© © 2025 S-B-E Ltd AEPI ASBL

3 MAYIS 1944 Bir fikrin kurşuna dizilmeden önce mahkemeye çıkarıldığı gün.

3 MAYIS 1944 Bir fikrin kurşuna dizilmeden önce mahkemeye çıkarıldığı gün.

3 MAYIS 1944

Bir fikrin kurşuna dizilmeden önce mahkemeye çıkarıldığı gün.

Bruxelles Korner / Kadir Duran 

Hüseyin Nihal Atsız’ın kaynaklı, . “Türkçülük bir kan meselesi değil, bir şuur meselesidir.”Kaynak: Türkçülüğün Esasları üzerine yazıları ve makaleleri

 

Söz, her zaman önce söz olarak başlar. Sonra suçlamaya dönüşür. Sonra davaya. Sonra sokağa dökülür. Ve en sonunda devlet devreye girer. Çünkü devlet, sokağı hiçbir zaman boş bırakmaz.

1944 Türkiye'si bunu biliyor. Hissediyor. İçeride ideolojiler birbirinin boğazına sarılmış, dışarıda Avrupa yanıyor. Sabahattin Ali bir tarafta: öğretmen, yazar, devlet söylemine alerjik bir zihin. Öte yanda Nihal Atsız: Türkçülüğü din gibi yaşayan, düşmanını asla yarım bırakmayan biri. Bu iki adam aynı dili konuşuyor , Türkçe ama birbirlerini hiç anlamamış gibi yazıyorlar.

Hüseyin Nihal Atsız mektup yazar. Hedef alır. İsim verir. Vatan haini der. Sözcükler artık yazı değil; silahtır. 

Sabahattin Ali

Şükrü Saracoğlu’na yazılan açık mektuplar kırılma yaratır. Atsız bu mektuplarda  Sabahattin Ali’yi “komünist” olarak hedef alır, Devlete sızma iddiası ortaya atar, Açık şekilde isim verir

Sabahattin Ali dava açar.,Hakaret (iftira) davası açar,Dava Ankara’da görülür.

Hukuk devreye girer. Ama hukuk bu ülkede hiçbir zaman sadece hukuk olmamış. Duruşma salonları fikrin denendiği yerdir , suçlu değil, ideoloji yargılanır. 26 Nisan ilk duruşma. 3 Mayıs devamı. Bu iki tarih arasındaki günlerde bir şeyler örgütlenir, hazırlanır, sokağa taşınmaya hazır hale getirilir.

Ve 3 Mayıs gelir.

Ankara'da mahkeme önünde kalabalık vardır. Sloganlar vardır. Yürüyüş vardır. Polis vardır. Mahkeme önünde kalabalık toplanır, Sloganlar atılır,Yürüyüş Ulus’a doğru ilerler, Polis müdahalesi olur

Artık mesele kim haklı değildir mesele hangi ideoloji meşrudur. Hukuk sahnesi sokağa taşmıştır; sokak ise bir anda siyasi anlam yüklenir, patlar, dağılır.

Mahkeme, Atsız’ın kullandığı “vatan haini” ifadesini hakaret (sövme) olarak değerlendirir.verilen karar. Hapis cezası verilir (kısa süreli) Ancak ceza ertelenir / tecil edilir Yani Hukuken suç kabul edilir

Ama ağır bir yaptırım uygulanmaz;Yani: evet suçlusun, ama biz seni yutmayacağız. Devletin o andaki pozisyonu budur , ne tam destek, ne sert bastırma. Denge. 

Ama denge uzun sürmez.

 

Sokaktaki milliyetçi mobilizasyon devleti ürkütmüştür. Kontrol kaybı ihtimali, savaş döneminin hassasiyetiyle birleşince tablo değişir. Irkçılık-Turancılık Davası açılır. Atsız ve çevresi tutuklanır. Artık bireysel bir iftira davası değildir bu devlet davası haline gelmiştir. Küçük bir kıvılcım, daha büyük bir yangını söndürmek için kullanılmıştır.

Sonraki on yıllarda milliyetçi çevreler 3 Mayıs'ı Türkçüler Günü ilan eder. Uyanış. Saflaşma. Kimlik bilinci. Ama analitik gerçeklik başkadır: aynı gün hem görünür olunmuştur hem de bastırılınmıştır. Zafer ve yenilgi aynı tarihin içindedir  hangi tarafına bakıldığına göre anlam değişir.

İşte bu yüzden 3 Mayıs hâlâ tartışılıyor.

