Son Dakika Haberleri Türkiye ve Belçika 'nın Haber Portalı.

  • Dolar 4.5556
  • Euro 5.3383
  • GR ALTIN 189.59
  • ÇEYREK 327.85

  • 17 Nisan 2016, Pazar 15:28
Zehra Özer

Zehra Özer

Henüz vakit varken, yaşamaya var mısınız?

O kadar aç bıraktık ki ruhumuzu… Henüz dünya dönmeye devam ederken, kendimize bir söz verelim ve ruhumuza zaman ayırarak bu anın tadını çıkaralım.

Özel hayatımızda veya yaptığımız pek çok sohbette en çok karşılaştığımız konular: "Bir gün ben…, çok zamanım olunca…, kafam rahatlayınca…, maddi durumum düzelince…," diye başlayan cümlelerimiz.

Hep bir bahane bularak sonlara ertelediğimiz, bir türlü yaşayamadığımız, küçük veya büyük özlemini duyduğumuz, aslında ruhumuzu rahatlatacak olan ama hep beklemeye aldığımız o hayallerden bahsediyorum. Hani hayal olmaktan öteye gidemeyen, daha doğrusu gerçekleşmesine izin verilmeyen, çok isteriz ama onlardan bahsederken ya da hayalini kurarken 'şu an zamanı değil' ilerde inşallah, dediğimiz küçük büyük o hayallerden…   

“Her şey tam olduğunda huzurlu olacağım, o zaman bende özlemini duyduğum her şeyi yaşayacağım,” diyerek yüksek tuttuğumuz egomuz bizi kandırıyor. Çoğumuz okulu bitirelim, evlenelim, çocuğumuz olsun, çocuklar okulu bitirsin, çocuklar evlensin, emekli olalım, yüz bin Euro biriktirelim, ilk bahar gelsin, kış olsun, haftaya olsun bakarız gibi türlü türlü ertelemelerle: İşte ben o zaman kendim için şunu yapacağım, bunu yapacağım gibi kurduğumuz boş hayallerimiz. Ya da şu işim olsun, bu işim bitsin, evimin, arabamın taksidi bitsin ‘ondan sonra bende biliyorum nasıl yaşayacağımı’ gibi kendi kendimizi avutmalarımız. Spor yapmak için müsait değiliz, dans etmek için, kitap okumak için, çocuklarımızla kırlarda dolaşmak için, yağlı boya resim yapmak için ya da bir kitap yazmak için hiç müsait değiliz. Özgürlüğümüzü yaşamamak adına uydurduğumuz türlü türlü bahaneler...

Hayatımızın başkaları tarafından yönlendirildiğine, bu düzene ve maddiyata o kadar çok alışmışız ki aslında kendi egomuzun kölesi olduğumuzun bile farkında değiliz. Zavallı ruhumuzu ihmal ediyoruz, son günler için hep bir kenarda bekletiyoruz. Arada bir sesini duyursada biz onu öyle güzel avutuyoruz ki… Ona 'yok' demiyoruz, ona ‘bir gün seninde sıran gelecek’ diyoruz. ‘Her şey mükemmel olduğunda, her şeyin en güzelini sen yaşayacaksın’ diyoruz. Zavallı ruhumuz iki hızlı kalp çarpıntısına dayanamayıp hemende inanıyor. Bu kadar yalan ona bir zaman için yeter, inanmayıp ne yapsın. Umutlar yeniden yeşeriyor. Sahi ya umutlar, umutlar olmasa halimiz ne olurdu, öyle değilmi?  

Aslında bir anlasak herşeyin egomuzda olup bittiğini. Ben son model falan markalı arabaya binmek istiyorum, benim Hasan’dan ne eksiğim var? Bunun için aylık bin Euro taksit ödeyeceğim ama olsun, feda olsun. Ruhumuz rahatlıyor mu peki? Bir zaman için bizi mutlu ediyor belkide. Mutluluğun resmini böyle çizmişiz. Ama son model arabamızda eskiyecek ve daha yenileri çıkacak. Onlarıda alacak mıyız? Aynı durum cep telefonlarında da yaşanıyor, elimizde ki cep telefonu daha çok iyi çalışır iken, 'yenisi çıkmış onu mutlaka almalıyız', demiyor muyuz? Ve bunun daha birçok örneğini sayabiliriz. O kadar aç bıraktık ki ruhumuzu, onu nasıl doyuracağımızı da bilemez hale geldik. Oysa ki ona hak ettiği huzuru ilgiyi ve alakayı nasıl vereceğimizi bir öğrenebilseydik, bunların hiç birine ihtiyaç duymayacaktık…

İstediklerimizi yapmak için daha neyi bekliyoruz?

Uydurduğumuz bahanelerimizi bitirelim, zaman hiç kimseyi beklemiyor. Hayatımızı bir yarış haline getirmeyelim, her saniyesinin tadı çıkarılması gereken güzel bir yolculuk olduğunu unutmayalım. Dün geçmişte kaldı, yarin ise bir sır perdesi ama en önemlisi, bugün size verilen en önemli hazine olan zamanın kıymetini bilerek yaşamayı unutmayalım. Bugün türlü türlü bahaneler uydurmadan hazır dünya dönerken, idealist ayaklarını bir kenara bırakalım ve anın tadını çıkaralım. Sürdürdüğümüz hayat mücadelemizde yaşamak için zamanın kimseyi beklemediğini ve birgün hepimizin çiçeklere gübre olacağımızı, unutmayalım.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
siyaset arenasi
yukarı çık