AB–Hindistan: “Tarihi” anlaşma, yeni nişler savaşını açığa çıkarıyor
BELÇİKA HABER - ACTUALITE BELGIQUEAB–Hindistan: “Tarihi” anlaşma, yeni nişler savaşını açığa çıkarıyor
AB–Hindistan: “Tarihi” anlaşma, yeni nişler savaşını açığa çıkarıyor
Bruxelles Korner – Analiz | 27 Ocak 2026 / Kadir Duran
Yaklaşık yirmi yıl süren müzakerelerin ardından Hindistan ile Avrupa Birliği, “tarihi” diye sunulan bir serbest ticaret anlaşmasının tamamlandığını duyurdu. Duyuru, Yeni Delhi’de düzenlenen 16. AB–Hindistan Zirvesi marjında; Narendra Modi, Ursula von der Leyen ve António Costa’nın bulunduğu bir çerçevede resmileştirildi.
Diplomatik cümlenin arkasında daha sert bir gerçek var: ticaret yeniden bir güç enstrümanı haline geldi. ABD baskısı ile Çin rekabeti arasına sıkışan Avrupa, Asya’da üçüncü bir hat kurmaya çalışıyor: Hindistan’da kalıcı bir niş inşa etmek.
Anlaşma “bitti” ama henüz “sindirilmiş” değil
Siyasi mutabakat, ekonomik etkinin otomatik olarak başladığı anlamına gelmiyor. Metnin “legal vetting” (hukukî metin temizliği) aşamasından geçmesi, ardından imza ve onay süreçlerinin tamamlanması gerekiyor. Reuters’ın aktardığına göre, uygulanabilirlik için “bir yıl içinde” hedefi telaffuz ediliyor.
Bu takvim kritik. Büyük ticaret anlaşmalarının geçmişi, çoğu kez güçlü siyasi ilanların ardından gelen uzun teknik savaşların (ekler, takvimler, istisnalar, menşe kuralları, ihtilaf çözüm mekanizmaları) tarihidir.
Neden şimdi: Trump etkisi, Çin etkisi, gerçeklik etkisi
Hızlanma bir “diplomasi mucizesi” değil; jeopolitik zorunluluk.
-
Trump etkisi
Reuters, anlaşmanın yeniden hız kazanmasını, sertleşen tarifeler ve ticaret gerilimleri bağlamına bağlayarak; AB ve Hindistan’ın bağımlılıklarını ve pazar risklerini dağıtma arayışına dikkat çekiyor. -
Çin etkisi
Brüksel açısından Hindistan, “Çin olmayan” bir Asya devi olarak, tedarik zinciri ve teknoloji ortaklıklarında bir denge unsuru olabilir. Arka planda, Pekin’le problemli ilişki ve çeşitlendirme ihtiyacı belirleyici. -
Gerçeklik etkisi
Zirvenin gündemi sadece ticaret değil: inovasyon, bağlantısallık, yatırımlar ve güvenlik/savunma. Serbest ticaret, daha geniş stratejik paketin ekonomik omurgası haline geliyor.
Mücadelenin özü: Hindistan’a giriş maliyetini düşürmek
Avrupa’nın okuması net: büyümesi yapısal görülen bir pazara, yüksek tarifeleri ve engelleri aşağı çekerek giriş yapmak.
En politik başlık otomotiv. Reuters; Hindistan’da bazı segmentlerde %70–%110 seviyesine çıkan gümrük vergilerinin, belirli kotalar çerçevesinde %40 bandına indirilebileceğini; zaman içinde %10 seviyesine doğru bir patika kurgulanabileceğini aktarıyor. Ancak elektrikli araçlarda, yerli yatırım ve üretimi korumak için daha korumacı bir hat korunabilir.
Bu anlaşma tek bir sektöre kilitlenmiyor: hedef, Avrupa’nın yüksek katma değerli sanayilerinin (makine, kimya, ilaç, teknoloji) Hindistan pazarına erişimini tarifeler ve düzenleyici maliyetler üzerinden daha yönetilebilir hale getirmek.
Her şeyi anlatan istisna: tarım ve süt ürünleri dışarıda
Yeni Delhi’nin kırmızı çizgileri masada kaldı. Reuters’a göre Hindistan, tarım ve süt ürünlerini kapsam dışı tutturdu. Bu alan, ülkenin sosyal ve politik dengeleri açısından son derece hassas; Hindistan’ın onlarca yıldır koruduğu bir “iç barış sektörü”.
Bu da anlaşmanın karakterini gösteriyor: sanayi/teknoloji kanallarında açılma, sosyal olarak patlayıcı alanlarda koruma.
