MENU
  • HABER TÜRKIYE - ACTUALITE TURQUIE
  • BRUXELLES KORNER PROGRAMLARI
  • SAGLIK - SANTE
  • KÜLTÜR SANAT & SPOR - CULTURE ET SPORT
  • BIYOGRAFI
  • BK TEKNOLOJI
  • Türkiye Seçime Özel 2023
  • BELCIKA SIYASET ARENASI
  • TaXiBXL
  • SERAP'IN LEZZET SOFRASI
  • FOTO HABER
  • BRUXELLES KORNER BASIM 2016
  • BRUXELLES KORNER 2017 BASIM
  • YAZARLAR
  • FOTO GALERİ
  • WEB TV
  • HABER ARŞİVİ
  • YOL TRAFIK DURUMU
  • BİYOGRAFİLER
  • RÖPORTAJLAR
  • Künye
  • Gizlilik Politikası
  • İLETİŞİM
  • Nöbetçi Eczaneler
BRUXELLES KORNER COPYRIGHT 2015-2026
DOLAR16.7682
EURO18.0052
GR ALTIN998.07
ÇEYREK1642.4
Afyonkarahisar
BRUXELLES KORNER COPYRIGHT 2015-2026
BRUXELLES KORNER COPYRIGHT 2015-2026
  • BELÇİKA HABER - ACTUALITE BELGIQUE
  • TAX MAN BRUXELLES
  • VIDEO HABER / VIDEO NEWS
  • ULUSLARARASI / INTERNATIONALE
  • ORTA ASYA - ASIE CENTRALE
Kapat

BETİN GÜNEŞ: BOĞAZ’IN KIYILARINDAN AVRUPA’NIN SENFONİ SAHNELERİNE, DOĞU İLE BATI’YI MÜZİKTE BULUŞTURAN TÜRK BESTECİ

Ana SayfaBiyografiBETİN GÜNEŞ: BOĞAZ’IN KIYILARINDAN AVRUPA’NIN SENFONİ SAHNELERİNE, DOĞU İLE BATI’YI MÜZİKTE BULUŞTURAN TÜRK BESTECİ

BETİN GÜNEŞ: BOĞAZ’IN KIYILARINDAN AVRUPA’NIN SENFONİ SAHNELERİNE, DOĞU İLE BATI’YI MÜZİKTE BULUŞTURAN TÜRK BESTECİ

03 Kasım, 2026, Salı 00:38
  • yazdıryorum yazfont küçültfont büyüt
Abone ol
https://eminsight.co.uk/

BETİN GÜNEŞ: BOĞAZ’IN KIYILARINDAN AVRUPA’NIN SENFONİ SAHNELERİNE, DOĞU İLE BATI’YI MÜZİKTE BULUŞTURAN TÜRK BESTECİ

Kadir Duran – Bruxelles Korner

Besteci, orkestra şefi, piyanist ve trombon sanatçısı Betin Güneş, Türk müzik kültürünün uluslararası alandaki temsilcilerinden biridir. 1957 yılında İstanbul'da doğan ve 1980 yılından itibaren Almanya'nın Köln kentinde müzik çalışmalarını sürdüren sanatçı, Anadolu'nun geleneksel ezgilerini Avrupa'nın çağdaş klasik müzik teknikleriyle birleştirerek kendine özgü bir müzikal kimlik geliştirmiştir. Onun sanat yolculuğu yalnızca bireysel bir başarı hikâyesi değil, aynı zamanda Türkiye ile Avrupa arasındaki kültürel ilişkilerin, kimlik aktarımının ve sanat yoluyla kurulan uluslararası diyaloğun önemli bir örneğidir.

Avrupa ile Türkiye arasındaki ilişkiler çoğu zaman siyaset, ekonomi, göç, güvenlik ve diplomasi başlıkları altında ele alınıyor. Oysa bu ilişkilerin toplumsal hafızada ve kültürel yaşamda şekillenen, çoğu zaman yeterince görünür olmayan başka bir boyutu daha bulunuyor: sanat.

Betin Güneş'in müzikal dünyası, bu kültürel etkileşimin dikkat çekici örneklerinden biridir.

Onun bestelerinde Beethoven, Mozart ve Stravinsky'nin temsil ettiği Batı klasik müzik geleneği; Âşık Veysel, Dede Efendi ve Anadolu halk müziğinin melodik zenginliğiyle aynı müzikal evrende buluşabiliyor.

