Gent’ten Odunpazarı’na Yerel Siyaset: Aynı Sosyal Demokrat Gelenek, İki Farklı Yönetim Modeli
Gent Belediye Başkan Yardımcısı Burak Nallı ile Odunpazarı Belediye Meclis Üyesi Sebahattin Tetik, Belçika ve Türkiye’de yerel yönetimlerin işleyişini karşılaştırdı
Bruxelles Korner | Kadir Duran

Belçika’nın Gent kentinde belediye başkan yardımcılığı görevini yürüten Burak Nallı ile Eskişehir Odunpazarı Belediyesi CHP Meclis Üyesi Sebahattin Tetik’in gerçekleştirdiği görüşme, iki ülkedeki yerel yönetim sistemleri arasındaki temel farkları ortaya koydu.
Her iki siyasetçi de sosyal demokrat bir siyasi gelenekten geliyor. Ancak temsil ettikleri ülkelerde belediye yönetimi, siyasi yetkinin kullanılması, bürokrasinin konumu, seçim sistemi ve koalisyon kültürü birbirinden oldukça farklı kurallara dayanıyor.
Burak Nallı, Belçika’da sosyal demokrat Vooruit partisinden siyasete girdi. Gent’te Voor Gent ortak listesi içerisinde görev yapan Nallı; personel politikası, nüfus işleri ve belediye hizmetlerinden sorumlu belediye başkan yardımcısı olarak Gent Belediye Meclisi ve Belediye Yönetim Kurulu’nda yer alıyor.

Sebahattin Tetik ise Cumhuriyet Halk Partisi’nden Odunpazarı Belediye Meclis Üyesi olarak görev yapıyor. Aynı zamanda İç Anadolu Belediyeler Birliği bünyesindeki Özel Projeler, Fonlar ve Uluslararası İlişkiler Komisyonu’nda Eskişehir’i temsil ediyor.
Belçika’da Belediye Başkanı Tek Başına Yönetmiyor
Burak Nallı’nın anlattığı Gent modeli, Türkiye’de yaygın olarak bilinen güçlü belediye başkanlığı anlayışından belirgin biçimde ayrılıyor.
Gent Belediyesi, belediye başkanı ile farklı siyasi partilere mensup belediye başkan yardımcılarından oluşan kolektif bir yönetim tarafından idare ediliyor. Belediye başkan yardımcılarının her biri kendi yetki alanında siyasi ve idari sorumluluk taşıyor.
Personel politikası, nüfus işlemleri, sosyal politikalar, konut, ulaşım, eğitim, kültür, spor ve çevre gibi görevler belediye başkan yardımcıları arasında paylaştırılıyor.
Bu nedenle belediye başkanı her konuda tek başına karar alamıyor.
Örneğin belediyenin belirli bir departmanına yeni personel alınması veya mevcut kadronun genişletilmesi gerektiğinde, ilgili alandan sorumlu belediye başkan yardımcısının siyasi ve idari onayı gerekiyor.
Bu sistemde yetkinin tek merkezde toplanması yerine, sorumluluğun koalisyon ortakları arasında dağıtılması amaçlanıyor.
Nallı, Gent Belediyesinin bir belediye başkanı ve dokuz belediye başkan yardımcısından oluşan kolektif bir yapıyla yönetildiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Belediyede bütün yetkiler tek kişinin elinde değildir. Her belediye başkan yardımcısının belirli bir sorumluluk alanı ve imza yetkisi bulunuyor. Belediye başkanı da diğer yöneticileri ikna etmek ve ortak bir karar oluşturmak zorundadır.”
Koalisyon, Uzlaşmayı Zorunlu Kılıyor
Belçika’daki yerel yönetim sisteminin merkezinde koalisyon kültürü bulunuyor.
Gent’te liberaller, sosyal demokratlar ve yeşillerden oluşan üç siyasi eğilim belediyeyi birlikte yönetiyor. Belediye yönetiminde yer alan partiler farklı ideolojik önceliklere sahip olsa da alınacak kararlar üzerinde uzlaşmak zorunda kalıyor.
Bir parti sosyal konut yatırımlarını genişletmek isterken, başka bir parti çevresel sınırlamaları öne çıkarabiliyor. Bir diğer koalisyon ortağı ise bütçe disiplini veya ekonomik faaliyetleri önceleyebiliyor.
