Son Dakika Haberleri Türkiye ve Belçika 'nın Haber Portalı.

  • Dolar 4.6794
  • Euro 5.4552
  • GR ALTIN 191.00
  • ÇEYREK 313.16

  • 27 Nisan 2018, Cuma 12:24
Zehra Özer

Zehra Özer

Çocuklar, şahların savaşında piyon gibi kullanılmamalı

"Sevdiği ebeveynini reddetmek zorunda kalan bir çocuk benliğinin yarısını inkar etmeye zorlanır. Ebeveynlerinden birine yabancılaştırılması, çocuğun gelişmekte olan ruhuna derin yaralar açar. Bu davranışınız çocuğunuza karşı uygulayabileceğiniz en kötü istismarlardan biridir."

Başımıza gelebilecek en kötü şey çocuğumuzu kaybetmektir. Hepimiz buna katılıyoruz. Ve yine de ebeveynlerden biri, ebeveyn yabancılaşmasıyla karşı karşıya geldiğinde ve çocuğuyla bağlantısını kaybettiğinde, kimse buna müdahale etmez. "Ebeveyn yabancılaşması", ebeveyn ile çocuk arasındaki en aşırı temas kopuşunu tanımlayan bir terimdir. Bu terim, ihmal eden veya istismar eden bir ebeveyni daha az görmek isteyen ya da artık görmek istemeyen çocuklarla ilgili değildir. Sözkonusu olan sevdiği ve benimsediği bir ebeveyninin etkisi altında, sevdiği ve benimsediği diğer ebeveyniyle temasını tamamen koparmak zorunda kalan çocuklardır.

"Abla ben eşimden ayrıldım ama çocuğumu bana göstermiyorlar" cümlesini duyduğumda tüylerim diken diken olur... öfkemize yenik düşerek çocuğumuzu annesinden veya babasından koparmaya hakkımız var mıdır? 

Çözüm aslında çok basittir. Sonuçta hakim tarafından yasal olarak takip edilmesi gereken bir ikamet düzenlemesi belirlenir. Aile mahkemesi tarafından belirlenen ebeveyn ve çocuk arasındaki kişisel iletişimi reddetmek sizi cezalı duruma düşürebilir. Biz bir hukuk devletinde yaşıyoruz ve yasalar ihlal edildiğinde, adaletin ve polisin müdahale edeceğine inanıyoruz.

Ancak, ebeveyn yabancılaşması durumunda, kısmen iktidarsızlıktan ve kısmen yașananlara anlam verilemediğinden dolayı, tüm yetkililer herșeyi oluruna bırakırlar. Çocuğu ile bağlantısını bu şekilde kaybeden ebeveynler sürekli 'çocuğu zorlayamayız' sözleriyle karşılaşırlar. Özellikle, çocuk 12 yaşından büyük ise ve yasal olarak "davranışını yönlendirme" yeteneği gelişmiş bir çocuk yerine konuluyor ise çok fazla müdahale etmezler.

"Davranışlarını yönlendirme yeteneği" bu durumda sorgulanabilir bir kavramdır. Çocuğun kendi kararının sonuçlarını taşıyabileceği ve üstlenebileceğini bir varsayımdır. Iste sorunlar da tam burada başlar. Çocuk kimliğini ve öz güvenini geliştirmek için her iki ebeveyni ile iyi bir bağlantı halinde olmasına ihtiyaç duyar. Sevdiği ebeveynini ve o taraftaki aile fertlerini reddeden bir çocuk benliğinin yarısını inkar etmeye zorlanır. Hiçbir çocuk kendine bu seviyede anlam verebilecek güce sahip değildir.

Bunun yanı sıra, hiçbir çocuk bir ebeveynini reddetmek gibi sert bir kararın sonuçlarını taşıyamaz. Çocuğun ebeveynlerinden birini seçmek istediği yanılsamasıyla yola çıkarsak eğer, ayrılığımızın tüm sorumluluğunu çocuğumuza yüklemiș oluruz. Çocuklar, ebeveyn yabancılaşmasının ayrı düştüğü ebeveynine ve onun ailesine vermiş olduğu ıstırabın farkında olurlar.  Ebeveynini reddetmek zorunda kaldığında, çocuklarda başlayan suçluluk, utanç ve kendini kınama duyguları tahammül edilemez bir hal alır ve çoğu zaman intihar düşüncelerine dönüşür. Düşük bir öz güven geliştirirler ve bu ıstırap uzun vadede devam ederse eğer çocuk psikolojik sorunlarla mücadele etmeye bașlar ve bu mutsuzluğu yaşam boyunca devam eder. Ebeveyn yabancılaşması bu nedenle kișiliği henüz gelişmekte olan bir çocuğun ebeveynleri tarafından maruz kalabileceği en kötü istismarlardan biridir.

