Brüksel Ommegang’ı: kafelerin ve birahanelerin ardında, Belçika’nın en eski geleneklerinden birinin tarihi
Kadir Duran – Bruxelles Korner
Brüksel Ommegang’ı: Grand-Place’ın kalbinde yedi asırlık tarih
Brüksel’de yaşayan hemen herkes, adında Ommegang kelimesi geçen en az bir kafe, restoran ya da birahane bilir. Birçok kişi için bu kelime, ünlü bir Belçika birasını, Grand-Place çevresindeki bir terası ya da Orta Çağ atmosferini çağrıştırır. Oysa bu ismin ardında, kökleri XIV. yüzyıla uzanan, Brüksel’in en eski ve en prestijli geleneklerinden biri saklıdır.

Her yıl temmuz ayının ilk çarşamba ve cuma günlerinde, Brüksel’in dünyaca ünlü Grand-Place meydanı dev bir açık hava tiyatrosuna dönüşür. Dönem kostümleri giymiş 1.400’den fazla figüran, onlarca at, dev kuklalar, arbaletçiler, müzisyenler ve şövalyeler, dünyanın dört bir yanından gelen binlerce izleyicinin önünde Şarlken döneminin Brüksel’ini yeniden canlandırır.
Peki Ommegang tam olarak nedir?
1348’de doğan dini bir alay
Ommegang kelimesi Felemenkçeden gelir ve kelime anlamıyla “etrafında yürümek” ya da “çevresinde dolaşmak” demektir. Tarihsel olarak kutsal kabul edilen bir mekânın etrafında yapılan dini ve törensel yürüyüşü ifade eder.
Brüksel’de bu gelenek, 1348 yılında mucizevi kabul edilen bir olayla başlar.
Rivayete göre Anversli genç bir kadın olan Béatrice Soetkens, rüyasında iki kez Meryem Ana’yı görür. Meryem Ana, ondan kendi heykelini Anvers’ten gizlice alarak Brüksel’e götürmesini ister.
Bir kayıkçının yardımıyla Béatrice, su yollarını takip ederek Brüksel’e ulaşır. Heykel burada Brabant Dükü, arbaletçiler ve şehir yetkilileri tarafından karşılanır.
Daha sonra heykel, Sablon’daki şapele yerleştirilir ve kısa sürede Notre-Dame des Victoires du Sablon, yani Sablon Zaferler Meryem’i adıyla Brüksel’in koruyucu sembollerinden biri haline gelir.
İşte bu geliş, yaklaşık yedi asır boyunca yaşayacak büyük bir geleneğin başlangıcı olur.
Brüksel’in en büyük halk bayramı
Ommegang kısa sürede Brüksel’in en önemli resmi kutlamasına dönüşür.
Her yıl Pentekost’tan önceki pazar günü, Brüksel toplumunun bütün kesimleri bu büyük alaya katılırdı.
Bu törende özellikle şu gruplar yer alırdı:
arbaletçiler;
okçular;
arkebüzcüler;
meslek loncaları;
Brüksel Lignage aileleri;
şehir yöneticileri;
din adamları;
dev kuklalar;
tarihi arabalar;
cambazlar;
süvariler;
hayvanlar.
Alayın düzeni son derece dikkatli biçimde belirlenirdi. Katılımcılar Meryem Ana heykeline ne kadar yakın yürürse, toplumsal konumları da o kadar yüksek kabul edilirdi.
Bu nedenle Ommegang yalnızca dini bir tören değildi. Aynı zamanda Brüksel’in gücünü, zenginliğini, kurumsal yapısını ve şehir içi birliğini gösteren büyük bir siyasi ve toplumsal gösteriydi.
Şarlken’in efsaneye dönüşen girişi
1549 yılı, Ommegang tarihinin en meşhur dönüm noktasıdır.
O yıl Brüksel, Kutsal Roma-Germen İmparatoru Şarlken’i ve oğlu, geleceğin İspanya Kralı II. Felipe’sini ağırlar.