Bu nedenle karar süreci zaman zaman yavaşlasa da siyasi gücün tek elde toplanması engelleniyor.
Nallı’ya göre koalisyon sisteminin temel sonucu, siyasi aşırılıkların törpülenmesi ve farklı toplumsal kesimlerin karar mekanizmasına dâhil edilmesi:
“Üç parti yönetimdeyse üç partinin de orta bir noktada buluşması gerekir. Belediye başkanı ‘Ben karar verdim, uygulanacak’ diyemez. Bu sistem, iktidarı paylaşmayı ve uzlaşmayı zorunlu kılar.”
Belçika’da Seçmen Adayın Sırasını Değiştirebiliyor
Görüşmede ele alınan en önemli farklılıklardan biri de Belçika’daki tercihli oy sistemi oldu.
Belçika’da belediye seçimlerinde adayın parti listesindeki sırası, tek başına seçilmesini garanti etmiyor. Seçmenler doğrudan adayların isimlerine tercihli oy verebiliyor.
Listenin alt sıralarında bulunan bir aday, üst sıralardaki adaylardan daha fazla tercihli oy alması hâlinde onları geride bırakabiliyor.
Burak Nallı da ilk belediye seçiminde listenin alt sıralarından aday olduğunu, ancak aldığı yoğun tercihli oy sayesinde üst sıralara yükselerek Gent Belediye Meclisine seçildiğini anlattı.
Bu sistem, siyasi partilerin liste üzerindeki belirleyiciliğini tamamen ortadan kaldırmasa da seçmene adaylar arasında doğrudan tercih yapma imkânı tanıyor.
Türkiye’de ise belediye meclisi üyeleri büyük ölçüde siyasi partilerin hazırladığı sıralı listeler üzerinden seçiliyor. Seçmen, çoğunlukla tek tek adaylara değil, siyasi parti listesine oy veriyor.
Bu nedenle Türkiye’de adayın listedeki sırası, seçilme ihtimali üzerinde çok daha belirleyici oluyor.
Parlamento Yerine Gent Belediyesini Tercih Etti
Burak Nallı’nın siyasi kariyeri de Belçika’daki yerel ve bölgesel siyaset arasındaki geçişkenliği gösteriyor.
Uzun yıllar Vooruit bünyesinde gençlik kolları, mahalle, kent ve il düzeyindeki parti çalışmalarında görev alan Nallı, Haziran 2024’te Flaman Parlamentosuna seçildi. Daha sonra Gent’te oluşturulan yeni belediye yönetiminde görev alması teklif edildi.
Partisinin kendisine parlamento üyeliği ile Gent Belediye Başkan Yardımcılığı arasında tercih yapmasını istediğini belirten Nallı, yerel yönetimi seçti.
Bu tercihte Gent’te yaşayan geniş Türk toplumunun belediye yönetiminde daha doğrudan temsil edilmesi ihtiyacının etkili olduğunu ifade etti.
Gent Belediyesinin resmî kayıtlarına göre Nallı, 7 Ocak 2025’ten itibaren belediye meclisi üyesi ve belediye başkan yardımcısı olarak görev yapıyor.
Gent’te Türk Toplumunun Temsili
Gent, Belçika’daki en yoğun Türk nüfuslarından birine sahip kentlerden biri.
Burak Nallı, resmî veriler ile sonraki kuşaklar birlikte değerlendirildiğinde kentte yaklaşık 25 bin ile 30 bin arasında Türkiye kökenli insanın yaşadığını belirtti.
Nallı’ya göre Türk toplumunun Gent’teki demografik varlığı uzun yıllar boyunca belediye yönetiminin en üst kademelerine yeterince yansımadı.
Belediye başkan yardımcılığı görevini kabul etmesinin temel nedenlerinden birinin de bu temsil eksikliğini gidermek olduğunu söyledi:
“Ben yalnızca belirli bir grubun değil, bütün Gent halkının belediye başkan yardımcısıyım. Ancak Türk toplumunun yıllardır yeterince temsil edilmediği de bir gerçektir. Bu toplumun sorunlarını belediye yönetimine doğrudan taşıyabilmek önemlidir.”
Bürokrasi ile Siyaset Arasındaki Sınır
Görüşmede Belçika ve Türkiye’deki belediye bürokrasisinin konumu da ayrıntılı biçimde ele alındı.
