Son Dakika Haberleri Türkiye ve Belçika 'nın Haber Portalı.

  • Dolar 5.7314
  • Euro 6.3529
  • GR ALTIN 277.35
  • ÇEYREK 453.56

  • 27 Nisan 2018, Cuma 12:24
Zehra Özer

Zehra Özer

Çocuklar, şahların savaşında piyon gibi kullanılmamalı

"Sevdiği ebeveynini reddetmek zorunda kalan bir çocuk benliğinin yarısını inkar etmeye zorlanır. Ebeveyn yabancılaştırılması, çocuğun gelişmekte olan kişiliğini zedeler ve ruhunda derin yaralar açar, dolayısıyla bir çocuğa karşı uygulanabilecek en kötü istismarlardan biridir."

Başımıza gelebilecek en kötü şey çocuğumuzu kaybetmektir, hepimiz buna katılırız. Fakat ebeveynlerden biri, ebeveyn yabancılaşmasına maruz kaldığında ve çocuk ile bağlantısı koparıldığında, kimse buna müdahale etmez. "Ebeveyn yabancılaşması", ebeveyn ile çocuk arasındaki en aşırı bağlantı kopuşunu tanımlayan bir terimdir. Bu terim, ihmal eden veya istismar eden bir ebeveynini artık daha fazla görmek istemeyen çocuklarla alakalı değildir. Sözkonusu olan sevdiği ve benimsediği bir ebeveyninin etkisi altında, sevdiği ve benimsediği diğer ebeveyniyle irtibatını tamamen koparmak zorunda kalan çocuklardır.

"Eşimden ayrıldım ama çocuğumu bana göstermiyorlar" cümlesini duyduğumda tüylerim diken diken olur... öfkemize yenik düşerek çocuğumuzu annesinden veya babasından koparmaya hakkımız var mıdır? 

Çözüm aslında çok basittir. Sonuçta hakim tarafından yasal olarak takip edilmesi gereken bir ikamet düzenlemesi belirlenir. Aile mahkemesi tarafından belirlenen ebeveyn ve çocuk arasındaki kişisel iletişimi reddetmek sizi cezalı duruma düşürebilir. Biz bir hukuk devletinde yaşıyoruz ve yasalar ihlal edildiğinde, adaletin ve polisin müdahale edeceğine inanırız.

Ancak, ebeveyn yabancılaşması durumunda, kısmen iktidarsızlıktan ve kısmen yașananlara anlam verilemediğinden dolayı, tüm yetkililer herșeyi oluruna bırakırlar. Çocuğu ile bağlantısını bu şekilde kaybeden bir ebeveyn sürekli 'çocuğu zorlayamayız' sözleriyle karşılaşır. Özellikle, çocuk 12 yaşından büyük ise ve yasal olarak "davranışını yönlendirme" yeteneği gelişmiş bir çocuk yerine konulur ise çok fazla müdahale edilmez.

"Davranışlarını yönlendirme yeteneği" bu durumda sorgulanabilir bir kavramdır. Çocuğun kendi kararının sonucunu taşıyabileceği ve üstlenebileceğini bir varsayımdır. Iste tüm sorunlar tam da bu noktada başlar. Çocuk kimliğini ve öz güvenini geliştirmek için her iki ebeveyni ile iyi bir bağlantı halinde olmaya ihtiyaç duyar. Sevdiği ebeveynini ve o taraftaki aile fertlerini reddeden bir çocuk benliğinin yarısını inkar etmeye zorlanır. Hiçbir çocuk bu duruma bir anlam yükleyebilecek güce sahip değildir.

Bunun yanı sıra, hiçbir çocuk bir ebeveynini reddetmek gibi sert bir kararın sonucunu taşıyamaz. Çocuğun ebeveynlerinden birini seçmek istediği yanılsamasıyla yola çıkarsak eğer, ayrılığımızın tüm sorumluluğunu çocuğumuza yüklemiș oluruz. Çocuk, ebeveyn yabancılaşmasının ayrı düştüğü ebeveynine ve onun ailesine vermiş olduğu ıstırabın farkında olur.  Ebeveynini reddetmek zorunda kaldığında, çocuklarda başlayan suçluluk, utanç ve kendini kınama duyguları tahammül edilemez bir hal alır ve çoğunda intihar düşüncesine dönüşür. Düşük bir öz güven geliştirilir ve bu ıstırap uzun vadede devam eder ise eğer çocuk psikolojik sorunlarla mücadele etmeye bașlar ve bu mutsuzluğu yaşam boyunca devam eder. Ebeveyn yabancılaşması bu nedenle kișiliği henüz gelişmekte olan bir çocuğun ebeveyni tarafından maruz kalabileceği en kötü istismarlardan biridir.