Ney, kanun, tambur ve darbuka gibi geleneksel Türk çalgıları, senfoni orkestrasının yaylı, üflemeli ve vurmalı çalgılarıyla ortak bir anlatım oluşturabiliyor.

Bu yaklaşım yalnızca iki farklı müzik kültürünün yan yana getirilmesi değildir. Aynı zamanda ritim, armoni, orkestrasyon ve ses renkleri üzerinden geliştirilen özgün bir sanat arayışıdır.

1. İstanbul'dan Köln'e uzanan sanat yolculuğu

Betin Güneş, 12 Eylül 1957 tarihinde İstanbul'da dünyaya geldi.

Babası şair, ressam ve hukukçu İhsan Güneş, annesi ise eczacı Nurhan Güneş'tir.

Çocukluk yıllarını İstanbul'un Beykoz ilçesinde, Boğaz'ın kendine özgü kültürel atmosferinde geçirdi.

Kendisini bir “Boğaz çocuğu” olarak tanımlayan sanatçının İstanbul'a duyduğu bağlılık, ilerleyen yıllarda bestelerinin melodik ve duygusal karakterine de yansıdı.

1964–1974 yılları arasında İstanbul Belediye Konservatuvarı'nda müzik eğitimi aldı. Ferdi Ştatzer, Cenan Akın ve Ergican Saydam gibi önemli müzik insanlarından dersler gördü.

1979 yılında piyano, 1980 yılında ise kompozisyon alanındaki yükseköğrenimini tamamladı.

Ayrıca gazetecilik ve halkla ilişkiler alanında da eğitim gördü.

1980 yılında Alman Akademik Değişim Servisinin (DAAD) bursuyla Almanya'ya giderek Köln Yüksek Müzik Okulu'nda çalışmalarını sürdürdü.

Burada orkestra şefliği, trombon ve elektronik müzik alanlarında uzmanlaştı.

Elektronik müzik eğitiminde Prof. Hans Ulrich Humpert ile çalışması, bestecilik anlayışının çağdaş tekniklerle gelişmesinde etkili oldu.

Türkiye'de aldığı klasik müzik eğitiminin Almanya'daki çağdaş müzik ortamıyla birleşmesi, sanat kariyerinin temel dönüm noktalarından birini oluşturdu.

2. Avrupa'da gelişen uluslararası müzik kariyeri

Betin Güneş, Almanya'daki çalışmalarını yalnızca bestecilikle sınırlı tutmadı.

Orkestra şefliği ve müzik topluluklarının kuruluşunda da aktif rol üstlendi.

1988 yılından itibaren Köln'deki çeşitli senfonik ve oda müziği topluluklarının yönetiminde görev aldığı belirtilmektedir.

Turkish Chamber Orchestra (Türk Oda Orkestrası) ve Mondial Filarmoni Orkestrası gibi oluşumlar, sanatçının uluslararası müzik çalışmalarının önemli parçaları arasında yer aldı.

1989–1995 yılları arasında Bayer Üflemeli Çalgılar Orkestrası'nı yönetti.

Farklı Avrupa orkestralarıyla iş birliği yaparak hem klasik repertuvarın hem de çağdaş Türk bestecilerinin eserlerinin seslendirilmesine katkıda bulundu.

Bu uluslararası kariyer, sanatçının yalnızca Avrupa müzik geleneklerine uyum sağlamasını değil, Türk müzik kültürünü farklı dinleyici kitlelerine ulaştırmasını da mümkün kıldı.

Burada dikkat çeken nokta, Betin Güneş'in kendi kültürel köklerinden uzaklaşmadan uluslararası bir sanat dili geliştirmesidir.

3. Senfonik müzikte üretken bir besteci

Betin Güneş'in sanat kariyerinde senfonik bestecilik özel bir yere sahiptir.

Eserleri arasında senfoniler, konçertolar, oda müziği yapıtları, solo enstrüman besteleri ve elektroakustik çalışmalar bulunmaktadır.

Farklı dönemlerde yayımlanan kaynaklarda bestelediği senfoni sayısı değişiklik göstermektedir. Sanatçı, 2021 yılında 23 senfoni bestelediğini ifade etmiştir. Bazı daha sonraki değerlendirmelerde toplam eser sayısının yaklaşık 500'e ulaştığı aktarılmaktadır.

Bu rakamların güncel ve eksiksiz eser kataloğuyla teyit edilmesi gerekmektedir.

Ancak asıl önemli olan, bestecinin üretim miktarından çok geliştirdiği müzikal anlayıştır.

Güneş, geleneksel Batı klasik müziğinin senfoni ve konçerto gibi formlarını kullanırken 20. yüzyılın çağdaş kompozisyon tekniklerinden de yararlanmaktadır.

Eserlerinde atonalite, diziselcilik, rastlantısallık, grafik notalama, serbest doğaçlama ve elektronik müzik teknikleriyle karşılaşılmaktadır.

Bu yöntemleri yalnızca teknik yenilik olarak değil, farklı duygu ve düşünceleri ifade etmenin araçları olarak değerlendirmektedir.

4. Türk halk müziği ile çağdaş Avrupa tekniklerinin buluşması

Betin Güneş'in müzikal kimliğini belirleyen temel unsurlardan biri, Türk halk müziğinin ritmik ve melodik özelliklerini çağdaş senfonik yazıyla birleştirmesidir.

Özellikle Anadolu ve çevre coğrafyalarda yaygın olan aksak ritimler, onun müziğinde dikkat çeken unsurlar arasındadır.

5/8, 7/8 ve 9/8 gibi ritmik yapılar, Batı klasik müziğinin daha alışılmış ölçü düzenlerinden farklı bir hareket ve vurgu çeşitliliği oluşturur.

Güneş, bu ritimleri senfonik yapı içerisinde değerlendirerek lirik bölümlerle enerjik pasajlar arasında güçlü karşıtlıklar kurmaktadır.

Azerbaycan dans müziğinin ritmik özellikleri de bazı bestelerinde hissedilmektedir.

Bu yaklaşım, geleneksel melodilerin doğrudan aktarılmasından daha kapsamlıdır.

Çünkü sanatçı, Türk müziğine ait unsurları çağdaş kompozisyon anlayışının bir parçası hâline getirmektedir.

Geleneksel müziğin korunması, onun yalnızca geçmişteki biçimleriyle tekrarlanması anlamına gelmez. Gerçek kültürel süreklilik, geçmişten gelen değerlerin yeni sanat biçimleri içerisinde yaşamaya devam etmesiyle mümkündür.

Betin Güneş'in çalışmalarında bu anlayışın izleri görülmektedir.

5. “Hayriye Hala”: Kişisel bir kaybın senfonik anlatıma dönüşmesi

Betin Güneş'in dikkat çeken eserlerinden biri, 1998–1999 yıllarında bestelediği Altıncı Senfoni, Hayriye Haladır.

Op. 55 numarasıyla bilinen eser, sanatçının sevdiği halasının vefatından hareketle yazılmıştır.

Bu nedenle senfoni yalnızca müzikal bir çalışma değil, aynı zamanda kişisel hafızanın ve duygusal deneyimin sanatsal ifadesidir.

Eserin en dikkat çekici özelliklerinden biri vurmalı çalgılara verilen geniş yerdir.

Geleneksel orkestra vurmalılarına ek olarak gonglar, çanlar ve farklı ses efektleri üreten enstrümanlar kullanılmaktadır.

Bazı bölümlerde yaylı ve üflemeli çalgılar da alışılmış rollerinin dışına çıkarak vurmalı çalgılara benzeyen sesler oluşturmaktadır.

Böylece senfoni orkestrası yalnızca melodi ve armoni üreten bir topluluk olmaktan çıkarak geniş bir tını araştırmasının merkezine dönüşmektedir.

Eserde rastlantısallık ve tınısal çeşitlilik gibi çağdaş müzik teknikleri de önemli rol oynamaktadır.

2009 yılında Dokuz Eylül Üniversitesinde hazırlanan bir akademik çalışma, bu senfoniyi tınısal ve rastlantısal kompozisyon teknikleri açısından incelemiştir.

Hayriye Hala, kişisel bir hatıranın çağdaş müzik teknikleri aracılığıyla evrensel bir sanatsal anlatıma dönüşebileceğini göstermesi açısından önemlidir.

6. “İzmir” Trombon Konçertosu ve üflemeli çalgılardaki ustalığı

Betin Güneş'in trombon sanatçısı olması, bu enstrüman için yazdığı eserlerde kendisini göstermektedir.