"Boşanmalarda çocuğun programlı bir şekilde bir ebeveynine yabancılaştırılması sonucu 'ebeveyn yabancılaşma sendromu' gelişir. Boşanmalarda velayet savaşlarının kazananı yoktur. Iyi ebeveynler ilk önce çocuğunu düşünür. Kendi ihtiyaç ve çıkarları için çocuklarını kullanmazlar. Ister aynı evde, ister farklı evlerde yaşasınlar, çocuklar her iki ebeveyniyle sağlıklı bir ebeveyn-çocuk ilişkisi yaşama hakkına sahipler ve buna ihtiyaç duyarlar.

Hislerinize öfkenize yenik düşüp böyle bir hata yapmayın anneler babalar. Bizler bu yașta bile hala annemize  babamıza  ihtiyaç duyuyor iken, henüz ergenlik çağına gelmemiș çocuğumuz böylesi ağır bir yükle nasıl bașa çıkabilir ki? Kendimden bir örnek vermem gerekiyorsa, bende çocuklarının babasından ayrılmıș bir ebeveyn olarak eski eșim bana ne yașatmıș olursa olsun hiçbir zaman bunun hesabını çocuklarıma yüklemedim. Bir evlilik doğru gitmiyorsa ayrılmak bir haktır. Fakat ne olursa olsun babalarıyla ilișkilerine müdahale etmedim. Benim buna hakkım yoktu. Çocuklarımın ruhu zedelenmemesi için hakkımı bile aramaktan vazgeçtim diyebilirim. Mal mülk herzaman için kazanılır ama çocuklarımdan birini kaybetmiș olsaydım eğer o çocuğumu bir daha bulamazdım. Maddi, manevi olarak çok kayba uğramıș olabilirim ama çocuklarım hala yanımdalar ve dimdik ayaktalar. Bizim toplumumuzda, bırakalım boşanmış veya boşanmak üzere olan çiftleri, sözüm ona sorunsuz devam eden evliliklerde bile ciddi bir oranda varolduğuna inanıyorum. Özellikle annelerde bu eğilim biraz daha fazla gibi geliyor bana.

Çocuğun ebeveynleri arasında seçim yapma sorumluluğu olmaması için hakim tarafından belirlenen ikamet düzenlemesi var. Bu tarafsız bir hakimin dayattığı hükümlere dayanır. Bir ebeveyn hakimin hükmettiği ikamet düzenlemesini umursamaz ve kimse buna müdahale edemez ise eğer çocuğun korunma hissi tamamen kaybolur. Adalet, polis ve sosyal yardım hizmeti sorumluluklarını yerine getirmeli ve bir kararın takip edilmemesi durumunda derhal müdahale etmenin bir yoluna bakmalı.

Bir çocuk böylesi sert bir karar almaya "zorlanmamalı". Ebeveynleriyle kopmalar meydana geldiğinde hızlı bir müdahaleye ihtiyaç duyulur. Ebeveyn yabancılaşmasının olup olmadığı kontrol edilmeli ve eğer var ise yargı, polis ve sosyal hizmetler işbirliği yaparak, durumun uzun vadede devam etmesini ve çocuğa daha fazla zarar verilmesini engellemeli.

Bu, ilgili makamlar arasında danışmayı gerektirir. Araştırmalara acil ihtiyaç var. Tecrübe alış verişine acil ihtiyaç var. Tüm bu saydığım önlemler acilen yerine getirilmeli çünkü ihtiyaç sahibi olan çok çocuklar var ve onlar kendilerini çok yalnız hissediyorlar.

Çok hashas bir konu olduğundan belki de bu kadarına değinmeye hakkım yok ama bencilliğimizin sonuçlarından birisi de gençlerde artmakta olan intihar vakalarıdır. Bu makalem ile sadece tek bir ebeveynin ayrıldığı eşine duyduğu kin ve nefretini yenmesini bırak sadece konu hakkında uzun uzun düşünmesini ve kendisini ağır engellere maruz bıraktığı çocuğunun yerine koymasını  sağlayabilmişsem eğer bunu belirtmeyi göze alıyorum. Susarak nereye varacağız? Bir eksiğimiz, bir hatamız var ise affola...

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
siyaset arenasi
yukarı çık