KADİR DURAN ANLATIYOR
Bir Ömrü Eğitime, Şiire ve Türk Kültürüne Adayan Ahmet Urfalı
Kadir Duran — Bruxelles Korner

Bazı insanlar yalnızca kendi hayatlarını yaşamazlar.
Doğdukları toprağın hafızasını taşır, yaşadıkları dönemin tanıklığını yapar, kendilerinden önceki kuşaklardan aldıkları kültürel mirası kendilerinden sonrakilere aktarmayı bir görev bilirler.
Ahmet Urfalı, işte böyle bir isimdir.

Onu yalnızca “şair”, yalnızca “öğretmen”, yalnızca “yazar” ya da yalnızca “araştırmacı” kelimelerinden biriyle tarif etmek eksik kalır.
Çünkü Ahmet Urfalı’nın hayatında öğretmenlik, edebiyat, tarih, folklor, memleket sevgisi, Türk dünyası, gurbet ve kültür birbirinden ayrılmayan parçalar hâline gelmiştir.
Emirdağ’dan başlayan bir kültür yolculuğu
.jpeg)
Ahmet Urfalı, 1 Nisan 1955’te Afyonkarahisar’ın Emirdağ ilçesinde dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini memleketinde tamamladı.
Çocukluk yıllarında büyüklerinden dinlediği ağıtlar, türküler, ilahiler ve halk hikâyeleri onun dünyasında yalnızca çocukluk hatıraları olarak kalmadı. Bunlar, ileride şiirine, araştırmalarına ve Türk kültürüne yönelik çalışmalarına yön verecek ilk kaynaklara dönüştü.
Henüz ilkokul yıllarında başlayan şiir ilgisi, zamanla onun edebiyat hayatının temel taşlarından biri oldu.

1977 yılında Balıkesir Necatibey Eğitim Enstitüsü Türkçe Öğretmenliği Bölümü’nden mezun oldu. Ardından eğitimini Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı ile Sosyoloji alanlarında sürdürdü.
Öğretmenlik onun için bir meslekten fazlasıydı
Ahmet Urfalı’nın eğitimcilik hayatı 1977 yılında Tavşanlı’da başladı.
Türkiye’nin farklı bölgelerinde Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği yaptı; okul yöneticiliği, kurucu okul müdürlüğü, şube müdürlüğü ve İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü gibi görevler üstlendi.
2006 yılında Millî Eğitim Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen sınavda Türkiye derecesi elde ederek “Uzman Öğretmen” unvanını aldı. Meslek hayatı boyunca çeşitli başarı ve takdir belgeleriyle ödüllendirildi.
Ancak onun eğitim anlayışını yalnızca okul duvarları içerisinde değerlendirmek mümkün değildir.
Urfalı için eğitim; bir öğrencinin sınav başarısından önce, kültürünü bilen, tarihini anlayan, diline sahip çıkan ve yaşadığı topluma karşı sorumluluk hisseden insan yetiştirme meselesidir.
Belki de bu nedenle öğretmenliği bıraktığı yerde şairliği, şairliği bıraktığı yerde araştırmacılığı, araştırmacılığı bıraktığı yerde kültür adamlığı başlamıştır.

