tatil

Son Dakika Haberleri Türkiye ve Belçika 'nın Haber Portalı.

  • Dolar 5.8485
  • Euro 6.7211
  • GR ALTIN 221.61
  • ÇEYREK 350.19

  • 27 Nisan 2018, Cuma 12:24
Zehra Özer

Zehra Özer

Çocuklar, şahların savaşında piyon gibi kullanılmamalı

"Sevdiği ebeveynini reddetmek zorunda kalan bir çocuk benliğinin yarısını inkar etmeye zorlanır. Ebeveynlerinden birine yabancılaştırılması, çocuğun gelişmekte olan ruhuna derin yaralar açar. Bu davranışımız çocuğumuza karşı uygulayabileceğimiz en kötü istismarlardan biridir."

Başımıza gelebilecek en kötü şey çocuğumuzu kaybetmektir. Hepimiz buna katılırız ama yine de ebeveynlerden biri, ebeveyn yabancılaşmasıyla karşı karşıya kaldığında ve çocuğu ile bağlantısı koparıldığında, kimse buna müdahale etmez. "Ebeveyn yabancılaşması", ebeveyn ile çocuk arasındaki en aşırı temas kopuşunu tanımlayan bir terimdir. Bu terim, ihmal eden veya istismar eden bir ebeveynini daha az görmek isteyen ya da artık görmek istemeyen çocuklarla alakalı değildir. Sözkonusu olan sevdiği ve benimsediği bir ebeveyninin etkisi altında, sevdiği ve benimsediği diğer ebeveyniyle temasını tamamen koparmak zorunda kalan çocuklardır.

"Abla ben eşimden ayrıldım ama çocuğumu bana göstermiyorlar" cümlesini duyduğumda tüylerim diken diken olur... öfkemize yenik düşerek çocuğumuzu annesinden veya babasından koparmaya hakkımız var mıdır? 

Çözüm aslında çok basittir. Sonuçta hakim tarafından yasal olarak takip edilmesi gereken bir ikamet düzenlemesi belirlenir. Aile mahkemesi tarafından belirlenen ebeveyn ve çocuk arasındaki kişisel iletişimi reddetmek sizi cezalı duruma düşürebilir. Biz bir hukuk devletinde yaşıyoruz ve yasalar ihlal edildiğinde, adaletin ve polisin müdahale edeceğine inanırız.

Ancak, ebeveyn yabancılaşması durumunda, kısmen iktidarsızlıktan ve kısmen yașananlara anlam verilemediğinden dolayı, tüm yetkililer herșeyi oluruna bırakırlar. Çocuğu ile bağlantısını bu şekilde kaybeden bir ebeveyn sürekli 'çocuğu zorlayamayız' sözleriyle karşılaşır. Özellikle, çocuk 12 yaşından büyük ise ve yasal olarak "davranışını yönlendirme" yeteneği gelişmiş bir çocuk yerine konulur ise çok fazla müdahale edilmez.

"Davranışlarını yönlendirme yeteneği" bu durumda sorgulanabilir bir kavramdır. Çocuğun kendi kararının sonucunu taşıyabileceği ve üstlenebileceğini bir varsayımdır. Iste tüm sorunlar tam da bu noktada başlar. Çocuk kimliğini ve öz güvenini geliştirmek için her iki ebeveyni ile iyi bir bağlantı halinde olmaya ihtiyaç duyar. Sevdiği ebeveynini ve o taraftaki aile fertlerini reddeden bir çocuk benliğinin yarısını inkar etmeye zorlanır. Hiçbir çocuk bu duruma bir anlam yükleyebilecek güce sahip değildir.

Bunun yanı sıra, hiçbir çocuk bir ebeveynini reddetmek gibi sert bir kararın sonucunu taşıyamaz. Çocuğun ebeveynlerinden birini seçmek istediği yanılsamasıyla yola çıkarsak eğer, ayrılığımızın tüm sorumluluğunu çocuğumuza yüklemiș oluruz. Çocuk, ebeveyn yabancılaşmasının ayrı düştüğü ebeveynine ve onun ailesine vermiş olduğu ıstırabın farkında olur.  Ebeveynini reddetmek zorunda kaldığında, çocuklarda başlayan suçluluk, utanç ve kendini kınama duyguları tahammül edilemez bir hal alır ve çoğunda intihar düşüncesine dönüşür. Düşük bir öz güven geliştirilir ve bu ıstırap uzun vadede devam eder ise eğer çocuk psikolojik sorunlarla mücadele etmeye bașlar ve bu mutsuzluğu yaşam boyunca devam eder. Ebeveyn yabancılaşması bu nedenle kișiliği henüz gelişmekte olan bir çocuğun ebeveyni tarafından maruz kalabileceği en kötü istismarlardan biridir.

