Kafkaesk Belçika: Çalışamaz denilen 17 seçilmiş, belediye yönetmeye uygun görüldü
Belçika’da iki belediye başkanı ile 15 belediye encümeni, fiziksel yetersizlik nedeniyle emekli aylığı alırken yerel yönetimlerde yürütme görevi üstleniyor. Tamamen yasal olan bu durum, kamu görevlilerine uygulanan eski sistemin derin çelişkilerini gözler önüne seriyor.
Kadir Duran | Bruxelles Korner

Belçika, zaman zaman idari bir çelişkiyi tamamen yasal bir duruma dönüştürme konusunda şaşırtıcı bir yetenek sergiliyor.
Het Laatste Nieuws gazetesinin 13 Ağustos 2026 Perşembe günü yayımladığı ve Belga haber ajansının da aktardığı bilgilere göre, Belçika’da 17 yerel yönetici — iki belediye başkanı ve 15 belediye encümeni — fiziksel yetersizlik nedeniyle emekli aylığı alırken aynı zamanda belediyelerde siyasi ve idari sorumluluk üstleniyor.
Basitçe ifade etmek gerekirse devlet, bu kişileri kamu görevlisi olarak mesleklerini sürdürmeye kalıcı biçimde elverişsiz ilan etmiş durumda. Ancak aynı kişiler bugün personel yönetebilecek, belediye bütçesi hazırlayıp oylayabilecek, kamu güvenliğini denetleyebilecek ve kimi zaman on binlerce kişinin yaşadığı bir belediyeyi yönetebilecek kadar yeterli kabul ediliyor.
İlk bakışta skandal gibi görünen bu dosya, basit bir sosyal yardım suistimali hikâyesinden çok daha karmaşık.
On yedi seçilmiş var, ancak hiçbir isim açıklanmıyor
Söz konusu rakamlara, N-VA’lı federal milletvekili ve Halle Belediye Başkanı Eva Demesmaeker’in Emeklilik Bakanı Jan Jambon ile Federal Emeklilik Servisinden talep ettiği bilgiler sonucunda ulaşıldı.
İlgili 17 yerel yöneticinin önceki meslekleri şöyle sıralanıyor:
* Dokuzu eğitim sektöründe çalışıyordu.
* Beşi bir kamu işletmesinde görev yapıyordu.
* Üçü ise bir kamu idaresi, Savunma Bakanlığı veya Flaman Topluluğu bünyesinde çalışıyordu.
Federal Emeklilik Servisi, bu kişilerin kimliklerini, yaşlarını ve ikamet ettikleri bölgeleri açıklamayı reddediyor.
Gerekçe olarak özel hayatın korunması gösteriliyor. Grubun son derece sınırlı olması nedeniyle ek bilgilerin paylaşılması, ilgili kişilerin kolaylıkla teşhis edilmesine yol açabilir.
Ancak bu gizlilik, bazı temel soruların yanıtsız kalmasına neden oluyor:
Bu seçilmişler ne zamandan beri sağlık nedeniyle emekli aylığı alıyor? Kendilerine ne kadar ödeme yapılıyor? Sağlık durumları yeniden değerlendirildi mi? Siyasi görevlerinden elde ettikleri bütün gelirler eksiksiz biçimde bildirildi mi?
Kamuoyunun asıl merak ettiği noktalar tam da bunlar.
“Eski görevini yapamaz” demek, “hiçbir iş yapamaz” anlamına gelmiyor
“Çalışamaz denildi, sonra belediye başkanı oldu” şeklindeki bir başlık doğal olarak kamuoyunda tepki yaratıyor. Ancak burada temel bir hukuki ayrımın gözden kaçırılmaması gerekiyor.
Eski sistemde bir kamu görevlisinin fiziksel yetersizlik nedeniyle emekliye ayrılması, o kişinin tıbben hiçbir faaliyette bulunamayacağı anlamına gelmiyordu.
Karar, memurun kendi kadrolu görevine veya bağlı bulunduğu kurum içindeki uygun başka bir pozisyona kalıcı olarak dönemeyeceği anlamına gelebiliyordu.
Örneğin sınıfta uzun süre ayakta duramayacak durumda olan bir öğretmen, Savunma Bakanlığının tıbbi koşullarını artık karşılayamayan bir asker veya hastalığı mevcut göreviyle bağdaşmayan bir kamu çalışanı sağlık gerekçesiyle emekliye sevk edilebiliyordu.
Sorun, eski sistemin son derece katı olmasıydı.
