Siz ne düşünüyorsunuz?
Deniz Göktaş tartışması: Mizahın sınırı, ifade özgürlüğü ve toplumsal tepki
.jpg)
VIDEO https://www.facebook.com/reel/1565937401586075
KADIR DURAN, BRUXELLES KORNER
Son haftalarda Türkiye’nin en çok konuştuğu isimlerden biri stand-up komedyeni Deniz Göktaş oldu. Harbiye Açıkhava’da sahnelediği ve daha sonra YouTube’da milyonlarca kez izlenen “Ölü Deniz” gösterisi, hem geniş bir izleyici kitlesine ulaştı hem de sert tartışmaları beraberinde getirdi.
Gösteride Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ekrem İmamoğlu, Selahattin Demirtaş, Fatih Altaylı, FETÖ, tarikatlar, milliyetçilik, Atatürk, Kurban Bayramı, din, Kur’an-ı Kerim ve Türkiye’nin güncel siyasi atmosferi üzerine yaptığı mizah, toplumun farklı kesimlerinden yoğun tepkiler aldı.
Başsavcılık soruşturma başlattı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Deniz Göktaş hakkında soruşturma başlattığını açıkladı. Ancak kamuoyuna yapılan açıklamada soruşturmanın hangi konuşmalar veya hangi suçlama kapsamında yürütüldüğü belirtilmedi.
Bunun öncesinde gösteriden bazı kesitlere erişim engeli getirilmiş, iktidara yakın bazı medya organları ve sosyal medya hesapları Göktaş’ı hedef alan yayınlar yapmıştı. Hatta komedyenin yurt dışına kaçtığı yönündeki iddialar ortaya atılmış, Göktaş ise bunun doğru olmadığını belirterek sadece tatilde olduğunu ve kısa süre önce bedelli askerlik ücretini ödediğini açıklamıştı.
Tartışmaların odağında ne var?
Gösteride en çok tartışılan bölümler şunlar oldu:
Din ve Kurban Bayramı üzerine yaptığı kara mizah.
Kur’an-ı Kerim hakkında kullandığı bazı ifadeler.
Tarikatlar ve FETÖ üzerinden kurduğu ironiler.
Atatürk ve Cumhuriyet dönemiyle ilgili esprileri.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ekrem İmamoğlu ve diğer siyasetçilere yönelik siyasi hicivleri.
Özellikle dini değerlere ilişkin bölümler sosyal medyada büyük tepki toplarken, birçok kullanıcı bunun ifade özgürlüğünü aştığını savundu. Buna karşılık çok sayıda hukukçu, sanatçı ve gazeteci ise mizahın rahatsız edici olabileceğini ancak bunun tek başına cezai yaptırım nedeni olmaması gerektiğini dile getirdi.
Selahattin Demirtaş’tan dikkat çeken destek
Yaklaşık on yıldır tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş da Deniz Göktaş için kaleme aldığı uzun mektupla tartışmalara katıldı.
Mektubunda mizahi bir üslup kullanan Demirtaş, Göktaş’ın “kendi koltuğuna göz diktiğini” söyleyerek esprili ifadeler kullandı ve şu mesajı verdi:
“Bu genç arkadaşımız tam olarak neler söylemiş bilmiyorum. Ama bırakın da gençler korkmadan, özgürce düşünsün, konuşsun, gülsün, eğlensin bari. Toplumsal gelişme ve ilerleme için özgürlük şarttır.”
Demirtaş’ın paylaşımı kısa sürede milyonlarca kişiye ulaştı ve farklı siyasi görüşlerden birçok kullanıcı tarafından tartışıldı.
Türkiye yeniden aynı soruyu tartışıyor
Deniz Göktaş olayı, Türkiye’de yıllardır süren bir tartışmayı yeniden gündeme taşıdı:
Mizahın sınırı nerede başlar ve nerede biter?
Dini değerler mizah konusu olabilir mi?
Siyasi eleştiri cezai soruşturma konusu yapılmalı mı?
İfade özgürlüğü ile toplumun kutsal kabul ettiği değerlerin korunması arasında nasıl bir denge kurulmalı?