"Boşanmalarda çocuğun programlı bir şekilde bir ebeveynine yabancılaştırılması sonucu çocukta 'ebeveyn yabancılaşma sendromu' gelişir. Boşanmalarda velayet savaşlarının kazananı yoktur. Iyi bir ebeveyn ilk önce çocuğunu düşünür. Kendi ihtiyaç ve çıkarı için çocuğunu kullanmaz. Ister aynı evde, ister farklı evlerde yaşasınlar, çocuklar her iki ebeveyniyle sağlıklı bir ebeveyn-çocuk ilişkisi yaşama hakkına sahiptir ve buna ihtiyaç duyar.

Hislerimize öfkemize yenik düşerek böyle bir hata yapmayalım anneler babalar. Bizler bu yașımızda bile hala annenize babanıza  ihtiyaç duyuyor iken, henüz ergenlik çağına gelmemiș çocuğumuz böylesi ağır bir yükle nasıl bașa çıkabilir ki? Kendimden bir örnek vermem gerekiyorsa, bende çocuklarının babasından ayrılmıș bir ebeveyn olarak eski eșim bana ne yașatmıș olursa olsun hiçbir zaman bunun hesabını çocuklarıma yüklemedim. Bir evlilik doğru gitmiyorsa ayrılmak bir haktır. Fakat ne olursa olsun babalarıyla ilișkilerine müdahale etmedim. Benim buna hakkım yoktu. Çocuklarımın ruhu zedelenmemesi için hakkımı bile aramaktan vazgeçtim diyebilirim. Mal mülk herzaman için kazanılır ama çocuklarımı kaybettiğimde bir daha bulamazdım. Maddi, manevi birçok kayba uğramıș olabilirim fakat çocuklarım hala yanımda ve dimdik ayaktalar. Bizim toplumumuzda, bırakalım boşanmış veya boşanmak üzere olan çiftleri, sözüm ona sorunsuz devam eden evliliklerde bile böylesi tutumun ciddi bir oranda varolduğuna inanıyorum. Özellikle annelerde bu eğilim biraz daha fazla gibi geliyor bana.

Çocukların ebeveynlerinin arasında bir seçim yapmak zorunda kalmaması için hakim tarafından belirlenen ikamet düzenlemesi var. Bu tarafsız bir hakimin dayattığı hükümlere dayanır. Bir ebeveyn hakimin hükmettiği ikamet düzenlemesini umursamaz ise ve duruma kimse müdahale etmez ise çocuğun ihtiyaç duydugu korunma hissi tamamen kaybolur. Adalet, polis ve sosyal yardım hizmetleri sorumluluklarını yerine getirmelidir ve bir kararın takip edilmemesi durumunda derhal müdahale etmenin bir yoluna bakmalıdır.

Bir çocuk böylesi sert bir karara "zorlanmamalı". Ebeveyniyle kopmalar meydana geldiğinde hızlı bir müdahaleye ihtiyaç duyulur. Ebeveyn yabancılaşmasının uygulanıp uygulanmadığı kontrol edilmelidir ve eğer uygulandığında yargı, polis ve sosyal hizmetler işbirliği yaparak, durumun uzun vadede devam etmesini ve çocuğa daha fazla zarar verilmesini engellemelidir.

Bu, ilgili hizmetler arasında danışmayı gerektirir. Araştırmalara acil ihtiyaç duyulur. Tecrübe alış verişine acil ihtiyaç duyulur. Tüm bu saydığım önlemler acilen yerine getirilmelidir çünkü ihtiyaç sahibi olan çok çocuk kendini bu durumda çok yalnız hissediyor.

Çok hashas bir konu olduğundan belki bu kadarına değinmeye hakkım yoktur fakat bencilliğimizin sonuçlarından birisi de gençlerde artmakta olan intihar vakalarıdır. Bu makalem ile sadece tek bir ebeveynin ayrıldığı eşine duyduğu kin ve nefretini yenmesini bırak sadece konu hakkında uzun uzun düşünmesini ve kendini ağır engellere maruz bıraktığı çocuğunun yerine koymasını  sağlayabilmişsem eğer bunu belirtmeyi göze alıyorum. Susarak nereye varabiliriz ki?

Bir eksiğim, bir hatam var ise affola...

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
siyaset arenasi
yukarı çık