"Boşanmalarda çocuğun programlı bir şekilde bir ebeveynine yabancılaştırılması sonucu çocukta 'ebeveyn yabancılaşma sendromu' gelişir. Boşanmalarda velayet savaşlarının kazananı yoktur. Iyi bir ebeveyn ilk önce çocuğunu düşünür. Kendi ihtiyaç ve çıkarı için çocuğunu kullanmaz. Ister aynı evde, ister farklı evlerde yaşasınlar, çocuklar her iki ebeveyniyle sağlıklı bir ebeveyn-çocuk ilişkisi yaşama hakkına sahiptir ve buna ihtiyaç duyar.

Öfkemize yenik düşerek böylesi hatalar yapmayalım anneler, babalar. Bizler bu yașımızda bile annemize babamıza hala ihtiyaç duyuyor iken, henüz ergenlik çağına gelmemiș çocuğumuz, böylesi ağır bir yükle nasıl bașa çıkabilir ki? Kendimden bir örnek vermem gerekiyorsa, bende çocuklarının babasından ayrılmıș bir ebeveyn olarak eski eșim bana ne yașatmıș olursa olsun hiçbir zaman bunun hesabını çocuklarıma yüklemedim. Bir evlilik doğru gitmediğinde ayrılmak bir haktır. Fakat ne olursa olsun babalarıyla ilișkilerine müdahale etmedim. Benim buna hakkım yoktu. Çocuklarımın iç dünyasını karartmamak için hakkımı aramaktan bile vazgeçtim diyebilirim. Mal mülk herzaman için kazanılır ama çocuklarımı kaybetseydim, onları bir daha bulamazdım. Maddi, manevi birçok kayba uğramıș olabilirsiniz, Allah'a havale edin geçin... Bizim toplumumuzda, bırakalım boşanmış veya boşanmak üzere olan çiftleri, sözüm ona sorunsuz devam eden evliliklerde bile böylesi tutumların ciddi bir oranda varolduğuna inanıyorum. Özellikle annelerde bu eğilim biraz daha fazla gibi...

Çocukların ebeveynlerinin arasında bir seçim yapmak zorunda kalmaması için hakim tarafından belirlenen ikamet düzenlemesi vardır. Bu tarafsız bir hakimin dayattığı hükümlere dayanır. Bir ebeveyn hakimin hükmettiği ikamet düzenlemesini umursamaz ise ve duruma kimse müdahale etmez ise çocuğun ihtiyaç duydugu korunurluk hissi tamamen kaybolur. Adalet, polis ve sosyal yardım hizmetleri sorumluluklarını yerine getirmeli ve bir kararın takip edilmemesi durumunda derhal müdahale etmenin bir yoluna bakmalıdır.

Bir çocuk böylesi sert bir karara zorlanmamalıdır. Ebeveyniyle arasında kopmalar meydana geldiğinde hızlı bir müdahaleye ihtiyaç duyulur. Ebeveyn yabancılaşmasına maruz kalıp kalmadığı kontrol edilmelidir ve eğer tespit edildiğinde yargı, polis ve sosyal hizmetler işbirliği yaparak durumun uzun vade de devam etmesini ve çocuğa daha fazla zarar verilmesini engellemelidir. Bu, ilgili hizmetler  arasında dayanışma gerektirir. Tecrübe alış verişine acil ihtiyaç duyulur çünkü ihtiyaç sahibi birçok çocuk kendini bu konuda çok yalnız hissetmektedir.

Bu makalem ile sadece tek bir ebeveynin ayrıldığı eşine karşı duyduğu kin ve nefretini yenmesini bırak sadece konu hakkında uzun uzun düşünmesini ve kendini ağır engellere maruz bıraktığı çocuğunun yerine koymasını sağlayabilmişsem eğer ne mutlu... 

Bir kusurumuz varsa affola... Sevgiyle kalın.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


belgium korner tv
yukarı çık