1993 yılında bestelediği İzmir Alto Trombon Konçertosu (Op. 33), bu alandaki çalışmalarının örneklerinden biridir.

Üç bölümden oluşan konçerto, trombonun yalnızca güçlü ve gösterişli ses özelliklerini değil, aynı zamanda lirik ve duygusal anlatım olanaklarını da ortaya koymaktadır.

Birinci bölümde gizemli ve kontrollü bir atmosfer hâkimdir.

İkinci bölümde daha sakin, içe dönük ve duygusal bir anlatım öne çıkar.

Üçüncü bölümde ise ritmik enerji artarken müzikal denge korunmaktadır.

Eserin 1993 yılında İzmir'de dünya prömiyerinin yapılacağı dönemin basınında duyurulmuştur.

Sanatçının diğer konçerto ve enstrümantal çalışmaları arasında klarnet, arp, trombon ve korno için yazdığı besteler bulunmaktadır.

Silencium, Elegie, Türkische Fantasie, Promenade ve Respekt gibi eserler de farklı enstrümanların teknik ve ifade olanaklarını değerlendirdiği çalışmalar arasında yer almaktadır.

7. “19 Mayıs 1919”: Millî Mücadele'nin senfonik anlatımı

Betin Güneş'in müziğinde tarihsel ve ulusal hafıza da önemli bir yer tutmaktadır.

Sekizinci Senfonisi, 19 Mayıs 1919, bu yönüyle özel bir anlam taşımaktadır.

19 Mayıs 1919, Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a çıkışıyla Türkiye'nin Millî Mücadele tarihinin simgesel başlangıcı olarak kabul edilmektedir.

Güneş, bu tarihi bir senfoniye taşıyarak ulusal hafızayı evrensel müzik diliyle ifade etmeye çalışmıştır.

Eserde Azerbaycan dans ritimleri, dinamik orkestral bölümler ve güçlü bir final yapısı öne çıkmaktadır.

Senfoninin dünya prömiyeri 19 Mayıs 2001 tarihinde Köln'de gerçekleştirilmiştir.

Bu eser, müzik ile tarih arasındaki ilişkinin sanatsal bir örneğidir.

Çünkü tarihsel olaylar yalnızca kitaplarda, arşivlerde veya anma törenlerinde değil, edebiyat, tiyatro, sinema ve müzik aracılığıyla da gelecek kuşaklara aktarılmaktadır.

8. Elektronik müzik ve deneysel bestecilik

Betin Güneş'in çalışmalarında çağdaş teknolojinin sunduğu olanaklar da önemli bir yer tutmaktadır.

1987 yılında Fransa'nın Bourges kentinde düzenlenen uluslararası elektroakustik müzik yarışmasında Bilimde Her Şey Vardır adlı eseriyle ödül kazanması, elektronik müzik alanındaki çalışmalarının uluslararası düzeyde dikkat çektiğini göstermektedir.

Sanatçı, elektronik seslerle geleneksel akustik enstrümanları bir araya getirerek farklı ses dünyaları oluşturmaktadır.

Adatontrum gibi deneysel çalışmaları, onun sesin fiziksel özellikleri, elektronik üretim teknikleri ve çağdaş kompozisyon yöntemlerine duyduğu ilgiyi yansıtmaktadır.

Bu yaklaşım, Türk kültürel mirasına bağlılığın modern teknolojiyle çelişmediğini göstermesi bakımından da önemlidir.

Geleneksel çalgılar ile elektronik seslerin aynı eserde bulunabilmesi, kültürel kimlik ile teknolojik yenilik arasında yeni bir ilişki kurulmasına olanak sağlamaktadır.

9. Betin Güneş'in müziğinde Doğu-Batı sentezi

Betin Güneş'in müziğini yalnızca klasik Batı müziği veya geleneksel Türk müziği kategorileri içinde değerlendirmek yeterli değildir.

Onun sanatsal yaklaşımı, iki farklı müzik kültürünün karşılıklı etkileşimine dayanmaktadır.

Batı müziğinin armonik ve biçimsel olanakları, Türk müziğinin melodik ve ritmik zenginliğiyle bir araya gelmektedir.

Bu birleşim içerisinde kimlikler tamamen ortadan kalkmamakta; aksine farklılıklarını koruyarak ortak bir anlatım oluşturmaktadır.

