Bruxelles Korner
Zehra Ozer
Hollanda Nijmegen Üniversitesinde araştırmacılık yapan ve aynı zamanda İslami Cihad Hareketler Uzmanı, Montasser AlDe'emeh dün öğlen birkaç agresif Brükselli polis tarafından terörist yerine konularak tartaklandı. Dün akşam AlDe'emeh’in flaman VRT kanalı ‘De Afspraak ‘ adlı programda anlattığı hikayesi, Özgürlük ve Mutluluk adlı Facebook sayfada da yer almaktadır. Polis dava yı inceleyeceğini söyledi.
Montasser ile birlikte ‘Cihad Kervanı’ başlıklı kitabı yazan Pieter Stockmans, kendi Facebook sayfasında , İslami Cihad Hareketler Uzmanı Montasser AlDe'emeh’in yaşadığı bu üzücü olayı onun penceresinden bakarak anlattı.
" Salı gün Brüksel Parlamentosu İçişler Komisyonu bınasında bir konferansım vardı. Üstelik bu radikalizm ve şiddete karşı nasıl önlemler almamız gerektiği konusunda deneyimlerimi milletvekilleri ve politikacılarla paylaşmak üzere katıldığım bir konferanstı. Konferans sonrası oğullarını Suriye savaşında kaybetmiş ailelerle birlikte yemeğe çıktım."
"Sonrasında onlardan ayrıldım ve arabamla hareket halindeyken Boulevard Anspach yakınında bir kavşakta üç polis tarafından durduruldum. Arabamı derhal kenara çekmem için ve camımı açmam için bana işaret ettiller. Kimlik kartımı, ehliyetimi ve arabamın kağıtlarını istediler. Sorunsuz hepsini çıkardım verdim. O esnada bir diğer polis telefonla konuşuyordu. Ve aniden, yedi ayrı polisin arabama doğru yaklaştığını gördüm."
- "Hangi dilleri konuşuyorsun?" diye polislerden biri Fransızca bana sordu.
- "Hollandaca, Fransızca, İngilizce ve Arapça," diyerek sorusuna bende Fransızca yanıt verdim.
- "Biz burada Arapça konuşmuyoruz," dedi aynı polis çok kabaca.
- "Polislerin sivillere karşı bu şekilde davranması normal midir?" diye sordum bende bunun üzerine.
"Burada cihad yapılamaz!"
"Onlar arabamın kontağını kapatmamı ve anahtarı konsolun üzerine bırakmamı söylediler. Ne söyledilerse hepsini sessizce yerine getirdim. Sonra arabamın bagajını açtılar ve kutular içinde konferans için yanıma aldıgım “Cihad Kervanı” başlıklı kitabımın baskılarını gördüler.
- "Cihat Kervanı?!" diye bağırdı içlerinden biri. "Aracınızından ininiz"diye emretti. Kitaplarımı yere fırlattılar ve beni tuttukları gibi ellerimi ve yüzümü arabamın dış tavanına bastırarak üzerimi aramaya başladılar. Polislerden birinin cüzdanımı kurcaladığını gördüm. "
- "Telefonundan kartını çıkarın," diye bağırdı bir diğeri.
- "Hayır, o benim özelimdir. Elinizde yargıç emri yoktur," dedim yüzüm hala arabaya bastırılmış halde.
- "Bu sorun değil," dedi polis. Telefonumdan bataryamı ve kartımı kendisi çıkardı.
Notlar alınarak tüm arabamı incelediler.
- "Cihad Kervanı? Burada cihad yapılamaz, " dedi yine içlerinden birtanesi.
- "Fakat ben yenice İçişleri bakanlığı için bir araştırma yaptım. Bu kitap hükümetin ve polisin radikalleşen hareketin dinamiğini anlamalarında ve sorunlara daha iyi çözümler sunabilmelerinde yardımcı olmak için yazılmıştır," dedim.
- "Kapa çeneni," diye bağırdılar. "Birazdan sana bir açıklama yapacağız ama şimdi sessiz olmalısın," dediler.
"Bu arada oradan geçenler durumu seyredip benim bir terörist olduğumu düşünerek fotoğrafımı çekmeye başladılar"
"Polisler tarafından gördüğüm bu muamele beni iyice rahatsız etmeye başlamıştı, ben onlara rahatsızlığımı belirtikce onlarda bana karşı daha kaba davranarak, beni arabamın üzerine dahada bastırıyorlardı. Bu arada oradan geçen insanlar duruklayarak benim bir terörist ya da bir kriminal olduğumu düşünerek fotoğrafımı çekmeye başladılar. Bu nasıl bir aşağılanmadır. Ben hala bu olayın şokunu üzerimden atamadım."
- "Gidebilirsin," dedi polis onbeş dakika sonra. Evraklarımı ve kağıtlarımı hem arabamın içine ve hemde yere fırlatarak.
- "Ama bu böyle olamaz, insanlara karşı bu şekilde davranamazsınız" diyerek protesto ettim. "Ben terörist falan değilim."
- "Gidin buradan," diye homurdandı bir başka polis memuru. "Kaldırıma yanlış durmuşsun."
- "Evet çünkü siz beni burada durdurdunuz," dedim. "Neden beni durdurarak bana bu şekilde davrandınız? Bir açıklamaya hakkım yokmu? " diye öfke içinde sordum.
"Açıklamaları ise beni aranmakta olan bir “Terörist” e benzetmeleri oldu. Ben bu olayı hiç yaşanmamış gibi geçmesine izin vermeyeceğim. Ve olaydan hemen sonra yerel polis karakoluna şikayete gittim. Benim şikayetim polisin geneline değil sadece o polisleredir çünkü onlar bana çok ırkçı davrandılar," dedi Montasser AlDe'emeh.
Zarar verici
Konu hakkında açıkça duygusal davranan, AlDe'emeh "Polisler tabiki gergin olabilirler, ama bu zarar verir," dedi dün akşam ‘De Afspraak‘ programında. "Ben beni arastırmalarını tamamen destekliyorum. Buna kesinlikle karşı koymadım, aksi takdirde şuanda burada değil karakolda olurdum. Fakat hala bu olayın şokunu üzerimden atamadığım gibi gördüğüm muamele ve ‘burada Arapça konuşamazsın’ gibi ifadeleri beni oldukça sinirlendiriyor. Konferanslarımda sıkca bahsettiğim kötü muamele sonrası yaşanan hayal kırıklıkları ve hüsranı, şuanda kendimde yaşıyorum: insanların dış görünümüne göre bir kenara itilerek tahrik edici ifadelerle saygısızlıga maruz kalmaları, insanlığa karşı yapılan bir insanlık göstergesidir."
Montasser AlDe'emeh, uygulanan bu yanlış tutumların gençleri hayal kırıklığına uğratarak böylelikle radikalleşme yoluna girildiğine uyarıyor. "Bugün bir başka hissettim kendimi. Toplumda bir yabancı cisim gibi. Bir Arap."
AlDe'emeh yaşadığı bu tatsız olaydan sonra arabasını doğru Molenbeek’in yerel karakoluna sürdü, ve kendisine saygısızlık yapan polisler hakkında suç duyurusunda bulundu. "Polisler hakkında bir soruşturma başlatılacağı söylendi. O belirli polisin benden özür dilemesini bekliyorum. Tabiki polis işini yapmak zorundadır fakat polislerin calışma tarzları beni derinden rahatsız ediyor. Bende denetim çalışmalarında yer almıştım. Bana bile böyle bir muamele yapıldıktan sonra, başkalarına neler yapmazlar ki?" dedi Montasser AlDe'emeh.





Yorum Yazın