Fransa Belediye Seçimleri 2026: Paris kilitli, Fransa çözümsüz
Kadir Duran – Bruxelles Korner

Fransa’daki 2026 belediye seçimleri, ilk bakışta dengeli bir tablo sunuyor. Sol büyük şehirleri korudu, sağ sahada yeniden güç kazandı, Rassemblement national ilerlemesini sürdürdü, Macron çizgisi ise gerilemeye devam etti. Ancak bu parçalı tablo tek bir gerçeği ortaya koyuyor: Fransa’da hiçbir siyasi blok bugün ülkeyi domine edecek güçte değil.
Seçimlerin merkezi yine Paris oldu. Başkentte değişen hiçbir şey yok. Emmanuel Grégoire seçimi kazanarak solun Paris üzerindeki uzun süredir devam eden hakimiyetini sürdürdü. Rachida Dati ise kaybetti. Ancak bu sonuç basit bir yenilgi olarak okunmamalı. Dati, sağ ve merkez seçmeni bir araya getirmeyi başardı, güçlü bir kampanya yürüttü. Buna rağmen sonuç değişmedi. Çünkü Paris bir kez daha gösterdi ki, sağ birleşebiliyor ama kazanamıyor.
Sol açısından tablo karmaşık. Paris, Marsilya ve Lyon gibi kritik şehirler elde tutuldu. Bu durum, solun büyük şehirlerde hâlâ güçlü olduğunu gösteriyor. Ancak bu bir zafer değil, daha çok bir “kaybetmeme” durumu. Çünkü aynı anda bazı geleneksel kaleler kaybedildi, iç siyasi bölünmeler devam ediyor ve 2027 için hâlâ net bir lider ortaya çıkmış değil. Sol şehirleri kontrol ediyor, ancak ülke ölçeğinde hâlâ bir yön belirleyemiyor.
Paris’teki sonuç, sağ açısından da yanlış okunmamalı. Rachida Dati kaybetti, ancak sağ genel olarak kaybetmedi. Aksine, ülke genelinde yerel düzeyde yeniden güç kazanmaya başladı. Birçok şehir geri alındı, sahadaki varlık güçlendirildi ve siyasi ağ yeniden kuruluyor. Bu süreç sessiz ilerliyor, ancak etkisi derin. Sağ vitrin kaybetti, ama zemini kazanmaya başladı.
RN cephesinde ise dikkat çekici bir istikrar var. Rassemblement national büyük şehirlerde beklenen sıçramayı yapamadı. Ancak bu bir başarısızlık olarak görülmemeli. Çünkü parti, orta ölçekli şehirlerde ilerliyor, tabanını genişletiyor ve yerel düzeyde kalıcı hale geliyor. Bu süreç yavaş, ama stratejik. RN henüz fethetmiyor, ama Fransa’nın birçok noktasında kalıcı olarak yerleşiyor.
Ekolojistler sahneden çekilmiş değil, ancak merkezde de değiller. Önceki seçimlerde yakaladıkları ivmeyi koruyamadılar. Bugün daha çok sol blok içinde, koalisyonlara bağlı bir aktör konumundalar. Kendi başlarına yön veren bir güç olmaktan çıkıp, destekleyici bir rol üstlenmiş durumdalar. Artık belirleyici değil, tamamlayıcı bir güçler.
Macron çizgisi ise en zayıf dönemlerinden birini yaşıyor. Yerel düzeyde güçlü bir yapı kuramayan bu siyasi hat, bugün daha çok bireysel figürler üzerinden ayakta kalıyor. Édouard Philippe gibi isimler hâlâ güçlü, ancak bu bireysel başarılar genel tabloyu değiştirmiyor. Macronizm artık bir sistem değil, dağınık bir siyasi alan görüntüsü veriyor.
Sonuç olarak bu seçimler bir kazanan çıkarmadı. Sol ayakta kalmayı başardı, sağ yeniden hareketleniyor, RN büyümeye devam ediyor, merkez ise zayıflıyor. Ancak hiçbir güç tek başına yeterli değil. Fransa siyaseti giderek daha parçalı, daha belirsiz ve daha öngörülemez bir hale geliyor.
Paris kilitli kalmaya devam ediyor. Ama Fransa’nın geri kalanı hâlâ siyasi olarak açık bir alan.
Seçim sonuçlarının değerlendirilmesinde sıklıkla göz ardı edilen kritik bir unsur var: seçime katılım oranı.
Bu oran, ortaya çıkan tablonun siyasi anlamını ciddi şekilde sınırlar.
2020’de ikinci turda seçime katılım yalnızca %41,86’da kalmıştı.
2026’da bu oran yaklaşık %57’ye yükselse de, 2014’teki %62,13 seviyesinin hâlâ altında.
Başka bir ifadeyle, neredeyse her iki seçmenden biri sandığa gitmiyor.
Bu sonuçlar, Fransa’daki gerçek siyasi dengeleri tam olarak yansıtmıyor; daha çok, sınırlı ve seçici bir seçmen kitlesinin tercihlerini gösteriyor.
Bu nedenle 2027 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik tüm öngörüler belirsizlik taşıyor.
Hiçbir siyasi blok bugün Fransız toplumunun gerçek çoğunluğunu temsil ettiğini iddia edemez.










Yorum Yazın