Bu soruların cevabı konusunda toplumda ortak bir görüş bulunmuyor. Bir kesim gösteriyi ağır hakaret ve provokasyon olarak değerlendirirken, diğer kesim bunun stand-up sanatının doğası gereği sert ve rahatsız edici olabileceğini savunuyor.
Sonuç
Deniz Göktaş hakkındaki soruşturmanın nasıl sonuçlanacağı henüz bilinmiyor. Ancak “Ölü Deniz” gösterisi, sadece bir stand-up performansı olmanın ötesine geçerek Türkiye’de ifade özgürlüğü, mizahın sınırları, din ve siyaset ilişkisi üzerine yeni bir toplumsal tartışmanın merkezine yerleşmiş durumda.
Bu süreçte soruşturmanın hukuki gerekçesinin ve yargı makamlarının değerlendirmesinin kamuoyu açısından belirleyici olması bekleniyor.
Sosyal Medyada bu mektubu gördüm, ne kadar doğru ne kadar talan bilmiyorum ama enteresan bir durum 
Selahattin Demirtaş'tan komedyen Deniz Göktaş'a
mektup yazdı:

Avukatlarım dediler ki:
“Deniz Göktaş diye genç bir adam var. Siyasi mizah yaparak senin koltuğuna göz dikmiş, haberin olsun.”
“Şu andaki koltuğuma mı?” dedim.
“Evet” dediler. “Öyle görünüyor ki bugün yarın tutuklanır.”
“Hadi inşallah, hayırlısı,” dedim.
Hapse girerse ben bu defa kesin çıkarım. Nitekim hapishaneler aynı anda iki tane böyle mahpusu kaldıramaz. Az kaldı!
Böylesi genç yetenekleri teşvik etmek de boynumun borcu.
Kısaca bana “Denyo”, “Selo” diyenler oluyor. Ben de sana bir lakap takayım dedim ama olmadı. İsmini kısaltınca da olmuyor. Hatta assalar da, kesseler de olmuyor; Deniz her zaman Deniz olarak kalıyor. Neyse, ben sana mecburen “Deniz kardeşim” diyeceğim.
Bak Deniz kardeşim, koltuğuma göz dikmeni takdirle karşıladım. Hatta tatlı bir telaş ve fazlaca umut da var içimde. On yıldır bu günü bekliyorum. Umut diye sarıldığım niceleri beni hayal kırıklığına uğrattılar. Fakat sen öyle değilsin canım kardeşim; sende o ışık var. Başaracaksın illa ki. Çaban, mizahın ve gayretin mutlaka sonuç verecek. Lütfen vazgeçme.
Baktın sabahın köründe kapına dayanmıyorlar — ki en kötüsü de böyle beklemektir — durma, sen git. Taksim’e git mesela. Avukatlarımın sana ileteceği iki tarafı sloganlı dövizi al, sol yumruğunu havaya kaldır, hançereni yırtarcasına meydanın ortasında haykır. Akşamına koltuğum senindir inşallah.
Sana bir de abi tavsiyesi:
“Yurt dışına kaçmadım ki…” şeklindeki savunmanın pek alıcısı kalmadı. İki tişört giyince yurt dışına kaçıldığına inananların bile sayısı azaldı. Öyle olmaz. Mesela daha inandırıcı bir şey uydur:
“Vallahi altın fiyatları dip yapınca daha dün bir çeyrek altın aldım. Haftaya zirve yapınca satacağım. Çeyrek altını Türkiye’de bırakıp kaçar mıyım hiç?”
Takdir yine de senindir Deniz kardeşim. Bu halk her hâlükârda Deniz’leri sever. Üstelik tuhaftır; dönmeyen Deniz’leri daha çok severler. Bana olacak ya, yapacak bir şey yok.
Son olarak yetkililere de seslenmek isterim.
Bu genç arkadaşımız tam olarak neler söylemiş bilmiyorum. Ama bırakın da gençler korkmadan, özgürce düşünsün, konuşsun, gülsün, eğlensin bari.
Toplumsal gelişme ve ilerleme için özgürlük şarttır. Olmazsa olmazdır.
Gençleri engellemeyin lütfen.
Not: Eğer ilk gösterisinde bana da giydirirse, tabii o ayrı…
Selam ve sevgilerimle,
Selahattin Demirtaş





Yorum Yazın