google.com, pub-3742645726534165, DIRECT, f08c47fec0942fa0

Son Dakika Haberleri Türkiye ve Belçika 'nın Haber Portalı.

  • Dolar 5.797
  • Euro 6.4222
  • GR ALTIN 272.98
  • ÇEYREK 446.33

  • 16 Mart 2019, Cumartesi 18:39
Yüksel Çilingir

Yüksel Çilingir

Adem oğlu kızgın fırın Havva kızı mercimek

Adem oğlu kızgın fırın Havva kızı mercimek

Herşey Adem'in yasak ağaca yaklaşmasıyla başladı aslında. Yaradanın sözüne sadık kalmadı en başta. 

Sonra bu beşeri muhteviyat, çocuklarına geçti. Yaradanın söz dinletemediği Adem, bu kez kendi çocuklarına söz geçiremedi. Bir oğlu Kabil, öteki oğlu Habil'i öldürdü. 

Tasvirlere bakıyoruz, üreme organları örtülü. Yasak bir nevi... Ama yaprak bu durur mu? Yasaktan yasak doğuyor. Beşer, şaşıyor. 

Sadakat...  Kelimeler beşeri anlatmaya yeter mi? Ama biz yine de bakalım. Türk Dil Kurumu “içten bağlılık” diyor sadakat için. 

İhanet... 1. Kutsal sayılan şeylere el uzatma, kötülük etme veya karşı davranma, hainlik, ihanet. 2. Güveni kötüye kullanma, aldatma, vefasızlık diyor ihanet için de...

Sadakat basitçe iki kelimeyle anlatılmış. Aldatmak ise dolambaçlı, bir sürü tanımı var. Beşerin gözleri dört dönüyor böyle durumlarda, bir yolunu buluyor.

O zaman, sadakat nerede başlar, nerede biter?

Gizlice yapılan şey, yanı başınızdakini etkileyecek bir şey değil gibi görünen şey, kötülük sayılır mı?

Bunun cevabı evrenin dokusunda; hiç bir anda tek başımıza degiliz. Hele fani dünyada, 510.065.284 km²'cik bir alanda...

Evrende hep doku'nuyoruz birbirimize, kimse kendisinden başkasını aldatamıyor.  

Zira;

Çıt ediyor bir şey gecenin bir vakti. Uyu(tul)dugu sanılan  can parçası, dünyanın en uzak yerinde bile olsa uyanıyor.

Bir beşer diyor ki, yoldan geçen öteki beşerlere bakıp; ben çiçeklere bakar gibi bakıyorum, güzeli seviyorum. Kır çiçeklerinin ortasına koymuş tabureyi... Ama evdeki çiçegini saksıda seviyor, ya da bacaklarını kırmış, vazoya koymuş. Su verirse yaşayacak... 

Bir başka beşer oturmuş bilgisayarın başına,  ne var canım, ha televizyon seyretmişsin ha bu diyor. Oysa,  yasak meyvenin kokusu siniyor üzerine. 

Ya da... eşinin ütülediği gömlekle, aldığı kolyeyle ne de şık görünüyor gittiği yerde... Ama o tene sinen koku, o bakışlar... 

Şarkı oluyor bunlar sonra  sineye çekenlere. Aysel ışık seli olup akarken görmüş, sözü Sezen'e vermiş, o da akmış su olup;

Bırak beni yeter aldattığın yeter

Bırak beni deli ettin

Artık çek git bu nasıl sevgi

Sen kendine aşıksın

Sen yalancısın

Hatta sevişirken bile yabancısın

Sen kimsin sen ne rahat insansın bırak

Bırak benim ıçin ne mümkün ayrılmak

Ben ayrılamam sen beni bırak

 

Sevişirken bile yabancısın da demiş ya.. Gözleri kapalı başkasını hayal ediyorsa insan sevişirken, aldatmış olmaz mı? Evine ekmeğini getirmek, saçını süpürge etmek bunu telafi eder mi?

 

Peki aldatılan gidip aldatanı aldatsa.. İki aldatma bir sadakat eder mi? 

 

Hepsi bir tarafa bu fani dünyaya tariflerin.. Bunlar kültürdür kültür diyor ya bazıları..  Biyolojimiz ne diyor buna? Biyoloji = Nefs midir? Nefsimizi durduralım derken nefesimizi durduruyor olabilir miyiz?

Ya hiçlik... Herşeyi ama ben... ile açıklarken, hiç olunur mu?

 

Sevgiyle kalın.

 

Yüksel Çilingir


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


belgium korner tv
yukarı çık