağlam adımların yılı olabilir.
Pazar günü için küçük bir not:
Gelecek, sadece planlayanların değil;
hissedenlerin de hakkıdır.
İyi hislerinizi hiç kaybetmeyin.

Sait Köse
Brüksel, 11 Ocak 2026











































Yorum Yazın
Facebook Yorum