Şair, araştırmacı ve kültür taşıyıcısı
Ahmet Urfalı’nın çalışmalarında öne çıkan temel kavramlardan biri millî kültürdür.
Sanatını millî ve gelenekçi bir zemin üzerinde kurarken insanı, toprağı, tarihi ve kültürü aynı düşünce çizgisi içinde ele alır.
Şiirlerinde vatan, millet, tarih, tasavvuf ve memleket sevgisi önemli bir yer tutar.
Edebiyat çevrelerinde kendisi için kullanılan “Kaf Dağı’na Uçan Şair”, “Gül Kıvrımında Barınan Şair” ve “Ulu Hayallere Yatan Şair” gibi tanımlamalar da şiirindeki metafor dünyasının ve idealist yönünün bir yansımasıdır.
.jpeg)
Ahmet Urfalı şiiri yalnızca estetik bir söz sanatı olarak görmez.
Ona göre şiir, sözün en etkili ve en güzel söyleyiş biçimlerinden biridir; insanın iç dünyasını, sevincini, hüznünü, umudunu ve sevgisini dile getiren bir anlatım alanıdır.
Bu bakış açısı aslında onun bütün edebî kişiliğini özetler:
Şiir onun için yalnızca yazılan değil, yaşanan bir şeydir.
Emirdağ’ın hafızasını geleceğe taşıdı
Ahmet Urfalı’nın çalışmalarındaki en güçlü damarlardan biri kuşkusuz Emirdağ’dır.
.jpeg)
Çocukluğunda duyduğu hikâyeleri, ağıtları ve türküleri ilerleyen yıllarda arşiv belgeleri ve tarih araştırmalarıyla bir araya getirerek memleketinin kültürel hafızasının kayıt altına alınmasına önemli katkıda bulundu.
Emirdağ Tarih ve Kültür Atlası, Türkmen Destanı Emirdağ, Geçmişten Geleceğe Emirdağ, Emirdağ Ağıtları ve Emirdağ Yazıları gibi eserleri bu yönüyle yalnızca kitap değil, aynı zamanda yerel hafıza belgeleridir.
Çünkü şehirlerin ve kasabaların hafızası yalnızca resmî belgelerde yaşamaz.
Bir türküde, bir ağıtta, eski bir fotoğrafta, bir göç hikâyesinde, yaşlı bir insanın anlattığı hatırada da yaşar.
Ahmet Urfalı’nın yaptığı önemli işlerden biri, kaybolabilecek bu hafızayı yazılı kültüre dönüştürmek olmuştur.
.jpeg)
Gurbeti de yazdı, gurbetçiyi de unutmadı
Emirdağ denildiğinde Avrupa’ya göç tarihini görmezden gelmek mümkün değildir.
1960’lı yıllardan itibaren başta Belçika, Hollanda, Almanya ve Danimarka olmak üzere Avrupa’ya giden Emirdağlıların hikâyesi, bölgenin toplumsal tarihinin ayrılmaz bir parçasıdır.
Ahmet Urfalı da bu büyük göç hareketini çalışmalarının merkezine taşıdı.
Göçün 50. ve 60. yılları kapsamında çeşitli sempozyum, panel ve sergilerin düzenlenmesine katkıda bulundu; Gurbeti Vatan Yapanlar, 60+1 Göç Hikâyeleri ve In Yunus Voetsporen Stap Voor Stap gibi ortak yayınlarda yer aldı.
.jpeg)
Bu çalışmalar yalnızca Türkiye’den Avrupa’ya yapılan göçü anlatmaz.
Aynı zamanda Avrupa’da doğan ikinci, üçüncü ve bugün artık dördüncü kuşakların “Biz nereden geldik?” sorusuna bırakılmış kültürel bir cevaptır.
Avrupa ile Anadolu arasında bir kültür köprüsü
Ahmet Urfalı’nın hikâyesi burada Bruxelles Korner açısından da ayrı bir anlam taşımaktadır.
Çünkü Urfalı’nın yazıları yıllar içerisinde Türkiye’deki birçok gazetenin yanında Avrupapress, Bruxelleskorner ve Belçika Aydın gibi Avrupa merkezli yayınlarda da okuyucuyla buluşmuştur.
Onun Avrupa’daki Türk toplumuna ilgisi yalnızca uzaktan yapılan bir değerlendirme değildir.
Göçü, gurbeti, kültürel kimliği ve Avrupa’da yaşayan Türk toplumunun hafızasını çalışmalarına taşıyan bir aydının ilgisidir.
Bu nedenle Ahmet Urfalı’yı anlatmak, bir anlamda Emirdağ ile Brüksel arasındaki onlarca yıllık insan hikâyesini de anlatmaktır.

