- Tek portlu robotik cerrahi az ağrı ve kozmetik konfor sağlıyor: Robotik cerrahi teknolojileri, farklı cerrahi branşların ardından meme cerrahisinde de kullanılmaya başladı. Özellikle tek portlu robotik cerrahi, dar alanlarda sağladığı teknik kolaylık ve yüksek görüntü netliği ile meme cerrahisinde tercih edilen yeni teknolojiler arasında yer almaktadır. Tek port üzerinden gerçekleştirilen cerrahi ile daha küçük bir girişten meme dokusunun çıkarılabilmektedir. Zor ulaşılan alanlara robotik sistem ile kolaylıkla ulaşılabilmektedir. Robotun sunduğu yüksek görüntü netliği ve büyütülmüş görüntü, cerrahın dokuları daha ayrıntılı değerlendirmesine ve hassas cerrahi işlemleri daha kontrollü gerçekleştirmesine olanak vermektedir. Robotik cerrahi ile meme ameliyatları daha küçük yara, daha az kanama ve daha az doku hasarı ile gerçekleştirilebilmektedir. Daha az ağrı, iyi bir kozmetik sonuç ile hasta erken taburcu edilebilmektedir. Robotik cerrahide ameliyatı robot kendi başına gerçekleştirmemektedir. Cerrah, ameliyat masasının yanında bulunan konsoldan robotik kolları ve cerrahi aletleri kontrol ederek işlemi gerçekleştirmektedir. Robotun hareket kabiliyeti, görüntü büyütme ve netlik, meme cerrahının becerileriyle birleşmektedir. Tek portlu robotik cerrahinin her meme kanseri hastası için uygun olmadığı, yöntemin tümörün özellikleri, hastalığın evresi ve hastanın genel sağlık durumu değerlendirilerek seçilmesi gerektiğini vurgulamak gerekir. Uygun hastalarda bu teknolojinin, onkolojik güvenlikten ödün vermeden, cerrahi travmayı azaltmaya ve ameliyat sonrası konforu artırmaya yönelik seçeneklerden biri olduğu kabul edilmektedir.
- Endoskopik cerrahi iyileşme sürecini hızlandırıyor: Meme cerrahisinde kullanılan modern yöntemlerden biri de endoskopik cerrahidir. Bu teknikte küçük kesilerden yerleştirilen kamera ve özel cerrahi aletler yardımıyla meme dokusu görüntülenmekte ve ameliyat gerçekleştirilmektedir. Cerrah, monitöre yansıyan görüntüler eşliğinde gerekli cerrahi işlemleri tamamlamaktadır. Uygun hastalarda daha küçük kesilerle gerçekleştirilebilen endoskopik meme cerrahisi, yara izlerinin azaltılmasına ve ameliyat sonrası iyileşme sürecinin daha konforlu geçirilmesine katkı sağlamaktadır. Meme kanserinde cerrahi yöntemin belirlenmesinde tümörün boyutu ve yerleşimi, hastalığın evresi ve meme dokusunun özellikleri dikkate alınmaktadır. Endoskopik meme cerrahisi de bu değerlendirmeler doğrultusunda tercih edilebilen yöntemler arasında yer almaktadır.
- Uygun hastalar buzla tedavi edilebiliyor: Meme hastalıklarının tedavisinde kullanılan yeni yöntemlerden biri de kriyoablasyon, diğer adıyla dondurarak tedavidir. Bu yöntemde görüntüleme eşliğinde hedeflenen dokuya özel bir prob yerleştirilmekte ve çok düşük sıcaklıklarla dokudaki hücreler dondurularak tahrip edilmektedir. Önceleri bazı iyi huylu meme kitlelerinde kullanılan bu yöntem, artık seçilmiş meme kanserli hastalarda da tedavi seçenekleri arasında yer almıştır. Erken evre meme kanserinde de belirli koşullarda tedavi amaçlı gündeme gelen kriyoablasyonun kullanımı; tümörün özellikleri, hastanın genel sağlık durumu ve eşlik eden tedavi gereksinimleri doğrultusunda değerlendirilmektedir. İşlemin lokal anestezi altında ve küçük bir girişimle yapılabilmesi, ayrıca önemli bir tercih sebebi olmaktadır.
- Onkoplastik cerrahi estetik imkan sağlıyor: Meme kanseri cerrahisinde hedef yalnızca tümörün uygun cerrahi sınırlarla çıkarılması değil, aynı zamanda memenin doğal görünümünün de korunmasıdır. Onkoplastik cerrahi, kanser cerrahisi ile plastik cerrahi teknikleri bir araya getirerek, iki hedefin birlikte gerçekleştirilmesini sağlamaktadır. Bu yaklaşımda tümör, onkolojik güvenlik ilkelerine uygun biçimde çıkarılırken geri kalan meme de hastanın istediği şekilde yeniden yapılandırılmaktadır. Onkoplastik cerrahi ile ameliyat öncesinde memede bulunan bazı şekil bozukluklarının düzeltilmesine de olanak sağlamaktadır. Cerrahi planlama sırasında tümörün özellikleri, çıkarılması gereken doku miktarı ve hastanın beklentileri birlikte değerlendirilmektedir.
- Genetik riski yüksek kişilerde risk azaltıcı cerrahi mümkün:Genetik bilimindeki gelişmeler, meme kanserine yakalanma riski yüksek kişilerin belirlenmesine önemli katkı sağlamaktadır. Ailesinde yoğun meme kanseri öyküsü bulunan ya da meme kanserini önleyen genlerinde bozukluklar saptanan hastalarda kişisel risk değerlendirmesi önemlidir. Risk azaltıcı meme cerrahisi, meme kanserine yakalanma olasılığı yüksek olan kişiler için önemli seçeneklerden biridir. Bu ameliyatlarda meme dokusunun çıkarılmasının ardından kişinin durumuna göre kendi dokuları veya implantlar kullanılarak yeniden meme oluşturulmaktadır. Risk azaltıcı cerrahi kararından önce kişinin genetik sonuçları, aile öyküsü, yaşı, genel sağlık durumu ve olası fayda/zarar risklerinin multidisipliner konseylerde değerlendirilmesi gerekmektedir. Risk azaltıcı cerrahinin kanser gelişme olasılığını büyük ölçüde düşürebilmesine rağmen riski tamamen ortadan kaldırmadığı da göz önünde bulundurulmalıdır.
Daha az cerrahiyle de etkili tedavi imkanı mümkün
Meme kanserinin biyolojik özelliklerinin daha iyi anlaşılması ve sistemik tedavilerdeki gelişmeler, cerrahi yaklaşımın da yeniden değerlendirilmesini yol açmıştır. Kemoterapi, immünoterapi ve hedefe yönelik tedavilerdeki önemli başarılar ve uygun hastalarda ameliyat öncesinde uygulanan tedavilerle tümörün küçültülmesi veya tamamen yok edilebilmesi, memede ve koltuk altında daha sınırlı cerrahi uygulamalarını gündeme getirmiştir. Bu yeni yaklaşımlarla onkolojik güvenlikten ödün vermeden cerrahiye bağlı yan etkiler azalmakta ve hastaların günlük yaşamlarına dönüşü kolaylaşmaktadır.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı







Yorum Yazın