Bu sistem; başka bir göreve geçiş, çalışma koşullarının sağlık durumuna göre uyarlanması, yarı zamanlı çalışma veya kademeli geri dönüş için yeterli imkân sunmuyordu. Hastalık izni tükendiğinde ve kalıcı yetersizlik kararı verildiğinde, sağlık nedeniyle emeklilik neredeyse otomatik hâle gelebiliyordu.
Dolayısıyla bir kişi eski görevini yapmaya uygun bulunmazken düşünme, karar verme, toplantılara katılma veya farklı bir mesleki faaliyet yürütme kabiliyetini koruyabiliyordu.
“Çalışamayacak kadar hasta ama şehir yönetecek kadar sağlıklı” şeklindeki çarpıcı ifade, işte bu hukuki ve tıbbi ayrımı büyük ölçüde ortadan kaldırıyor.
Siyasi görev gerçekten daha mı az yorucu?
Hukuki ayrım, siyasi çelişkiyi tamamen ortadan kaldırmıyor.
Belçika’da bir belediye başkanı; kamu düzeninden, yerel güvenlikten, belediye yönetiminden ve polis hizmetlerinin koordinasyonundan sorumludur. Bir belediye encümeni ise yüzlerce çalışanı ve milyonlarca avroluk bütçeyi ilgilendiren önemli yetki alanlarını yönetebilir.
Özellikle büyük belediyelerde bu görevler, haftada birkaç saatlik sembolik bir siyasi faaliyet değildir.
Belediye başkanlığı ve encümenlik; sürekli ulaşılabilir olmayı, yoğun strese dayanabilmeyi, sık sık seyahat etmeyi, gece geç saatlere kadar süren toplantılara katılmayı ve kriz anlarında hızlı karar vermeyi gerektirir.
Eva Demesmaeker, ortaya çıkan çelişkiyi şu sözlerle özetliyor:
“Devlet, çok hasta oldukları gerekçesiyle onları ömür boyu çalışamaz ilan ediyor. Buna karşılık seçmenler, aynı kişileri bir şehri yönetebilecek kapasitede görüyor.”
Demesmaeker buna rağmen 17 yerel yöneticinin bilinen herhangi bir yasa dışı eylemde bulunmadığını özellikle vurguluyor.
Milletvekiline göre bu kişilerin bugün belediye yönetimlerinde görev yapabilmeleri, bazı kamu çalışanlarının iş hayatının dışına gereğinden erken ve yanlış biçimde itildiğini gösteriyor.
Başka bir ifadeyle sorun, doğrudan bu 17 seçilmişten ziyade belirli bir mesleği yapamamak ile genel olarak çalışma kapasitesini kaybetmek arasındaki farkı doğru biçimde değerlendiremeyen eski idari sistem olabilir.
Emekli aylığı ile siyasi maaş tamamen birleştirilebilir mi?
Hayır.
Fiziksel yetersizlik nedeniyle bağlanan emekli aylığı, belirli mesleki gelirlerle birlikte alınabilir. Ancak bu hak, kanunda öngörülen gelir sınırlarına tabidir.
Federal Emeklilik Servisi de geçici fiziksel yetersizlik emekliliğinin, izin verilen gelir tavanlarının aşılmaması koşuluyla mesleki gelirlerle birleştirilebileceğini belirtiyor.
Haberde aktarılan bilgilere göre 2026 yılı için yıllık brüt gelir sınırları şöyle:
* Bakmakla yükümlü olduğu çocuğu bulunmayanlar için 30 bin 132 avro;
* Bakmakla yükümlü olduğu çocuğu bulunanlar için 36 bin 652 avro.
Bu sınırların aşılması hâlinde emekli aylığı orantılı olarak azaltılıyor.
Belediye başkanlığı veya encümenlik görevinden elde edilen yıllık brüt gelir 60 bin avroyu geçtiğinde ise sağlık nedeniyle bağlanan emekli aylığının görev süresince sıfıra indirildiği belirtiliyor.
Dolayısıyla 17 yerel yöneticinin hem emekli aylığının tamamını hem de siyasi görevlerinden doğan ücretin tamamını otomatik olarak aldığı yönünde bir izlenim oluşturmak yanıltıcı olur.
Görev yaptıkları belediyenin büyüklüğüne ve aldıkları siyasi ücrete göre bazılarının emekli aylığı önemli ölçüde azaltılmış veya tamamen durdurulmuş olabilir.
Ancak burada önemli bir bilinmezlik devam ediyor: Haberde bu kişilerin elde ettiği gelirleri, uygulanan kesintileri ve kendilerine fiilen ödenen emekli aylıklarını gösteren bireysel bir tablo bulunmuyor.
