tatil

Son Dakika Haberleri Türkiye ve Belçika 'nın Haber Portalı.

  • Dolar 4.8616
  • Euro 5.6758
  • GR ALTIN 194.11
  • ÇEYREK 316.46

  • 05 Mart 2016, Cumartesi 19:44
Zehra Özer

Zehra Özer

Yalan söylemek vücudumuza ne gibi zararlar verir?

Bir söz vardır, bilmem kime göre ne kadar geçerlidir. ”Herkes doğruyu söyleyebilir ama ustaca bir yalan uydurabilmek ancak akıllıların işidir.”

Hepimiz ufak tefek yalanlar söyleriz. Eğer içinizde hiç yalan söylemediğini iddia eden biri varsa; işte şu anda bir yalan daha söylüyor. Yalan söylüyoruz ama neden? Hiç düşündünüz mü? Özür dilemek istemediğimiz için yalan söyleriz. İnsanları mutlu etmek, zorlamak, kendimizi korumak, istediğimizi elde etmek, insanların bizden hoşlanmasını sağlamak, mantıklı görünmek, haklı çıkmak, sorumluluktan kaçmak, güç kazanmak, başkalarının çıkarlarına destek vermek ve kim bilir aklımıza gelmeyen daha bir çok nedenden dolayı söylenen yalanlar. Aslında biri bize bundan sonra “Ben sana hiç yalan söyler miyim?” dediğinde bil ki söylemiştir bile. Ama bu arada sizin de ona yalan söylemiş olmanız, ihtimal dahilindedir.

Sakın yanlış anlamayın, bu yazımla sizi yalana teşvik etmek istemiyorum. Ancak şöyle bir düşündüğünüzde aslında yalanla ne kadar çok karşılaştığınızı fark edersiniz. İnsanlar birbirlerine ve kendilerine ne yalanlar söylerler, belki de farkında olmadan ama durun bir dakika, bahsettiğimiz masum yalanlardır ya da bir başka değişle beyaz yalanlar. İnsanlara zarar verebilecek yalanlar asla affedilemez.  

Üstelik yalan söylemekle, yine farkında olmadan vücudumuza baya bir zararlar veriyoruz ...

Columbia Üniversitesi tarafından yapılan son araştırmaya göre, sır saklayan insanların günlük görevlerini yerine getirmekte fiziksel olarak daha çok zorlandığını göstermektedir. “Sırrının büyüklüğü ya da ne kadar yaygara yaratacı olduğu fark etmiyor. Burada en önemli faktör yalan söyleyenin bu yalan altında kendisini nasıl hissetiğidir,” dedi sosyal psikolog Michael Slepian çalışmasında. Diğer bir deyişle, taşıdığınız sıradan bir sırrın vucudunuza verdiği bilişsel yükün etkisi aslında hayati bir devlet sırrın ağırlığı ile aynı eş değerdedir.

Başka araştırmalar sırlarımızı paylaşmamaya çalıştığımızda beynimizin ne çektiğini açıklamada yardımcı olabilir. University of California, Berkeley’de çalışan psikolog Clayton Critcher’a göre sır tutmak, rejim yaparken abur cubur yememeye çalışmamızla benzer şekilde, bir “öz denetim” sürecidir. Critcher, bu süreçlerin çok zahmetli olduğuna, dolayısıyla beynimizin bir seferde ancak bir tanesiyle başa çıkabildiğine inanıyor.

Bu yılın başında “Journal of Experimental Psychology”de [Deneysel Psikoloji Dergisi] yayımlanan bir çalışmada, Critcher ve arkadaşları bir sırrı saklamak için harcanan enerjinin başka görevleri gerçekleştirmek için mevcut olan bilişsel kapasiteyi nasıl düşürdüğünü incelediler. Araştırmacılar bir egzersizin parçası olan simüle bir röportajda cinsel yönelimlerini gizleyenlerin bunun akabinde fiziksel olarak (tutuş gücü üzerinden) daha zayıf olduklarını ve sinir bozucu bir sosyal etkileşim sırasında, yönelimlerini gizlemeleri için zorlanmayanlara nazaran daha zor sakin kalabildiklerini belirlediler.

Critcher, yaptığı açıklamada “Söylemek üzere olduğunuz şeylere sürekli dikkat etmek, başka alanlara zarar veriyor ve diğer duygusal tepkileri kontrol etmeyi zorlaştırıyor. Bir sohbet sırasında birisine tepki verirken tersleme ihtimaliniz artıyor,” dedi.

Arkadaşlar arasında ve iş yerinde yalan söylemenin etkisi

Böyle bir sırrı taşımanız vucudunuzda ciddi sonuçlar doğurabilir. Sizi sadece gerçekleştirdiğiniz fiziksel aktivitelerde zorlamaz, aynı zamanda vücudunuzda stres hormonu kortizolün seviyesini artırıyor. Araştırmalar sır saklayan ergenlerin daha depresif ve anksiyetik olduğunu ortaya koyuyor  ve bilgi saklayan  insanların baş ağrısı, mide bulantısı ve sırt ağrısı çekmeye daha eğilimli olduğunu gösteriyor. Bu metabolizmanızı bozar ve kan basıncın yükselmesine neden olabilir. Nitekim, araştırma sır saklayanların kendisini daha yalnız ve karamsar hissetiğini göstermektedir.

Ayrıca arkadaşlarınız ve aileniz ile olan ilişkinizin yanı sıra sakladığınız sır işinizle ilgili olmasa bile kariyer inizide etkileyebilir. Nörobilimcilere göre, bir sırrı barındırmakla görevli iki beyin bölgesi mevcut ve bu bölgeler “sinirsel bir çatışma ” içine giriyor. Bir taraf bu bilgiyi paylaşarak içinizden atıp stresi azaltmayı isterken, öteki onu derinlere, bilinçaltınıza gömmek istiyor. En nihayetinde bir bölge kazanıyor, fakat bütün bu kavga beyninizi yoruyor. Sırrınızı düşünmek için harcadığınız enerji sizin başka şeylere odaklanma gücünüzü azaltır. 

Güçlü bağlar

ABD’de  Weill Cornell Tıp Fakültesinde profesör ve psikiyatrist Gail Saltz, “Araştırmanın sonuçları,  sırların gizlenmesi ile ilgili zihinsel ve fiziksel sorunların eğer doğrusu söylenildiğinde yarısından daha aza düstüğünü göstermektedir.   Ayrıca, tüm ilişkilerimiz karşılıklı güvene dayanmaktadır. Doğruyu söylemek her zaman aradaki bağı güçlendirir, çünkü  birbirimizi daha iyi tanımamızı ve anlamamızı sağlar. Eğer birisi bir sırrınız yüzünden size sırt dönüyorsa, bu kişi size gerçekci bir arkadaş olmadığını gösterir," diyor.    


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Gürsel kum Gürsel kum 24.12.2017 00:08

Keşke güçlü olmasaydın her kadın küçük ve büyümeyen prensesidir bazıları bunu unutarak olaylar yaşıyor güçlü olmak zorunda kaldığın için derin bir üzüntü duydum

Turgut Yılmaz Turgut Yılmaz 24.12.2017 01:52

Zehra hanım, Tebrik ve Teşekkür ediyorum.! Gerçekten; erkeklerin ve bayanların içerisinde bulunan karekterlerin

Cemal kula Cemal kula 12.01.2018 15:43

Ablam benim rahmetle minnetle andıgım babamda houzden zolder kömür ocagında çalışmıştı hatta şimdi ablamlar hala zolder de oturuyolar

NAMAZ VAKİTLERİ
siyaset arenasi
yukarı çık