“Hindistan’ı nötralize etmek” mi? Hayır. “Hindistan’ı bağlamak” mı? Evet.
Avrupa’nın niyeti yanlış fiille tartışılıyor. AB, Hindistan’ı bir rakip gibi “nötralize” edemez. Ama Hindistan’a giriş maliyetini nötralize etmeye çalışabilir (tarifeler, prosedürler, teknik engeller) ve daha önemlisi, New Delhi’yi yapısal bir ortaklığa bağlamak isteyebilir.
Burada analitik bir sınır koymak gerekir: “AB, Hindistan’ı BRICS’ten koparıyor” iddiası bir anlatı olabilir; fakat kanıtı zayıftır. Hindistan’ın çizgisi stratejik özerklik ve çoklu hizalanma: format biriktirir, tek bir kampa kapanmaz.
Savunulabilir tez daha dar ve daha gerçekçidir:
AB, Hindistan’ı BRICS’ten “çıkarmıyor”; onu kendi ekosistemine (yatırım, standartlar, teknoloji, değer zincirleri) daha fazla entegre ederek kalıcı bir stratejik ortak haline getirmeye çalışıyor.
Görünmeyen savaş: CBAM, standartlar ve tarife dışı engeller
İki taraf için de temel risk “vitrin anlaşması”dır: siyasi olarak parlak, ekonomik olarak yavaş.
-
CBAM (karbon sınır düzenlemesi): Hindistan’ın ihracatçı sektörleri AB’ye girişte ek maliyetlerle karşılaşırsa, tarifelerdeki kazanımların bir kısmı geri emilebilir.
-
Standartlar, sertifikasyon, prosedürler: Avrupa sınırı çoğu zaman gümrükten çok “bürokratik filtre”dir.
-
Hizmetler ve veri: profesyonel hareketliliği, dijital hizmetler ve güven çerçeveleri de oyunun merkezinde.
Bu alanlar, anlaşmanın “tarihi” olup olmayacağını belirleyecek: basın bülteni mi, gerçek akış mı?
Hindistan yükselirken: Brüksel risk sigortası satın alıyor
Avrupa sadece bir ticaret anlaşması imzalamıyor; aynı zamanda bir jeoekonomik sigorta alıyor.
Uzun vadeli projeksiyonlar, Hindistan’ı küresel ekonominin zirvesine yerleştiriyor. PwC çalışmaları Hindistan’ı 2050 ufkunda en üst sıralarda konumlarken; Goldman Sachs projeksiyonları Hindistan’ı 2075’te dünyanın 2. büyük ekonomisi olarak öngörüyor.
Sonuç stratejik: ABD’de oynaklık, Çin’de sistemik rekabet artarken, AB’nin Hindistan’da sağlam bir pozisyon kurmaması, geleceğin güç mimarisinde marjinalleşme riskini büyütür.
Belçika okuması: gerçek fırsat var, otomatik kazanç yok
Belçika açısından çıkar, slogandan çok pratik maddelerde yatıyor:
-
Kimya/ilaç ve ekipman: tarifeler kadar düzenleyici engellerin gevşemesi belirleyici.
-
Yüksek katma değerli hizmetler (uyum, sertifikasyon, sigorta, mühendislik, lojistik): Belçika’nın marj yakalayabileceği alanlar.
-
Limanlar ve akışlar: hacim artabilir; asıl mesele katma değeri (hizmet, finansman, kontrol, tedarik zinciri yönetimi) Belçika’ya çekmektir.
Sonuç: Avrupa bir imparatorluk değil, bir niş arıyor
Bu anlaşmayı “Avrupa’nın Asya’da kral yapıcı olarak dönüşü” diye pazarlamak cazip olurdu, ama gerçekçi değil. AB’nin ne bir imparatorluk uyumu var ne de tek merkezli güç projeksiyonu.
Buna karşılık AB’nin güçlü olduğu yer şurası: piyasaları yapılandırmak (standart, erişim, uyum, yatırım) ve değer zincirleri üzerinden kalıcı bağlar kurmak. Sertleşen dünyada, bu bile ciddi bir güç kapasitesi.
Evet: AB, ABD–Çin gerilimlerinin açtığı alandan yararlanarak Hindistan’da bir niş kurmaya çalışıyor.
Hayır: Hindistan’ı BRICS’ten “çıkarmıyor”.
Evet: giriş maliyetini ve tarifeleri aşağı çekerek, Hindistan’ı uzun vadeli euro-Hint ortaklığına bağlamak istiyor.
İlginizi Çekebilir