Tiran’da sokaklar yeniden ısınıyor: Muhalefetin “teknik hükümet” çağrısı, molotof ve gazla gölgelenen protestoya dönüştü
BELÇİKA HABER - ACTUALITE BELGIQUETiran’da sokaklar yeniden ısınıyor: Muhalefetin “teknik hükümet” çağrısı, molotof ve gazla gölgelenen protestoya dönüştü
Tiran’da sokaklar yeniden ısınıyor: Muhalefetin “teknik hükümet” çağrısı, molotof ve gazla gölgelenen protestoya dönüştü
BRUXELLES KORNER | Kadir Duran
TİRAN 24 Ocak 2026 (Cumartesi) akşamı
Arnavutluk’un başkenti Tiran’da ana muhalefetin çağrısıyla düzenlenen hükümet karşıtı gösteri, akşam saatlerinde polis ile protestocular arasında yaşanan çatışmalar nedeniyle şiddetlendi. Polis, bazı grupların molotof kokteyli ve sert cisimler kullandığını; güvenlik güçlerinin ise kalabalığı dağıtmak için göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su kullandığını açıkladı. Resmî açıklamalara göre en az 10 polis hafif yaralandı; gözaltılar yaşandı.
Bu protesto, sadece bir “sokak gösterisi” değil: Arnavutluk’ta yolsuzluk soruşturmaları, yargı–siyaset gerilimi ve AB üyelik sürecinde kurumsal meşruiyet tartışmalarının aynı anda patladığı bir fay hattına işaret ediyor.
Hızlı Bilgi Kutusu
• Ne oldu? Hükümet karşıtı protesto çatışmaya döndü; molotof, gaz ve tazyikli su kullanımı raporlandı. 
• Kim çağırdı? Sağcı Demokrat Parti (PD) ve muhalefet bloku. 
• Muhalefetin talebi: Edi Rama’nın istifası; “teknik hükümet” ile erken, özgür ve adil seçim. 
• Resmî bilanço: Polis “en az 10 yaralı” derken, muhalefet gözaltı sayısı konusunda farklı rakamlar dile getiriyor. 
• Arka plan: Başbakan Yardımcısı Belinda Balluku’yu hedef alan yolsuzluk dosyası ve SPAK’ın hamleleri. 
Sahada ne yaşandı?
Euronews ve Al Jazeera’nin aktardığına göre, miting ve konuşmaların ardından bazı gruplar parlamentoya doğru yürüdü, polis barikatını zorladı; taş ve molotof kokteylleri devreye girdi. Polis, kalabalığı dağıtmak için gaz ve tazyikli su kullandı. Resmî açıklamada “en az 10 polis memuru hafif yaralı” ifadesi yer aldı. 
Önemli not: Gözaltı sayıları konusunda net, tek bir resmî bilanço kamuoyuna aynı netlikte yansımış değil. Muhalefet lideri Sali Berisha, gözaltı sayısının daha yüksek olduğunu iddia etti; bu tür rakamlar, resmî teyit gelmeden “muhalefet beyanı” olarak görülmelidir. 
Muhalefet ne istiyor, iktidar neyle suçlanıyor?
Muhalefet, Edi Rama yönetimini “yolsuzluk” ve “devletin kurumlarının siyasallaşması” üzerinden hedef alıyor. Saha dili net: istifa ve seçimleri “temizleyecek” bir teknik hükümet. Bu formül, muhalefetin seçim güvenliği ve kamu yönetimi üzerinde “geçiş denetimi” talebi anlamına geliyor. 
Muhalefetin sertleşen hattı, aynı zamanda bir risk üretiyor: Protestonun “sivil itaatsizlik” çerçevesinde kalması, uluslararası meşruiyet açısından kritik. Molotof görüntüleri, muhalefetin siyasi mesajını zayıflatabilecek bir “güvenlik” gündemi doğuruyor.
Krizin motoru: Balluku dosyası ve SPAK’ın etkisi
Tiran’da bugünkü gerilimin arkasında, Başbakan Yardımcısı Belinda Balluku hakkında yürüyen süreç var. Reuters’in Aralık 2025 haberine göre Balluku, büyük altyapı projelerinde kamu fonlarının kötüye kullanımıyla ilişkilendirilen yolsuzluk iddialarıyla suçlandı; Balluku ise iddiaları reddetti ve yargıyla iş birliği yapacağını söyledi. Aynı haberde, yolsuzluk ve organize suçla mücadeleden sorumlu SPAK’ın Balluku’nun dokunulmazlığının kaldırılmasını istediği aktarıldı.
Bu dosya, parlamento içini de kilitledi. AP, Aralık 2025’te parlamentoda muhalefet milletvekillerinin güvenlikle itiştiğini, meşale yakıldığını ve oturumların fiilen felç olduğunu yazdı. 
AB üyeliği eşiğinde “hukuk devleti” testi
Arnavutluk uzun süredir “Batı Balkanlar’ın AB’ye en yakın adaylarından biri” olarak anılıyor. Ancak Washington Post’un analizinde vurgulanan kritik nokta şu: SPAK’ın yürüttüğü anti-yolsuzluk dalgası, bir yandan “temiz eller” beklentisini güçlendirirken, diğer yandan sanıkların ve siyasi aktörlerin “siyasi motivasyon” iddialarıyla kurumsal güven savaşına dönüşüyor. 
Tiran’daki sokak gerilimi, Brüksel’de şu soruya bağlanıyor:
Arnavutluk’ta yargı reformu gerçek bir kurumsal temizlik mi, yoksa siyasetin yeni bir silahı mı?
Bu sorunun yanıtı, AB sürecinde “güvenilirlik” katsayısını belirleyecek.
Meta–Berisha ekseni: Muhalefetin iki yüzü
Bugünkü mobilizasyonun vitrininde Sali Berisha var. Berisha, kalabalığı “teknik hükümet” çağrısıyla konsolide ederken, muhalefet cephesinde dil sertleşiyor. 
Bu sertleşmenin ikinci ayağı, yolsuzluk iddialarıyla tutuklu olan eski Cumhurbaşkanı Ilir Meta gibi figürlerin “direniş” mesajları. Burada ince çizgi şu: Muhalefet “yolsuzlukla mücadele” söylemiyle meşruiyet ararken, kullanılan dil ve yöntemler (şiddet görüntüleri dahil) bu meşruiyeti aşındırabiliyor.
Önümüzdeki 72 saat: Üç senaryo
1. Güvenlik merkezli sıkılaşma: Gözaltılar ve soruşturmalar genişler; sokak gerilimi “kamu düzeni” başlığına sıkışır.
2. Siyasi pazarlık: Balluku dosyasının parlamentodaki seyri ve dokunulmazlık tartışması, “kriz yönetimi” masası doğurur.
3. Süreklilik kazanmış protesto: Muhalefet, “teknik hükümet” talebini ülke geneline yayarak bir baskı rejimi kurar; iktidar ise “şiddet” görüntülerini muhalefeti kriminalize etmek için kullanır.
Sonuç: Tiran’da mesele artık sadece hükümet değil, devletin “meşruiyet mimarisi”
Arnavutluk’ta yaşanan, tek bir geceye sığan bir “protesto” değil. Bir tarafta yolsuzluk soruşturmalarının tetiklediği kurumsal deprem; diğer tarafta bunun siyasete yansımasıyla büyüyen sokak basıncı var. Tiran’ın sokakları, Brüksel’in ise raporları aynı sorunun etrafında dönüyor:
“Hukuk devleti mi güçleniyor, yoksa güç mü hukuku yeniden yazıyor?
İlginizi Çekebilir