Belçika’da belediye memurları, siyasi yöneticilerden belirli ölçüde bağımsız çalışan profesyonel bir idari yapı içerisinde görev yapıyor.
Bir imar, ruhsat veya yapılaşma dosyası belediyeye ulaştığında, teknik personel dosyayı yürürlükteki yönetmeliklere göre inceliyor. Memur, projenin mevzuata aykırı olduğunu düşünüyorsa olumsuz görüş bildiriyor ve bu görüşünü dijital sisteme gerekçeleriyle kaydediyor.
Son siyasi karar ise belediye yönetimine ait oluyor.
Belediye başkanı ve yardımcıları, teknik görüşü kabul edebilecekleri gibi sosyal, insani veya kamusal gerekçelerle farklı bir siyasi karar da alabiliyor.
Ancak teknik görüşün değiştirilmesi kayıt altına alınıyor ve siyasi sorumluluk, kararı veren yönetime ait oluyor.
Burak Nallı, sistemin işleyişini şu örnekle açıkladı:
“Bir memur, yapılmak istenen değişikliğin belediye kurallarına aykırı olduğunu söyleyebilir. Yönetim olarak onun görüşünü değiştirme yetkimiz vardır. Ancak memuru toplantıya çağırır, gerekçelerini dinleriz. Daha sonra siyasi sorumluluğu üstlenerek karar veririz.”
Bu yapı, bürokratik uzmanlık ile demokratik siyasi irade arasında bir denge kurulmasını amaçlıyor.
Odunpazarı ve Eskişehir Büyükşehir Modeli
Sebahattin Tetik ise Türkiye’deki büyükşehir belediye sisteminin farklı bir temsil düzenine sahip olduğunu anlattı.

Türkiye’de büyükşehir belediye meclisi üyeleri yalnızca ayrı bir büyükşehir listesi üzerinden belirlenmiyor. İlçe belediye başkanları ile ilçe belediye meclislerinden gelen belirli üyeler, aynı zamanda büyükşehir belediye meclisinde görev yapıyor.
Eskişehir Büyükşehir Belediye Meclisi de Odunpazarı, Tepebaşı ve diğer ilçelerden gelen temsilcilerden oluşuyor.
Bu nedenle bir siyasi partinin büyükşehir meclisindeki çoğunluğu, ilçe belediyelerinde elde ettiği sonuçlarla doğrudan bağlantılı oluyor.
Sebahattin Tetik, CHP’nin Eskişehir’de hem ilçe belediyeleri hem de Büyükşehir Belediye Meclisi düzeyinde güçlü bir temsile sahip olduğunu belirtti.
Ancak Türkiye’de belediye başkanlarının siyasi ve idari ağırlığının Belçika’ya kıyasla çok daha yüksek olduğuna dikkat çekildi.
Bütçe Farkı: Gent ve Eskişehir Karşılaştırması
Görüşmenin dikkat çekici başlıklarından biri de belediye bütçeleri oldu.
Eskişehir Büyükşehir Belediyesinin yaklaşık bir milyonluk nüfusa hizmet verdiği, Gent’in ise yaklaşık 270-280 bin nüfusa sahip olduğu ifade edildi.
Buna karşılık Gent Belediyesinin bütçesinin Eskişehir’den çok daha yüksek olduğu belirtildi.
Burak Nallı’nın görüşmede paylaştığı yaklaşık rakamlara göre Gent’in yıllık belediye bütçesi 1,4 milyar avro seviyesinde bulunurken, Eskişehir Büyükşehir Belediyesinin bütçesi yaklaşık 300 milyon avro seviyesinde değerlendiriliyor.
Bu rakamlar doğrudan aynı mali ve muhasebe sistemlerine dayanmadığı için birebir karşılaştırılması dikkat gerektiriyor. Bununla birlikte, kişi başına düşen belediye harcama kapasitesinin Gent’te çok daha yüksek olduğu görülüyor.
Bu fark yalnızca belediyelerin verimliliğinden kaynaklanmıyor.
Belçika’daki yüksek vergi gelirleri, sosyal devlet harcamaları, belediyelerin görev kapsamı, ücret seviyeleri ve kamu hizmetlerinin maliyeti de bütçe büyüklüğünü doğrudan etkiliyor.
Gent’te 83 Milyon Avroluk Sosyal Konut Programı
Burak Nallı, mevcut belediye döneminde sosyal konut politikalarının da sorumluluk alanına dâhil edileceğini belirtti.