Çünkü bu tarih, ideolojik hafızanın hiçbir zaman tamamlanmadığını gösteriyor. Sabahattin Ali tarafından bakarsanız: bir yazar, bir öğretmen, hakarete uğramış ve sonunda  1948'de  hayatını kaybetmiştir. Atsız tarafından bakarsanız: bir ülkü, bir mücadele, devlet baskısına karşın ayakta duruş.

SONRADAN GELEN ANLAM: “DİRİLİŞ GÜNÜ” 1950’lerden sonra milliyetçi çevreler 3 Mayıs’ı “Türkçüler Günü” olarak tanımlar.

Bu anlatıya göre 3 Mayıs uyanış. kimlik bilinci ve  Aynı gün:milliyetçi hareket görünür olur.

3 Mayıs 1944. Bir yazıyla başladı. Mahkemeye taşındı. Sokağa döküldü. Devletle noktalandı.

Bu ülkede fikirlerin kaderi hep böyle olmuştur: önce suçlanır, sonra yargılanır, sonra sokakta anlam kazanır  ve en sonunda devlet gelir, defterini kapatır.

Geriye yalnızca tarih kalır. Ve tarih, kazananın yazdığı şeydir.

Ta ki başka biri gelip yeniden yazana kadar.

Bruxelles Korner / Kadir Duran 

 

 

3 MAYIS 1944  Atsız

Metin aşağıda düzeltilmiş haliyle sunulmaktadır:

3 MAYIS 1944

3 Mayıs, Türkçülüğün tarihinde bir dönüm noktası oldu. O zamana kadar yalnız duygu ve düşünce olan, edebi ve ilmi sınırları pek de aşmayan Türkçülük, 1944 yılının 3 Mayısında birdenbire hareket oluverdi.

Ali Suaviler, Süleyman Paşa'lar, Mehmet Emin'ler, Ziya Gökalp'ler, Rıza Nur'lar yalnız duygu, düşünce, iş Türkçüsü idiler; Hareket Türkçüsü olmamışlardır. Çırağan baskını Türkçü Ali Suavinin siyasi bir hareketiydi. Bunun Türkçülükle ilgisi yoktu. Sıhhiye vekili olduğu zaman gayritürkleri atarak yerine Türkleri yerleştiren Rıza Nur da fiili Türkçülük yapıyordu. Fakat bu da hareket değildi.

Türkçülükte ilk hareketi, 3 Mayıs 1944 çarşamba günü, Ankara'daki birkaç bin meçhul Türk genci yaptı. Bu bakımdan Türkçülük tarihinde onların hususi bir şerefi vardır.

Bundan sonra 3 Mayıs Türkçülerin günüdür. Ona bir bayram diyemeyeceğiz. Çünkü yıllarla süren büyük ıstırabımız o gün başlamıştır. Ona bir matem demek de kabil değildir. Çünkü bunca sıkıntıların arasında bize büyük bir imtihan vermek, yürekliyle yüreksizi er meydanında denemek, yahşiyi ile yaramayı ayırmak fırsatını vermiştir. O güne kadar tehlikelerden gafil bir çocuk topluluğu ile yürüyen Türkçülük, 3 Mayıs'ta gafletten ayılmış, maskelerin arkasındaki iğrenç yüzleri görmüş, can düşmanlarını tanımış, dost sandığı hainleri ayırt etmiş, hayalin yumuşak bulutlarından gerçeğin sert topraklarına düşmüştür.

Böyle sağlam bir sonuca varmak için çekilen bunca sıkıntılar boşa gitmiş sayılamaz. Bundan dolayı biz 3 Mayıs'a Türkçülerin günü deyip çıkıyoruz.

Türkçülük, tek sandığı düşmanına karşı 3 Mayıs hareketini yaparken onun çift olduğunu acı bir deneme ile öğrendi. Bu milli hareketin zaferinden korkan Türkçülük düşmanları, Türkçüler orta çağı andıran vahşetlerle hapse atılır ve aleyhlerinde türlü yalanlar yapılırken, onları tartışmaya çağırmak garabetini de gösterdiler. Tarih bunu bağışlamayacak ve Türkçülerin günü olan 3 Mayıs, bir gün Türklerin günü olunca onlar tarihin büyük mahkemesinde layık oldukları akıbete uğrayacaklardır.

Türkçüler! Toplu veya yalnız, her yerde 3 Mayıs'ı analım. Analım ve Kür Şad'ın hatırasını yüceltelim.

ATSIZ

 

Hüseyin Nihal Atsız

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER