Âlemlerin Efendisi Sevgili Peygamberimiz’in (s.a.v.) ifâdeleri ile: “ilk on günü rahmet, ikinci on günü mağfiret, üçüncü on günü cehennem azâbından kurtuluşvesilesi” olan Ramazan-ı Şerif orucunu tutmanın faydaları ve bu büyük ayın bereketleri saymakla bitmeyecek kadar çoktur. Yine Âlemlerin Efendisi Sevgili Peygamberimiz’in (s.a.v.) başka bir ifâdeleri ile: (Bir kimse) Eğer ümmetim Ramazan orucunun önemini anlayabilse, kendisine maddî manevî neler kazandırdıracağını kavrayabilse, elbette senenin bütün aylarının Ramaz-ı Şerif olmasını”isterdi. Mülkün sâhibi olan Yüce Allah: farziyyetine inanarak ve karışığını yalnızca Allah’dan bekleyerek Ramazan-ı Şerif orucunu tutan kullarına sınırsız ikramlarda bulunacağını, orucun sevâbının ne kadar olduğunu yazıcı melekler bilmediği için orucun sevâbını bizzat Yüce Zâtının vereceğini va’d ve beyân buyurmuştur. Cenâb-ı Hakk; Ümmet-i Muhammed’e orucun farz kılındığını bildiren âyet-i kerîmede: “Ey iman edenler! Oruç, sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki (bu sâyede takvâya ulaşır) korunursunuz. Sayılı günlerde olmak üzere oruç size farz kılındı. Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa tutamadığı günler kadar diğer günlerde kaza eder. İhtiyarlık veya şifâ umudu kalmamış hastalık gibi devamlı ma’zereti olup da oruç tutmaya güçleri yetmeyenler bir fakir doyuracak kadar fidye vermeleri lazım gelir. Bununla beraber kim, gönüllü olarak fidyeyi artırırsa (fidyeyi daha çok vermek gibi) bir hayır işlerse o kendisi için daha hayırlı olur. Eğer bilirseniz güçlüğe rağmen oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.(Bakara: 183-184) Orucun vâcib (farz) oluşunun asıl hikmeti, Allah'ın emrine boyun eğmekle kulluk zevkini tatmak; rûhu, riyâ eserlerinden temizleyerek kuvvet ve ihlâsı artırmak ve kendini bizzat Allah'ın korumasına teslim etmek için nefis ile cihâd etmektir. Böylece "umulur ki takvâya ulaşırsınız; günahlardan sakınırsınız" ifadesi, orucun hikmet ve menfaatlerini, faydalarını ve yararlarını, sebep ve maksatlarını bütün genişliğiyle ifade eden İlâhî bir beyandır ki, hepsini maddî, manevî, Din ve dünyaya ait maksatları içine alan "takvâ, günahlardan sakınma" özelliğinde toplamıştır. Ayet-i KerîmedekiSayılı günler ve oruç tutmamayı mübah kılacak ma’zeret hakkında açıklama: “Size farz kılınan oruç, sayılı günlerdedir. Hem bu, her zaman olmadığı gibi, çok bir müddet de değildir. Yani senenin günlerine oranla az ve sınırlı günlerdedir. Hem de sizin sağlığınızı bozmayacak ve gücünüzü tüketmeyecek bir şekilde, ma’zeretlerinizi de gözeterek meşrû kılınmıştır. İşte güç gibi görünecek olan oruç, bu kadar güzel bir ibadettir. Şimdi bu günlerde sizden herhangi biriniz, oruçtan zarar görecek derecede hasta olur, yahut bir yolculuk üzerinde bulunursa, bunların farzı, diğer günlerden, yaniiyi olduğu ve yolculuktan geldiği günlerden, aynı miktardadır. Hasta olanlar veya seferde bulunanlarınız tutamadığı günler sayısınca başka günlerde kazâ etsin. Allah size kolaylık diler; güçlük istemez. Onun için hastalık veya sefer hallerinde orucu terketmenizi mübah kılmıştır. Bu kolaylığı, sayıyı tamamlamanız ve size yol gösterdiğinden dolayı Allah’ı tekbir getirerek büyük tanımanız için meşrû kılmıştır. Umulur ki şükredersiniz. Âyeti Kerîmedeki "itâka", "istitâat güç yetmek" ve "vüsu' kolayca yapabilmek" mânâsına değil, oruca zor dayanmak, yani hem edâ ve hem de kazâ durumuna göre devamlı bir ma’zeret sebebiyle dayanamamak mânâsınadır. Binâeanalyh, sırf alışkın olmadıklarından dolayı oruca dayanamayacaklarını zannedenler, oruç farzından fidye ile kurtulamazlar. Şimdi, Kur’ân-ı Kerim âyetleri ve Allah Rasûlü’nün (s.a.v) mübârek sözleri ışığı altında oruç tutmanın fazileti ile Ramazan-ı Şerifin bazı nimetlerine kısa başlıklar halinde bakalım. Takvâ: Oruc ibadetinin farz kılınmasında, kulların ulaşması gereken asıl hedef “Takvâ” makâmına ulaşmaktır. Takvâ’yı anlayabilmek ve anlatabilmek için yardımcı ifadeler kullanmak durumundayız. Takvâ;“Allah’tan korkmak, Allah’a saygılı olmak, Allah’ın kitâbı Kur’ân-ı Kerimi okumak, anlamaya çalışmak ve ahkâmı ile amel etmek, Allah’ın rızasını kazanmak maksadı ile yapılan küçücük bir şey ile bile büyük derece ve kazançlara ulaşılmak, imtihan için bulunulan fanî dünyadan karşılık alma yeri olan ebedî hayat için hazırlık yapmak, yaşayışını Allah’ın koyduğu hudutlar içerisinde bir ölçü ve düzene sokarak hırs ve hislerine mağlup olmadan, benliğini kontrol altında tutarak, Müslümanca yaşamayı öğrenmek” olarak özetlenebilir. Müslüman bu ölçülere riâyet eder ve yaşayışında tatbik ederse, “takvâ” makamına ulaşır, gerek şahsî yaşantısında gerekse cemiyet hayatındaiyi bir Müslüman olur. Koruma:Ramazan-ı Şerif ve oruc,gönül kıracak söz ve kaba hareketlerden, bağırıp çağırmalardan, dinin hoş karşılamadığı her türlü kötü huylardan korur. Oruç sâyesinde bu güzel hasletleri kazanan Müslüman, iyi bir kul makamına yükseldiği gibi, cemiyet içerisinde de iyi bir insan hâline gelir.
RAMAZAN.IN FAZILETI

Abone olÂlemlerin Efendisi Sevgili Peygamberimiz’in (s.a.v.) ifâdeleri ile: “ilk on günü rahmet, ikinci on günü mağfiret, üçüncü on günü cehennem azâbından kurtuluşvesilesi” olan Ramazan-ı Şerif orucunu tutmanın faydaları ve bu büyük ayın bereketleri saymakla bitmeyecek kadar çoktur.
- 0SEVDİM
- 0ALKIŞ
- 0KOMİK
- 0İNANILMAZ
- 0ÜZGÜN
- 0KIZGIN










Yorum Yazın