Gent’te altı yıllık yönetim dönemi boyunca yaklaşık 83 milyon avroluk sosyal konut yatırımı yapılmasının planlandığını ifade eden Nallı, konut krizinin Belçika’daki büyük kentlerin en önemli sorunlarından biri hâline geldiğini söyledi.
Bu yatırımların yalnızca yeni konut inşasını değil, mevcut sosyal konutların yenilenmesini, enerji verimliliğini ve dezavantajlı ailelerin barınma imkânlarının geliştirilmesini kapsaması bekleniyor.
Sebahattin Tetik: Hemşehrilik Dayanışması Kurumsallaşmalı
Sebahattin Tetik ise konuşmasında Eskişehir’de yaşayan Emirdağlıların sosyal, ekonomik ve siyasi gücünün daha kurumsal bir yapıya kavuşturulması gerektiğini vurguladı.
Emirdağ ve çevresinden Eskişehir’e yerleşen nüfusun kentin ekonomik ve toplumsal gelişimine uzun yıllardır önemli katkılar sunduğunu belirten Tetik, bu kitlenin sivil toplum kuruluşları ve federasyonlar aracılığıyla daha güçlü biçimde temsil edilmesi gerektiğini söyledi.
Tetik, hemşehrilik ilişkilerinin kişisel çıkarlara veya dar siyasi rekabete indirgenmemesi gerektiğini savundu:
“Birbirimizi kötüleyerek veya birbirimizin önünü keserek hiçbir yere varamayız. Eskişehir’de ve Avrupa’da yaşayan Emirdağlıların ortak hareket etmesi gerekir. Bir kişinin başarısı, diğerinin kaybı olarak görülmemelidir.”
Türkiye ile Avrupa Arasında Yeni Bir Yerel Diplomasi
Burak Nallı ile Sebahattin Tetik’in buluşması, klasik bir siyasi nezaket görüşmesinin ötesinde, Avrupa ile Türkiye arasındaki yerel yönetim tecrübelerinin paylaşılması bakımından önem taşıyor.
Avrupa’daki Türkiye kökenli siyasetçiler artık yalnızca göçmen toplumlarının sorunlarıyla ilgilenen temsilciler olmaktan çıkıyor.
Personel politikası, bütçe, sosyal konut, şehir planlaması, ulaşım, çevre ve kamu hizmetleri gibi kentin tamamını ilgilendiren alanlarda doğrudan sorumluluk üstleniyorlar.
Türkiye’deki yerel yöneticiler ise Avrupa’daki koalisyon yönetimi, tercihli oy sistemi, bürokratik bağımsızlık ve yetki paylaşımı modellerini daha yakından inceleme fırsatı buluyor.
İki Sistemden Çıkan Ortak Sonuç
Belçika modeli, siyasi gücü belediye başkanı ile yardımcıları ve koalisyon partileri arasında dağıtıyor.
Türkiye modeli ise doğrudan seçilmiş belediye başkanına daha merkezi ve görünür bir yönetim yetkisi veriyor.
Belçika’daki sistem daha fazla müzakere, uzlaşma ve kurumsal denge gerektiriyor. Ancak karar alma süreçleri zaman zaman yavaşlayabiliyor.
Türkiye’de ise kararların daha hızlı alınması mümkün olabiliyor. Buna karşılık yetkinin merkezileşmesi, belediye meclisinin ve bürokrasinin denetim kapasitesi konusunda tartışmalara yol açabiliyor.
Burak Nallı ile Sebahattin Tetik’in görüşmesinden çıkan temel sonuç şu:
Yerel demokrasinin başarısı yalnızca seçim kazanmakla ölçülmüyor.
Başarı; siyasi yetkinin nasıl paylaşıldığına, kamu görevlilerinin hangi kurallarla çalıştığına, kararların ne ölçüde denetlenebildiğine ve vatandaşın yönetime ne kadar doğrudan katılabildiğine bağlı.
Gent ile Odunpazarı aynı sosyal demokrat değerlerden hareket etse de bu değerleri iki farklı devlet geleneği ve iki farklı yerel yönetim kültürü içerisinde uyguluyor.
Bu farklılıklar ise Türkiye ile Avrupa arasında sürdürülecek yerel yönetim diyaloğu için önemli bir tecrübe alanı oluşturuyor






Yorum Yazın