Bestecinin İstanbul'a, Boğaz'a, Anadolu'ya ve Türk kültürüne ilişkin hatıraları, Avrupa'da geliştirdiği teknik bilgiyle birleşmektedir.

Bu durum sanatın sınır aşan niteliğini ortaya koymaktadır.

Bir sanatçı farklı bir ülkede yaşayabilir, başka bir eğitim sisteminden geçebilir ve uluslararası kurumlarla çalışabilir.

Ancak bu süreç, doğduğu kültürle bağlarının kopması anlamına gelmek zorunda değildir.

Betin Güneş'in müzikal dünyasında İstanbul ile Köln, Anadolu ile Avrupa ve gelenek ile modernizm arasında sürekli bir etkileşim bulunmaktadır.

10. Avrupa'daki Türk toplumunun kültürel temsilinde sanatın rolü

Betin Güneş'in kariyeri, Avrupa'daki Türk toplumunun kültürel varlığını değerlendirmek açısından da önem taşımaktadır.

Avrupa'da yaşayan Türkler çoğu zaman göç, çalışma hayatı, ekonomik entegrasyon, vatandaşlık ve siyasal katılım başlıkları altında gündeme gelmektedir.

Oysa Avrupa Türk toplumunun tarihsel gelişimi yalnızca bu alanlardan ibaret değildir.

Edebiyat, müzik, sinema, tiyatro, akademi, bilim ve görsel sanatlar alanlarında da önemli bir üretim söz konusudur.

Betin Güneş gibi sanatçılar, kültürel kimliğin yalnızca korunmasına değil, yeni toplumsal ve sanatsal ortamlar içinde yeniden üretilmesine de katkıda bulunmaktadır.

Bu bağlamda sanat, göçmen kökenli toplulukların yaşadıkları ülkelerdeki görünürlüğünü artıran unsurlardan biridir.

Ayrıca farklı toplumların birbirlerini yalnızca siyasal tartışmalar üzerinden değil, ortak kültürel deneyimler aracılığıyla tanımalarını da mümkün kılmaktadır.

Türkiye ile Avrupa arasındaki ilişkilerin zaman zaman diplomatik gerilimlere sahne olduğu dikkate alındığında, kültürel ilişkilerin uzun vadeli niteliği daha belirgin hâle gelmektedir.

Siyaset değişebilir, hükümetler farklılaşabilir ve diplomatik öncelikler yeniden şekillenebilir.

Ancak kültürel etkileşim yoluyla oluşturulan bağlar, çoğu zaman bu dönemsel değişimlerin ötesine uzanabilmektedir.

11. Türkiye'nin kültürel diplomasisi ve uluslararası sanat politikaları

Betin Güneş'in sanat yolculuğu, Türkiye'nin uluslararası kültür politikalarına ilişkin bazı önemli soruları da gündeme getirmektedir.

Türkiye'nin klasik müzik geleneği, Cumhuriyet'in kuruluşundan itibaren kurumsal olarak gelişmiş ve farklı kuşaklardan besteciler yetiştirmiştir.

Cumhuriyet döneminde ortaya çıkan Türk Beşleri ile başlayan çok sesli müzik arayışı, daha sonraki kuşaklarda farklı biçimler kazanmıştır.

Betin Güneş'in besteciliği de bu geniş tarihsel gelişim içerisinde değerlendirilebilir.

Ancak çağdaş bestecilerin uluslararası görünürlüğü yalnızca bireysel yetenek ve üretkenlikle açıklanamaz.

Eserlerin düzenli olarak seslendirilmesi, kaydedilmesi, dijital arşivlerde korunması ve uluslararası konser programlarına alınması da büyük önem taşımaktadır.

Bu nedenle kültürel diplomasi yalnızca geleneksel sanatların tanıtımına indirgenmemelidir.

Çağdaş Türk bestecilerinin Avrupa, Amerika ve Asya'daki müzik kurumlarıyla ilişkilerinin güçlendirilmesi; yeni eser siparişleri, ortak festivaller ve akademik çalışmalarla desteklenmesi gerekir.

Bu tür bir yaklaşım, Türkiye'nin kültürel etkisini artırırken sanatçılara da daha geniş bir hareket alanı sağlayabilir.