Türk dünyasına uzanan gönül coğrafyası
Ahmet Urfalı’nın kültür anlayışı Emirdağ sınırlarında kalmaz.
Azerbaycan’dan Kerkük’e, Musul’dan Bayır-Bucak Türkmenlerine, Kaşkay Türklerinden Karabağ ve Doğu Türkistan’a uzanan geniş bir coğrafya onun şiirlerinde ve yazılarında yer bulmuştur.
Azerbaycan’da faaliyet gösteren Ulduz Âşıklar Birliği’nin fahri üyesi olmuş; çeşitli kültür kuruluşlarından fahri diplomalar almış ve 2020 yılında Azerbaycan Diaspora Devlet Bakanı Fuad Muradov tarafından Türk kültürüne ve Azerbaycan’a katkıları dolayısıyla teşekkürname ile ödüllendirilmiştir.
Urfalı açısından Türk dünyası yalnızca coğrafi bir kavram değildir.
Dil, tarih, ortak hafıza ve kültür üzerinden kurulan bir gönül coğrafyasıdır.
.jpeg)
Kitaplarla örülmüş bir hayat
Ahmet Urfalı’nın üretkenliği eserlerine bakıldığında daha açık biçimde görülüyor.
Şiir alanında Sevdalar Sevdalar, Al Şafakların Müjdesi, Kayı Destanı, Gül ve Taş, Ve Gözyaşı, İşrak Duyguları, Adı Yemendir, Göç Ağıtları, Bozkır Rüzgârı, İşitin Ey Yârenler, Hümanın Kanat Sesleri ve Harman gibi çok sayıda kitaba imza attı.
.jpeg)
Tarih, folklor ve kültür alanında ise Efsane Kent Tavşanlı, Aziziye Salnamesi, Türkmen Destanı Emirdağ, Tavşanlı Mevlevihanesi, Bayat Tarihi, Emirdağ Tarih ve Kültür Atlası, Kurtuluş Savaşında Emirdağ, Emirdağ Ağıtları, Geçmişten Geleceğe Emirdağ, Alıç — Yunus Emre Yazıları, Geçmişten Geleceğe Köprü, Gurbeti Vatan Yapanlar ve 60+1 Göç Hikâyeleri başta olmak üzere geniş bir külliyat oluşturdu.
.jpeg)
Bu üretim sadece nicelik bakımından önemli değildir.
Bir insanın hayatının farklı dönemlerinde şiir, tarih, halk kültürü, tasavvuf, göç ve yerel hafıza üzerine sürekli yazabilmesi; onun kültürü geçici bir ilgi alanı değil, hayatının merkezine yerleştirdiğini gösterir.
Hakkında tezler yazılan bir edebiyat insanı
Ahmet Urfalı’nın eserleri üniversite çalışmalarına da konu olmuştur.
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi başta olmak üzere akademik çevrelerde onun hayatı, edebî kişiliği, şiirleri ve bazı eserleri üzerine lisans çalışmaları hazırlanmıştır. Ayrıca farklı araştırmacılar, akademisyenler ve edebiyatçılar tarafından şiirleri ve kültürel çalışmaları üzerine inceleme ve değerlendirmeler kaleme alınmıştır.
.jpeg)
Bu durum bir yazar açısından önemlidir.
Çünkü eser üretmek başka, eserlerinin akademik araştırmanın konusu hâline gelmesi başka bir aşamadır.
Kültürü kurumsallaştırmak
Ahmet Urfalı yalnızca kitap yazmakla yetinmemiştir.
Çeşitli kültür ve araştırma kuruluşlarının çalışmalarında yer almış, etkinlikler düzenlemiş, araştırmacılara arşivlerini açmış ve yerel tarih, kültür ve göç alanında çalışan genç araştırmacılara destek vermiştir.
Eşiyle birlikte Domaniç Karaköy’de kurduğu Ümran-Ahmet Urfalı Kütüphanesi, kültüre duyduğu bağlılığın somut örneklerinden biridir.
.jpeg)
.jpeg)
Emirdağ Belediyesi tarafından ilçede “Şair/Yazar Ahmet Urfalı Parkı” oluşturulması da onun memleketine yaptığı kültürel katkının yerel hafızada karşılık bulduğunu göstermektedir.
.jpeg)
Kadir Duran’ın gözünden Ahmet Urfalı
Ben Ahmet Urfalı’ya baktığımda yalnızca çok sayıda kitap yazmış bir şair görmüyorum.
Ben onda, hafızanın kaybolmasına razı olmayan bir kültür insanı görüyorum.
Bir öğretmenin sınıfta öğrencisine öğrettiği Türkçeyle, bir şairin mısrasında kullandığı Türkçe arasında bağ kuran bir insan görüyorum.
Emirdağ’da söylenen bir ağıtla Avrupa’ya göç eden bir işçinin gurbet hikâyesini aynı kültür zincirinin parçaları olarak değerlendiren bir araştırmacı görüyorum.
Geçmişi kutsal bir vitrine yerleştirmek yerine, onu geleceğe aktarılması gereken bir emanet olarak gören bir aydın görüyorum.
Ahmet Urfalı’nın hayatını anlamanın anahtarı belki de budur:
O, kültürü yalnızca korumaya değil, yaşatmaya çalışmıştır.
.jpeg)
Çünkü kültür, kitapların raflarında saklanarak değil; anlatılarak, yazılarak, öğretilerek ve yeni kuşaklara aktarılabildiği ölçüde hayatta kalır.
Ahmet Urfalı’nın öğretmenliği, şiiri, araştırmaları, kitapları ve kültür faaliyetleri aynı noktada birleşiyor:
Geçmişten aldığı emaneti geleceğe ulaştırmak.
Ve belki de bir kültür insanından geriye kalabilecek en değerli miras da budur.
Kadir Duran
Bruxelles Korner







Yorum Yazın