Reform, eski sistemin başarısızlığını doğruluyor
Federal hükûmet, kamu görevlilerine yönelik fiziksel yetersizlik emekliliğini kademeli olarak kaldırmaya ve bu kişileri özel sektör çalışanları için geçerli olan hastalık ve malullük sigortası sistemine yaklaştırmaya karar verdi.
Reformun temel amacı, kamu çalışanlarını kalıcı biçimde iş hayatının dışına itmek yerine yeniden istihdamı, görevin sağlık durumuna göre uyarlanmasını ve kademeli işe dönüşü teşvik etmek.
Ancak yürürlük tarihi konusunda önemli bir düzeltme yapılması gerekiyor.
Çeşitli haberlerde aktarılan 1 Nisan 2026 tarihi, hükûmet takviminin ilk versiyonuna dayanıyor. Belçika Bakanlar Kurulunun 27 Mart 2026 tarihli daha sonraki resmî açıklamasında ise yeni sistemin yürürlüğe giriş tarihi 1 Haziran 2026 olarak belirtiliyor.
Bununla birlikte reform, eski sistem kapsamında daha önce emekliye ayrılmış kişilerin durumunu otomatik olarak çözmüyor.
Yaklaşık 87 bin kişinin hâlen tamamen veya kısmen eski kurallara ya da geçiş hükümlerine tabi olduğu belirtiliyor.
Bireysel skandal mı, idari sistemin iflası mı?
Mevcut bilgiler ışığında 17 yerel yöneticiyi dolandırıcılık veya sosyal yardım suistimaliyle suçlamak için yeterli kanıt bulunmuyor.
Yayımlanan hiçbir bilgi, bu kişilerin:
* Siyasi görevlerini gizlediğini;
* Emekli aylığının tamamını yasa dışı biçimde almaya devam ettiğini;
* Kontrol doktorunu yanılttığını;
* Eski mesleklerine tıbben dönebilecek durumda olduğunu
kanıtlamıyor.
Buna karşılık dosya, üç gerçek sorunu açık biçimde ortaya çıkarıyor.
Birincisi, eski sistem bir kamu görevlisini başka bir mesleğe geçiş imkânlarını ciddi biçimde araştırmadan kalıcı sağlık emekliliğine mahkûm edebiliyordu.
İkincisi, Belçika devleti emeklilik sistemi, kamu kurumları ve siyasi görevler arasında yeterince bütünleşmiş merkezi bir veri tabanına hâlâ sahip değil.
Üçüncüsü, demokratik denetim eksik kalıyor. Vatandaşlar bu durumda bulunan seçilmişlerin sayısını biliyor, ancak gelirlerin doğru bildirildiğini ve birleştirme kurallarının eksiksiz uygulandığını kontrol edemiyor.
Belçika’daki asıl akıl dışılık
Bu dosyadaki asıl skandal, sağlık sorunu yaşayan insanların yeniden aktif bir yaşam kurması değildir.
Tam tersine, bu kişilerin kamusal hayata geri dönmesi, bir hastalığın insanı her türlü mesleki veya siyasi faaliyetten otomatik olarak dışlamaması gerektiğini gösterebilir.
Asıl akıl dışılık başka yerde yatıyor.
Belçika devleti yıllarca bazı kamu görevlilerinin çalışma koşullarını uyarlamak yerine onları kesin olarak emekliye ayırmayı tercih etti. Aynı kişiler daha sonra seçim yoluyla son derece ağır sorumluluklar gerektiren görevlere geldiğinde ise idare, çalışma kapasitelerini sistematik biçimde yeniden değerlendirmek yerine yalnızca gelir tavanlarını uygulamakla yetindi.
Sorulması gereken soru, hasta insanlara karşı bir “cadı avı” başlatılıp başlatılmaması veya kişisel sağlık dosyalarının açıklanıp açıklanmaması değildir.
Asıl soru şudur:
Bir kişi belediye yönetebilecek kadar yeterli kabul ediliyorsa, neden mesleki statüsünün yeniden değerlendirilmesi için çağrılmıyor?
Bu 17 seçilmiş, sistemin kurucuları olmayabilir. Ancak sistemdeki çelişkinin en rahatsız edici aynasına dönüşmüş durumdalar.
Bu aynada, her kurumun kendi kuralını doğru uyguladığı fakat bütün kurallar bir araya geldiğinde tamamen tutarsız bir sonucun ortaya çıktığı kafkaesk bir Belçika görülüyor.






Yorum Yazın