Bu ziyareti kutlamak için şehir olağanüstü zenginlikte bir Ommegang düzenler.
Binlerce kişi imparatorun önünden geçer. Amaç yalnızca görkemli bir gösteri sunmak değil, aynı zamanda İspanyol hâkimiyeti altındaki Aşağı Ülkeler’in siyasi, ekonomik ve kültürel gücünü ortaya koymaktır.
Bugün sahnelenen çağdaş Ommegang gösterisi de işte bu tarihi günü, yani 1549’da Şarlken’in Brüksel’e girişini yeniden canlandırır.
Kesintiye uğrayan bir gelenek
XVI. yüzyıldaki Din Savaşları, bu köklü geleneğin kesintiye uğramasına neden olur.
1580 ile 1585 yılları arasında, Brüksel’deki Kalvinist dönem sırasında Ommegang yasaklanır.
Daha sonra Arşidük Albert ve Arşidüşes Isabella döneminde gelenek yeniden canlandırılır. Ancak XVIII. yüzyılda giderek zayıflar.
Geleneksel anlamdaki son Ommegang 1785 yılında yapılır.
Birkaç yıl sonra Fransız Devrimi’nin etkisiyle eski dini alaylar ve bu tür kamusal dini törenler kesin biçimde sona erer.
1930’da yeniden doğuş
Belçika’nın kuruluşunun yüzüncü yılı vesilesiyle, folklor araştırmacısı Albert Marinus, dönemin Brüksel Belediye Başkanı Adolphe Max’ın desteğiyle bu geleneği yeniden canlandırmaya karar verir.
Ancak amaç, Orta Çağ’daki dini alayı aynen geri getirmek değildir. Organizatörler bunun yerine, 1549’da Şarlken için düzenlenen görkemli Ommegang’ı tarihsel bir gösteri olarak yeniden sahnelemeyi tercih eder.
Bu yeni formül büyük bir başarı kazanır.
Böylece Ommegang, Brüksel’in bugün hâlâ yaşattığı büyük tarihi gösteriye dönüşür.
Brüksel’in kalbinde yaşayan bir tarih sahnesi
Günümüzde Ommegang, Grand Sablon Meydanı’nda başlar.
Kortej önce Notre-Dame du Sablon Kilisesi çevresinde sembolik bir yürüyüş gerçekleştirir. Ardından Grand-Place’a doğru ilerler ve burada büyük tarihi canlandırma sahnelenir.
Gösteride özellikle şunlar yer alır:
yaklaşık 1.400 figüran;
onlarca süvari;
görkemli biçimde süslenmiş atlar;
Kraliyet arbaletçi birlikleri;
Brüksel Lignage aileleri;
geleneksel dev kuklalar;
Bayard atı;
sırık yürüyüşçüleri;
tarihi fanfarlar.
Her kostüm, her silah, her sancak ve her ayrıntı tarihi arşivlerden yola çıkılarak yeniden hazırlanır. Amaç, izleyiciye Rönesans dönemi Brüksel’ine mümkün olduğunca sadık bir yolculuk sunmaktır.
UNESCO tarafından tanınan bir miras
Aralık 2019’da “Brüksel Ommegang’ı, yıllık tarihi kortej ve halk bayramı”, UNESCO’nun İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne dahil edildi.
Bu uluslararası tanınma, yalnızca birkaç yüzyıllık bir tarihi değil, aynı zamanda kostümleri, atları, gelenekleri ve bilgi birikimini yaşatan yüzlerce gönüllünün emeğini de ödüllendirdi.
Bir gösteriden fazlası: Brüksel’in ruhu
Ommegang yalnızca turistik bir etkinlik değildir.
Bu gelenek, Brüksel’in doğuşunu, kurumlarını, meslek loncalarını, askeri geleneklerini, dini mirasını ve Şarlken Avrupa’sındaki merkezi rolünü anlatır.