Ayrıca Avrupa'da yetişen genç Türk müzisyenlerin uluslararası kurumlara erişiminin kolaylaştırılması, uzun vadeli bir kültürel yatırım olarak değerlendirilmelidir.

12. Kültürler arasında köprü kuran bir sanat anlayışı

Betin Güneş'in sanatındaki temel özelliklerden biri, kültürel farklılıkları birbirine rakip olarak görmeyen bir yaklaşım geliştirmesidir.

Batı klasik müziğinin senfonik yapısı ile Anadolu'nun aksak ritimleri aynı eserde yer alabilmektedir.

Geleneksel melodiler çağdaş armonik tekniklerle işlenebilmektedir.

Elektronik sesler, klasik orkestranın akustik dünyasıyla birleştirilebilmektedir.

Kişisel hatıralar büyük senfonik eserlerin konusu olabilmekte, ulusal tarihin önemli dönemleri ise evrensel bir müzik diliyle anlatılabilmektedir.

Bu sanatsal yaklaşım, kültürel kimliğin durağan değil, gelişen ve dönüşen bir yapı olduğunu göstermektedir.

Aynı zamanda farklı geleneklerin etkileşiminin, özgünlük kaybına yol açmak zorunda olmadığını da ortaya koymaktadır.

Tam tersine, farklı kültürel birikimlerin bilinçli biçimde değerlendirilmesi yeni ifade olanakları yaratabilmektedir.

13. İstanbul'un hafızasından Avrupa'nın konser salonlarına

Betin Güneş'in sanat yolculuğu, İstanbul Boğazı'nın kıyılarında başlayan ve Avrupa'nın önemli müzik merkezlerinden biri olan Köln'de gelişen uzun bir kültürel serüvendir.

Bu yolculukta Türkiye'de aldığı klasik müzik eğitimi, Almanya'da kazandığı uluslararası deneyim ve çağdaş kompozisyon teknikleri birbirini tamamlayan unsurlar hâline gelmiştir.

Sanatçının senfonik eserleri, konçertoları ve elektronik müzik çalışmaları, geçmiş ile gelecek arasında kurduğu ilişkinin farklı yansımalarıdır.

Onun örneği, uluslararası sanat dünyasında yer almanın kendi kültürel kimliğinden uzaklaşmayı gerektirmediğini göstermektedir.

Aksine, kültürel kökler yaratıcı bir biçimde değerlendirildiğinde uluslararası sanat dilinin zenginleşmesine katkıda bulunabilmektedir.

Bugün Avrupa'daki Türk toplumunun kültürel varlığı tartışılırken yalnızca göç tarihine veya ekonomik katkılara odaklanmak yeterli değildir.

Bu toplumun yetiştirdiği ya da uluslararası alanda tanınmasına katkıda bulunduğu sanatçıların, bestecilerin, yazarların ve bilim insanlarının çalışmaları da ortak toplumsal hafızanın önemli parçalarıdır.

Betin Güneş'in müziği, İstanbul'un kültürel mirasıyla Avrupa'nın çağdaş sanat birikiminin birbirini dışlamadan aynı eserde buluşabileceğinin örneklerinden biridir.

Çünkü müzik, farklı kültürler arasında yalnızca seslerden oluşan bir iletişim biçimi değil; hafızayı, kimliği, duyguları ve insanlığın ortak deneyimlerini taşıyan evrensel bir anlatım dilidir.

Kadir Duran
Bruxelles Korner – Kültür, Sanat ve Uluslararası İlişkiler
2 Kasım 2026 | Brüksel

 

Betin Güneş ve Branimir Slokar CSO'da - Haberler - www.sanattanyansimalar.com

Rekortmen bestecimiz Betin Güneş ve Slokar... - ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN - www.sanattanyansimalar.com

Betin Güneş İle Turkish Chamber Orchestra, Solistleri Ve Korosu Boğaziçi'nde - Haberler

  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Başka haber bulunmuyor!

Bizi Takip Edin
Facebook
Twitter
Instagram
Youtube
BRUXELLES KORNER COPYRIGHT 2015-2026
KünyeGizlilik PolitikasıRSSSitemapSitene EkleArşivİletişim
SOSYAL MEDYA BAĞLANTILARI
FACEBOOKTWITTERINSTAGRAMLINKEDINYOUTUBE

© 2026 | Yazılım: Onemsoft

Haber GönderFirma Ekleİlan Ekle