google.com, pub-3742645726534165, DIRECT, f08c47fec0942fa0

Son Dakika Haberleri Türkiye ve Belçika 'nın Haber Portalı.

  • Dolar 6.0941
  • Euro 6.6161
  • GR ALTIN 322.13
  • ÇEYREK 526.69

  • 27 Ocak 2020, Pazartesi 3:35
Zehra Özer

Zehra Özer

Bir alışveriş çılgınlığı aldı başını gidiyor

Alışveriş çılgınlığına kapılmak, anlıkta olsa kendimizi daha iyi hissetmemize yardımcı oluyor, öyle değil mi? Bize anlık hazlar sunuyor,  ancak yapılan araştırmalar materyalizmin uzun vade de bizi olduğumuzdan daha da huzursuz hale getirdiğini  kanıtlıyor

Bu yılda biz indirimli satışların başlamasıyla birlikte çılgınlar gibi alışveriş yapmaya koyulduk. Şehrin yeraltı otoparklarında trafik kuyruğu oluşturan araçlar ve sürüler halinde alışveriş merkezlerine yürüyen insanlar... Yerinde bir alışveriş olması için hep iyi bir sebep buluruz ya? Black Friday (Kara Cuma) çılgınlığını, ama aşkım 12 ay taksitle yhaaa diyerek satın almaya gözümüze kestirdiğimizi iyi kötü aldık ve ay sonuna kadar devam edecek olan indirimli satışlar bize hala anlık hazlar sunuyor. Bakın, sevgililer günü de yaklaşıyor, için için yașadığımız memnuniyetsizliğimizi bastırmaya iyi bir sebep daha…

Alışveriş çılgınlığına kapılanlar kapitalizmin direğidir

Son yılllarda bizler bolluk ve zenginlik hissiyle ihtiyacımızdan fazlasını almaya ve tüketmeye başladık. Boş zamanlarımızda, kendimizi geliştirmek için bilim ve kültür ağırlıklı uğraşlar yapmak, kitap, gazete vs. okumak yerine, zamanımızı büyük alışveriş merkezlerinde geçirir olduk. Çarşıda, marketlerde bir alışveriş çılgınlığı aldı başını gidiyor.

Maalesef eşyaya bakış açımız değişti. Artık eşya bizim için bir takım ihtiyaçlarımızı gidermek üzere kullandığımız bir araç olmaktan çıktı ve nihai hedef, gaye halini aldı. Eşyaya ulaşmak için çalışır ve mesai harcar olduk. Yeni bir araba ve yeni eşyalar gayemiz oldu. Sanki bu dünyaya sadece bunun için gelmiş gibiyiz. Her seferinde yapılan alışveriş listesinin 3 katı alışveriş yapılır,  ne zaman sorulsa giyecek hiçbir şeyimiz yoktur.

Kolektif alışveriş çılgınlığına kapılmamız aslında bizim mutsuz olduğumuzun gerçeğini vurguluyor. Toplum olarak tüketim bağımlılığına tutulmuşuz. Fazlasıyla tüketmeyi seviyoruz ve nefes almak kadar sıradan hale gelmiș. Çok azı kendini kontrol etmeyi bașarabilirken çoğu insan alışveriş esnasında kendini gerçek anlamda kaybediyor. Kredi kartları da alışveriş çılgınlığını tetikleyen, hatta içinden çıkılmaz bir hal almasına sebep olan çok önemli bir faktördür. Özellikle tv, medya, bankalar, kredi kartı satıcıları tarafından son raddeye kadar gazlanan ve şişirilmeye çalışılan alışveriş çılgınlığı, aynı zamanda kontrol altına alınamazsa kişinin ocağına incir ağacı dikebilecek bir tutkudur.

Biz günümüzde giderek yabancılaşan, stresin ve aşırılığın arttığı bir çağda yaşıyoruz. Gelecekle ilgili sendeleyip dururken etikete önem veren topluma ayak uydurmak için daha çok ve daha uzun çalışma zorunluluğu hissediyoruz. Toplumun hızına yetișememekten  korktuğumuz için gergin ve öfkeliyiz.  Bu olumsuz duygulardan aslında kurtulmak istiyoruz fakat bunu çok azımız bașarıyor çünkü çoğumuz diğerinden aşağıda kalmak istemiyor. 

Büyüyen eşitsizlik hem yerel hem de küresel birçok gerginlik yaratmaktadır. İnsan toplumu, tarihin çok eski çağlarından bu yana mücadele halindeki birbirlerinden farklı çıkarlara sahip sınıflara bölünmüştür. Temel bölünme, her dönem, çıkarları arasında uzlaşmaz karşıtlık bulunan ve biri sömüren diğeriyse sömürülen iki sınıf arasında olmuştur. Bütün maddi değerlerin üreticisi olanlarla emek harcamadıkları halde emeğin yarattığı toplumsal artı ürünü sahiplenenler arasındaki bu bölünme, aynı zamanda, sınıflar arasında sürekli bir mücadeleyi de doğurmuştur.

Herşeyin fazlasına sahip olanlar daha da fazlasını arzuluyor ve çok az imkana sahip olanlar sadece payına düşenle yetinebiliyor. Ekonominin büyümesiyle birlikte herkese pastadan yeterince pay düşeceği sözü, yanlış hesaplandı. Pasta bu arada herkese yetecek kadar büyüdü, fakat dağıtım tuşları  'rekabet hırsı, mutsuzluk ve doyumsuzluk' hatası veriyor.  

Gezegenimiz hızlı bir șekilde tüketiliyor 

Cevresel yıkım yaratan ürünlerin toplu tüketimi, zaten günümüzde vahim olan ekolojik koşullarını daha da kötü hale getiriyor. Durmak bilmeyen bir hırsla sadece kendimizi değil aynı zamanda gezegenimizi de hızlı bir șekilde tüketiyoruz. Bilinçaltımızda, günden güne içimizde büyüyen o anlamsız hırs, öfke ve kırgınlığımıza karșı gereksiz alıșveriș yaparak savaş veriyoruz, umutsuz bir kısır döngü misali... ihtiyacımızdan fazlasını almanın ve tüketmenin hem aile ekonomisine hem gezegenimize vermiș olduğu zararın farkında olsak bilse, çoğumuz bunu bilmemezlikten gelmeye devam ediyor.

Daha iyi bir yaşam kalitesi ve daha iyi imkanlara sahip olmak için binbir güçlükle kazanılan paramızı nasıl ve nereye harcadığımıza biraz daha özen göstermeliyiz. Kendimizi ve gezegenimizi kurtarmak adında, para kazanmaktan çok kullanımın belirleyici olduğunu bilmeliyiz. Yeni bir ekonomik sisteme ve yeni bir dünya görüşüne bugün her zamankinden çok ihtiyacımız var...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


belgium korner tv
yukarı çık