Birkaç saatliğine Grand-Place’ın taşları, yeniden asıl işlevine kavuşur: şehrin en büyük kutlamasına ev sahipliği yapmak.
Bu nedenle bir dahaki sefere Ommegang adını taşıyan bir birahanenin kapısından geçtiğinizde ya da bu ismi duyduğunuzda, onun yalnızca bir bira markasını ya da sembolik bir mekânı ifade etmediğini hatırlayın.
Ommegang, 1348’de doğmuş, yüzyıllar içinde dönüşmüş ve bugün Brüksel’in yaşayan mirasının en güçlü sembollerinden biri haline gelmiş yaklaşık yedi asırlık bir tarihin adıdır.
Sonuç: Ommegang, hâlâ yürüyen yedi asırlık tarih
Bugün Ommegang artık Orta Çağ’daki dini alay değildir. Zamanla Belçika’nın en büyük kültürel buluşmalarından birine dönüşmüştür. Her yaz hem Brüksellilere hem de dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilere, başkentin tarihine etkileyici bir yolculuk sunar.
Kortej, sembolik olarak Grand Sablon’dan Grand-Place’a uzanır. Ardından İmparator Şarlken’in ve oğlu Prens Felipe’nin, yani geleceğin İspanya Kralı II. Felipe’nin 1549’da Brüksel’e yaptığı görkemli giriş yeniden canlandırılır. 1.400’den fazla figüran, süvariler, arbaletçiler, dev kuklalar, fanfarlar, zanaatkârlar ve tarihi dernekler, Rönesans atmosferini dikkat çekici bir sadakatle yeniden kurar.
Ancak Ommegang yalnızca bir sahne gösterisi değildir. Aynı zamanda güçlü bir hafıza taşıyıcısıdır. Brüksel’in Sablon Meryem Ana’sına duyulan bağlılık etrafında şekillenen Hristiyan köklerini hatırlatırken, aynı zamanda meslek loncalarını, Brüksel Lignage ailelerini, Kraliyet Serment birliklerini ve şehri yüzyıllar boyunca biçimlendiren kurumları da görünür kılar.
Yüzlerce gönüllünün, tarih meraklısının ve gelenek taşıyıcısının emeği sayesinde bu yaşayan miras kuşaktan kuşağa aktarılmaya devam ediyor. Her kostüm, her sancak, her at ve her müzik, folklorun çok ötesine geçen ortak bir hafızanın korunmasına katkı sağlıyor.
2019 yılında “Brüksel Ommegang’ı, yıllık tarihi kortej ve halk bayramı” adıyla UNESCO’nun İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne alınması, bu olağanüstü zenginliğin uluslararası düzeyde de kabul edilmesini sağladı.
Şehirlerin her geçen gün daha hızlı değiştiği bir çağda Ommegang, bir başkentin yalnızca geleceğiyle değil, aynı zamanda hafızası ve mirasıyla da inşa edildiğini hatırlatır. Brüksel sadece Avrupa’nın siyasi başkenti değildir; aynı zamanda Brabant Dükalığı, Burgonya ve İspanyol Aşağı Ülkeleri ile Şarlken mirası tarafından şekillendirilmiş çok katmanlı bir tarihin de mirasçısıdır.
Her yaz birkaç saatliğine Grand-Place’ın taşları sıradan bir geçiş alanı olmaktan çıkar. Brüksel tarihinin yaşayan sahnesine dönüşür.
Ommegang bu nedenle yalnızca tarihi bir bayram değildir. O, Brüksel kimliğinin hâlâ canlı olan ifadesidir. Miras, hafıza, gelenek ve aktarım, bu kortejde birlikte yürümeye devam eder. 1348’de doğan bu kutlama, yaklaşık yedi asır sonra hâlâ Belçika’nın en güçlü sembollerinden biri olarak Brüksel’in kalbinde yaşamayı sürdürmektedir.







Yorum Yazın